KORKUT ATADAN ÖĞÜTLER
Atalarımızın engin tecrübesi, bilgelerin öğüdü, kişi için güç kaynağı ve bir rehberdir. Her ileri gitmiş, gelişmiş toplulukta, sözü dinlenen, öğüdü tutulan, fikirlerine değer verilen, uyarısına uyulan, yol gösterici; Bilge, Atabey, Alperen ve eli öpülesi Türkan, Tomris, İlbilge Hatunlar vardır. Bugün, görevimizi yaparken, yeni bir işe başlarken, mantıklı davranabilmemiz, başarılı olabilmemiz için geçmişi iyi bilmemiz ve geleceği de gerçekçi şekilde doğru öngörmemiz gerekir. Geçmişi iyi bilmeden,bugünü doğru anlamadan,gerçekci bir gelecek pilanlayamayız. Bize geçmişimizi anlatıp hatırlatan, geleceğimizi aydınlatan ve yararlıyı gösterenler, yalvaçlar, nur yüzlü nenelerimiz, aksakallı dedelerimiz velhasıl ulu atalarımızdır. Bunların tecrübelerinden yararlanmaz, iyi, doğru ve güzeli, her defasında kendimiz arayıp bulmaya kalkarsak; zaman, emek ve para kaybına uğrarız. Burnunun dikine gitmek, isteğinde diretmek, dayatma, hırs, kin, kıskançlık, acelecilik, inat ve ısrarcılık; insanın başarıya ulaşmasını engeller. Uğraşlarımız boşa giderse üzülür, özgüven ve özsaygıyı yitiririz. Ulu sözü dinlemeyen ulurmuş! Soran,dağ aşmış,sormayan,düz yolda şaşmış. İşi Biliyorsan; yerinde, zamanında gereğince yap.Bilmiyorsan, bilene sor,uzmanına danış. Anlamadığın işe kalkışıp, baştan savma yapıp;emek,zaman ve parayı,yola saçma! Bir işi,başarıyla tamamlayınca; ertesi gün yeni bir işe başla. Şeytan,boş tüfeği değil, boş insanı,tembeli doldurur.
Büyüklerinize, birleştirici, uyarıcı, yol gösterici, cesur, dürüst, öngörülü,eğitici ve yararlı olduğu sürece, bağlı kalıp saygı gösterin. İyi, doğru,güzel işlerde örnek olan, Yanlışa karşı çıkan, kötülüğe engel olan, alp kişidir. Siz iyi kişileri, dürüstlüğü, açık sözlülüğü, iyi bir iş ve işini iyi yapması, başarısı, cesareti, güvenilir, zararsız olması, törelere saygı göstermesi ile örnek,yararlı davranışlarıyla hemen tanırsınız.
İnsan, İmtihan için yaratıldı, Ölümü istemeyin ve aramayın. Bir insanın,aklını kullanmayarak kendine yapacağı, en büyük kötülük;Vatan Hainliği,Canına Kıymak ve bir çeşit intihar olan;uyuşturucu,sarhoş edici içki, kumar,fuhuş gibi, bir kötü alışkanlık ve zararlı bağımlılık edinmek!Zamanı gelince, kaçsak bile,ölüm bizi bulacaktır. Biz, Bu İmtihan Dünyasının; güzelliklerini görüp, sevip, hayatı gereği gibi,bilgece,hikmetli,erdemli,ilkeli yaşamaya bakalım. Uçmaya vardığımızda ardımızdan; “ İyi bir insandı, Allah, Ahret Saadeti Versin” dedirtmeye çalışalım. Ne mutlu bunu başarıp, iyiliği ile ölümsüzleşerek, kalıcı eserleriyle gönüllerde yaşayanlara. İçiniz daralıp ufkunuz kararıp, umutsuzluğa düşerseniz; ya çalgı çalıp, türkü söyleyin, türkü dinleyin, ya ormanda, su kenarında dolaşın, ağaç dibinde oturun, Mezarlığa gidin, yada Kitap Okuyup; Göklere, Yeryüzüne Bakıp, Akledip Düşünüp,Öğüt,İpret Alın! Sizden üst olanlardan daha çok, altta yaşam savaşı veren, ama pesetmeyenleri görün! Açılıp rahatlarsınız. Aklınız, gönlünüz ve çevrenizle barış içinde olmaya, uyum sağlamaya ve denge kurmaya çalışın.
Her insanın geçmiş soyuna, sopuna dayalı, kalıtsal, doğuştan gelen bir kişiliği ile aile ve okul eğitimi, çevre baskısı ve inanç etkisiyle oluşan, farklı davranış ve karakter yapısı vardır. Ancak bu durum, arkasına saklanılıp; “Ne yapayım,kader, yapım, eğilimim bu, ben böyleyim” deme, yanlışa yönelme, gerekçe ve mazeretini bize vermez! Bir insanın; anası, babası, kardeşi,yani değiştiremeyeceği,iradesi,seçimi,tercihi dışında olanlar,Kader konusu olaylardan dolayı,hiçbir sorumluluğumuz yoktur! Biz,Yaptıklarımız ve Kazandıklarımızdan sorumluyuz.Yani yaptıklarımız ve Kazandıklarımız kader değildir. İnsanı, ailesi, çevresi, öğretmeni gibi zor da olsa; kendisi de sabırla, çabayla eğitip, değiştirip geliştirebilir. Aklınızı olumlu yönde kullanıp kişiliğinizi, yeteneğinizi, el becerinizi; bilgi, çalışma ve bilgelerin hayat tecrübeleriyle, öğütleriyle geliştirirseniz; sözünüze güç kazandırmış, geleceği doğru öngörerek, başarıyı yakalamış olursunuz. İnsanlar, kendilerinden; daha akıllı, başarılı, güçlü, zengin ve becerikli kişilere saygı duyar. Halk inanıp güvendiği, saygı duyduğu, sözüne değer verdiği kişiye danışır ve onu örnek alır. İşini bilen, geleceği doğru öngören, kültürlü, bilinçli kişi, işini zamanında ve gereğince yapar ve başarılı olur. Sahibine bile yararı olmayan aklı, kim istesin, kim değer versin!
Her duyduğunuz söze, yeni gördüğünüz, iyi tanımadığınız kişiye, hemen inanmayın. Düşünün, olaylara, akla, mantığa, gerçeklere uygun görüşü kabul edin. Akıl, bilgi, hayatın gerçekleri, bize; neleri okuyup, neyi ölçü alacağımızı, kimin öğüdünü dinleyeceğimizi söyler. Okumadan, başkalarını dinlemeden, yeni bilgi elde edilemez. Okumak zahmetlidir. Ancak doğru, yararlı kitabı okuyarak, sağlıklı düşünerek elde edilen bilgi, insanın gücünü artırır ve toplumda saygınlık kazandırır. Aldanmak isteyen aldanır. Aşırı iyi niyet ve duygusallık, aldatılmaya neden olur. İyice araştıralım, uyanık ve tedbirli davranıp kimseye aldanmayalım. Bizim duymak istediğimiz, hoşlandığımız sözleri söyleyen, insanlar; genelde iyi niyetli değildir.
Çok konuşma. El yemeğinde, misafirlikte; elini, sohbette, kurultayda dilini kısa tut. Bütün ümidini, beklentini tek seçeneğe bağlama. Tasarlayıp uygulamaya koymak istediğin her işte, bir ikinci seçeneğin, şıkkın, B planın olsun.
Uzun süredir tanımadığın, kötü günde denemediğin, alışveriş yapmadığın, iyi bilmediğin kişinin ardına düşme. Arkadaşını bilinçli seç. Yalancı ve tembelle arkadaşlık yapma. Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun. Bir kişi ile dostlukta yada düşmanlıkta aşırılığa kaçma. İnsanlarla arana,hep bir güvenli.sosyal mesafe koy. Bir sözü, kimin söylediği kadar, ne söylediği de önemlidir. Bir işi yapma amacı, yani niyet, sonucu belirler. Çok iyi, kesin olarak bilmediğin bir konuda iddiaya girme. Bir kişi tümüyle iyi yada kötü olamaz. Sana değer vermeyen, yalan söyleyen, alay eden,kıskanan,iftira atan kişiden uzak dur. Sır, adı üstünde kimseye söylenmemesi, gizli kalması gereken bir husustur. Sırrını eşine, dostuna bile söyleme. Diline gelen lafı söyleyen, fısıldananı yapan kişi, bir gün bu boş boğazlığı ve düşüncesiz davranışının cezasını çeker. Bir iş yapacağında; yüz sor, araştır, on dinle, oku, düşün, tasarla, öngörülü pilanla ve bir defada yap,gerçekleştir. Anlamadığın, bilmediğin bir işi yapmaya kalkışıp; paranı, zamanını, emeğini yok etme. Kimseye karışma. Komşularınla, iş arkadaşlarınla iyi geçin. Biri sana akıl danışmadan, görüşünü sormadan, öğüt vermeye kalkma. Boş söz, çok konuşmak, dedikodu ve kıskançlık sahibine zarar verir. Ne borç ver, ne borç al, nede kimseye kefil ol.
Aşırılığa kaçma, orta yolu seç. Doğruyu göremiyorsan, kararsızsan; Çoğunluğa katıl ve haklılarla birlikte ol. Seçtiğin yol, dünya ile ahretin, madde ile maneviyatın kesiştiği nokta olsun. Her işinde dengeyi kurmaya, sağlamaya çalış. Az miktarlarda olmak üzere, düzenli, dengeli, sağlıklı, yeterli yemek ye. Günde en çok 6-8 saat uyu. Yatış ve kalkış saatlerin planlı olsun. Kenevir, haşhaş,tütün gibi uyuşturucu kullanıp,kötü alışkanlık edinme: zararlı bağımlılıktan kurtulmak çok zordur! Sağlık senin en değerli hazinendir, hergün yürümeyi, düzenli spor yapmayı, yaşam biçimi haline getir. Kendine, işiyin dışında dinlendirici, zevkli, yararlı bir etkinlik,uğraş (hobi) edin.
Gerçeklerden, sorunlardan kaçıp, düşe, hayale sığınanlar, umudunu başkalarının acımasına bağlayanlar, beklentilerini erteleyip, mutlu olmayı gelecek üzerine kuranlar, yada düne takılıp, dündeki yanlışlarına üzülenler, bu günü değerlendirip gereğince yaşayamazlar. Sahip olduklarını beğenmeyen, hırsa kapılıp nankörlük edip haline şükretmeyen kişiler; huzur bulmaz. Düşünmemek, yada unutmak için; yüreğini, aklını, uyuşturucu,alkollü içki,kumar ile dolduranlar; dünyanın gerçek güzelliklerini göremez.
Zor gününde düşmanından iyi davranış umma! Sen güçlüyken, zenginken, zarar vermenden çekindiğinden, yada çıkar beklentisiyle saygılı görünse de sen zayıf düşünce, gerçek yüzünü gösterir. Bu durumu anlatan onlarca atasözümüz vardır: “Domuz derisinden post, eski düşmandan dost olmaz. Kuzgunun yavrusu büyüyünce kuzgun olur. Besle kargayı oysun gözünü. Akrep, akrepliğini yapar.” Halk, mal kazanandan daha çok para harcayanı görüp konuşur. Bahçeye fidan dikenden, ev, bark yapandan daha çok, orman yakan, kentlere saldırıp halkı öldüren, evleri yıkanlar dikkat çeker. İyi, güzel, doğru, yararlı davranış; akıl, sabır, emek ve para harcamayı gerektirir. Emeksiz, özensiz yemek güzel olmaz. Devletini, Vatanını, canını, namusunu, malını savunma dışında, bir cinayet, en kötü iş olan, savaş bile; askerin fedakarlık yaparak, cesaretini, sabrını, öz canını ortaya koymadıkça, zafere dönüşemez.
Aile adını; onurla, erdemle, hikmetle,iyi şekilde sürdüremeyecek, sorumsuz, tembel, yalancı, hırsız çocuğun olacağına, hiç olmasın daha iyi! Bakıp, ilgilenip, eğitip; topluma yararlı bir kişi olarak yetiştiremeyeceksen, sabrın, sevgin, anlayışın azsa, çocuk yapma! Toplum içinde; iyilik, barış, huzur düşmanı, hırsız, hain, yalancı bir çocuğa sahip olmaktan daha kötü, daha aşağılayıcı bir durum yoktur. Her kötü, zararlı davranış, çocuğun ailesine mal edilir.
Öfkeli halde, hiç düşünmeden söylenen kötü söz, söyleyenin başına bela getirir. Yapılan bir yanlış, bir gün gelip insanın ayağına dolaşır. Konuşulan sözleri, susup sessizce, saygı ile, sabırla dinlemedikçe, yeni bir şeyler öğrenemezsin. Yalan, yanlış, çok ve boş konuşanı, kimse sevip dinlemez. Yuvarlanan içi boş kazandan çok ses çıkar. Söz sırası sana gelince; az, öz ve doğru konuş. İnat, ısrarcı, dayatmacı ve şekilci olma. Farklı görüşlere, sabır ve saygı göster. Yeni, farklı görüşleri dinlemeyen, yeniliğe, değişime açık olmayan, ilerleyip gelişip büyüyemez. Geri kalır, yıkılır, yok olur gider. Dünya yenilik ve değişim halindeyken; aynı kalayım, her şey benim ve olduğu gibi devam etsin diyenler, nerede? Yokolup gittiler! Konuştuğun sözün; ya sana, yada dinleyene bir yararı olsun. Senden sorulmadıkça kimseye akıl, öğüt vermeye, zorla yol göstermeye;arkadaşın,kardeşin,eşin, kızın, oğlun bile olsa çalışma! Dinlemez, uymaz, üzülür, insanlardan soğursun. Bir mecliste dinlediğin sözler; ya sana hayatta kullanabileceğin yeni, faydalı bilgiler öğretsin, yada güldürüp sıkıntılarını giderip rahatlatsın. Konuşulan konu, boş, seninle ilgisiz, yararsız, hatta sana zarar verebilecek nitelikteyse, orda durmak akılsızca bir davranış olacağından, hemen ayrıl. Kimsenin gizlisini araştırma, dinleme, öğrenme ve konuşma!
Kendini beğenenler, kendi görüşlerinin her zaman doğru olduğunu iddia edenler, başkalarının da doğru düşünüp, iyi bir iş yapabileceklerini kabullenmeyenler, sabırsız, öfkeli, hakaret, alay edercesine konuşanlar, sert, acımasız, anlayışsız davrananlar; makam ve mevkileri ile para gücünü ellerinden kaçırınca; yanlışlarını, hatalarını anlarlar ama son pişmanlık bir fayda vermez. Kaçan güzellikler, toplum içindeki ağırlık, önem ve itibarları, bir daha geri gelmez. Bu kişiler, kendilerine emanet edilen, görev, yetki, imkan ve gücü; topluma hizmet etmek için değil, çevresinde toplanan küçük bir çıkar grubu yararına kullanarak; halkı, kendilerine düşman ettiğinden, bir yere giderken, bir çok korumayla korunma gereği duyar hale gelmişlerdir. Görüleceği gibi toplumda iyi olmak, dost kazanmak zor, kötülük yapmak, kötü olmak kolaydır. Deli bile bir yeri kırıp yakarak, kötülük yapabilir. Acıktığını, yiyeceği ve uykusu geldiğini, çalışmanın zorluğunu ve işten kaytarmanın yolunu bilir! Dürüst davranmak, borcunu gününde ödemek, toplumsal kurallara uygun davranmak, gerçekçi olup şartlara uygun karar vermek, yasal, meşru ve topluma yararlı bir meslek edinmek, işini, görevini zamanında ve gereğince yapmak, kişiye saygınlık ve güç kazandırır. Dürüst, örnek davranışlı kişi, güneş ve yağmur gibidir, çevresini aydınlatır,ısıtır, yeşertir. Bilgi ve becerisini, toplum hizmetine sunar. Olumlu bir ortam oluşmasına etki ve katkı yapar. Halk uzun dönemde bireyleri, başarılarına göre değerlendirir. Onlara, topluma verdikleri kalıcı hizmetlere göre saygı gösterir. Yıllar sonra bile, ilkeli, onurlu, cesur, kişilikli, fedakar, kararlı, yararlı davranış ve özellikleriyle tanınıp anılan, aranan, büyük insanlar hep olmuştur.
Ata dururken oğul söz söyler, ana dururken kız buyruk eyleyip, ev hizmetlerini, bir bardak suyu bile anadan, atadan isteyip beklerse; o ailede söz ayağa düşer. O ocakta duman tütmez, sevgi, saygı, birlik, beraberlik, dirlik, huzur ve mutluluk olmaz.
İnsanlar duyduğu sözü, yaşadığı olayları, gördüğü çevreyi, karşılaştığı sorunları; inancı, bilgisi, kültürü ve görgüsüne göre değerlendirip yorumlar. Akıl, yetenek, beceri ve tecrübesine göre ise çözüm üretir. Her işin gerçek sebebini görüp, bir de olacakları doğru öngörebilmek çok zordur. Bu nedenle başarı için başkalarının hatalarından ders, ibret almak, tecrübesinden, öğüdünden yararlanmak gerekir. Ben bilirimcilik, ısrar, inat veya düşüncesiz davranış, emek, para ve zaman kaybına neden olur. İnsanların başarılı, kendiyle barışık, özgüvenli, gelecekten umutlu olabilmeleri için onlara; yetenek ve becerilerine, eğilim ve beklentilerine uygun, anladıkları, iyi bildikleri görev ve işler vermek gerekir. Zorla, kayırmayla veya acıyarak, bir kişiye; ehil olmadığı, anlamadığı bir işi, değeri verirsek; hak etmediği bir göreve getirirsek, bu kişi gönülsüz veya yeteneksiz olduğundan bu işi zamanında ve gereğince yapamayıp başarısız ve mutsuz olacak. O görevin ehli olup o işi en iyi şekilde yapacak olan diğer kişi de, küsüp bozuk işleyen sistemin çarkları arasında, ezilip yok olup gidecektir. Gönülsüz yapılan iş, yenilen aş, ya karın ağrıtır, ya baş demişler. Zorla ve isteksiz yapılan işten hayır gelmez. İnsanın huzurlu, başarılı ve mutlu olabilmesi için eşini ve işini sevmesi gerekir. Görevini ihmal eden yada kötüye kullanarak bize maddi ve manevi zarar veren yakınımız da olsa, ona sebep olduğu zararı ödettirmemiz gerekir. Mazeretine, bahanesine, yalanına kanıp, acıyarak; anlayış gösterir, affeder, tekrar iş, imkan, fırsat tanırsak; bu sorumsuz kişi değişmeyip, kıskançlık, namertlik, nankörlük ederek, bize daha büyük zarar verecektir. Yılanın zehirli olduğunu; yılan, akıllı ve bilgili kişi ile birde ona ısırılıp sokulan bilir. Aynı hataya ikinci defa düşmenin ahmaklık göstergesi olduğunu unutmayalım. Bir kişi yedisinde neyse, yetmişinde de odur. Huylu huyundan vazgeçmez. Vahşi hayvan doğasının gereğini yapar. Dağın yürüdüğünü duyarsanız inanın, ama insanın değiştim dediğine inanmayın! Çocuk,sel suyu gibidir,akıp durulup,yatağını bulup, belki değişebilir, ancak yetişkin değişmez. Birde zengine yapacağınız işi, yoksula paranız olduğunu söylemeyin. Bilginizi, size değer verenlerle paylaşın. İyilikle hatırlanmak istiyorsanız, ardınızda kalıcı bir eser, topluma yararlı bir icat, hizmet bırakın. Çocuklarınıza malınızı; onlar gençken, o mala ihtiyaç duyduğu sırada, kendiniz zarar görmeyecek şekilde ve adaletle paylaştırın. Siz ölünce, iş işten geçtikten sonra, ele geçen mal için mirasçılar size rahmet okumaz.
Başınıza bir kişiyi önder olarak seçmeden önce; onun geçmişini çok iyi araştırın. Seçtiğiniz önder, yalnızca kendi rahatını, çoluk çocuğunun geleceğini düşünüyor, gezip tozup toyda düğünde boy gösterip, sorun çıkınca, ayak üstü hemen; “biz her şeyi biliyoruz, duruma hakimiz, gerekeni yapacağız, devletimiz büyük, halkımız her şeye layıktır…” biçiminde laf kalabalığı ile konuşuyorsa, o kişiyi hemen değiştirin. Yoksa ortada bir süre sonra; ne bağımsız bir devlet, barış içinde bir ülke, nede özgür, egemen bir halk kalır.
Biz Türküz, halkımızın çoğunluğu Türk soylu, devletimiz Türk devleti, bayrağımız Türk bayrağı. Devletimizin Türk adının kalmasını, Turan Bozkırında Türkün egemen olmasını, turkuvaz renkli göklerde ay yıldızlı Türk bayrağının, sonsuza dek dalgalanmasını istiyorsak! Bunları gerçekleştirecek olan, iki kutlu değere sahip çıkarak; ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı; iyi eğitip, Türklük bilinci, yurt sevgisi, fedakarlık duygusu kazandıracak, soyu sopu Türk öğretmenlere, yine devletimizin, yurdumuzun bekçisi ordumuzu; soyu, sopu Türk subaylara emanet etmemiz gerekir. Bunu yapmazsak; ülkede azınlıklar kayırımcılık, yandaşlık, Türk devletini, devleti olarak görmediği için yolsuzluk yapar, görevini ihmal eder, kötüye kullanır, hatta isyan çıkarır. Mahkemelerde karar vermeyerek davayı, yıllarca uzatır veya yanlış taraflı karar verip, haksızlık yaparak, adaleti çiğneyip karışıklık çıkarır. Türk insanı kendini dışlanmış hissedip, devletinden soğur. Sonuçta Türk insanı; adı Türk olmasına rağmen, öz devletine sahip çıkıp korumaz. Ülkede, dirlik, düzen bozulur. Başla ayak karışır. Halk yoksulluğa, cehalete sürüklenir. Düşman cesaret bularak, her fırsatta Türke zarar verir. Parası pul, kendisi öksüz gibi olur. Ülkeyi yönetenler ile onların işbirlikçileri ise daha da zenginleşir.
Bilinçli anne ve baba ile idealist öğretmenlerin; bilgisini, tecrübesini çocuğa aktarıp, çocuklarında Türk töresini, Türk kültürünü benimseyip, günlük hayatta bu ilkelere göre, erdemli şekilde yaşayabilmesi için; büyüklerin, olgun bir kişilik yapısı içinde önce kendileri; Türk kültürüne sahip çıkıp, Türk’e uygun davranışlarıyla, gençlere örnek olmaları gerekir. İyi davranış, yararlı alışkanlık, ancak sorumluluk üstlenip,fedakarlık yaparak, dürüstlük, alınteri emek, sabır ve sevgi ile kazandırılabilir.
Alperen ruhlu kişiler, ben en büyüğüm, dünya benim demez. Dünya nimetine sahip olabilmek için yalan söyleyip, yolsuzluk,hırsızlık,hainlik yapıp, kavga ederek, cennet gibi yurdu, cehenneme çevirmez. Aklını kullanarak güzelleştirmeye, barış içinde, yaşanır hale getirmeye çalışır. Ahmak insanlar ise eşi, çocuğu, anası, babası ve kardeşiyle kavga eder. Komşusunu düşman belleyip, sürekli onunla uğraşır, ona zarar verince de sevinir! Aslında insanlar, uzun dönemde iyilik ve kötülüğü, kendilerine yaparlar. İnsan bugün yaptığı kötülüğün karşılığını, bir gün yine kötülük olarak görür. İyi olmak yetmez, uyanık, ileri görüşlü ve hazırlıklı,tedbirli davranıp; dünyada hep var olacak kötülerin, bize zarar vermesini önlemek için önlemler almamız gerekir. Tanrı’nın verdiğine şükretmek şart, ama hayat şartlarını daha da iyileştirmek, çevremizi güzelleştirmek, daha güvenli ve huzurlu bir ortam oluşturmak için çalışmakta yasak değil! Geçmişten, çevremizdeki olaylardan;öğüt, ders, ibret alıp, yanlış yapmaktan kaçınalım. Düşünmeden konuşup, yanlış yapıp üzüleceğimize, bilinçli, ilkeli, erdemli davranıp, mutlu yaşayalım.
Güzel davranışınla insanlara örnek ol, akıl danışırsa; doğru, yararlı öğüt ver. Ancak çocuğunda olsa, bir davranışı yapmaya zorlama. Sokma,kakma akılla insan; 7 adım gider. Senin görevin; bilmediğini öğretmek, yol göstermek, uyarmak. Sen sadece kendinden ve ailenden sorumlusun. Senden bir fedakarlık istendiğinde sana bir zararı olmayacaksa, yardımcı ol. Kimseyi aldatıp kullanma, ama kendini de kullandırma. Sana yapılmasını istemediğin bir davranışı, sende başkalarına yapma. Yaptığın iyiliğin karşılığını Tanrı’dan iste. Kişiden beklersen, vermez ve üzülürsün. Çocuklarından, kendi yapamadığın;hikmetli toplumsal erdemleri, isteme, bekleme.
Turan ufku kararıp, söz ayağa düşüp, gün uğursuzun olunca; toplumsal huzursuzluk, siyasi iktidarsızlık ve ekonomik krizler; devlet düzenini sarsar. Halk kendi derdine düşüp, ya olanı korumak için içine kapanır yada hırsa kapılıp, kişisel üstünlük kurma mücadelesine girişir. Her ulusun tarihinde, 2-3 göbekte bir karışık dönemler olur. Halkın çoğunluğu uzlaşıp, dürüst, cesur, bilinçli, fedakar bir önderin etrafında toplanmazsa, ülke felakete sürüklenir. Büyük önderler, manevi inanç ve ulusal töre gibi kutsal, toplumsal değerlere; gösterdiği saygı, dürüst ve başarılı geçmişi, cesur, idealist tavrı, ileri görüşlü konuşması, erdemli, kararlı ve tutarlı davranışlarıyla; Alpleri, bilinçli halkı; etrafında toplayarak, birlik ve beraberliğe, ulusal hedeflere yönlendirir. Takım çalışmasıyla halkın enerjisini, özgür ve bağımsız olma hedefine, birikimini kamusal hizmetlere dönüştürerek; ülkede güven ortamını, dirlik, düzen ve barışı yeniden kurar. Alp ve bilge kişiler, ozanlar; Türk varlığı ve birliğini, çadır kabul edersek, Bu öncüler; Türklük çadırının direkleridir.
İnsanlar toplum içinde; kişilik, bilgi ve becerileri ölçüsünde yer edinir. Kişinin başarılı olabilmesi için; inancının, amacının,niyetinin doğru, yaşantısının planlı,tutarlı, ilkeli, disiplinli, düzenli olması, işini, görevini, zamanında ve gereğince yapması gerekir. Yalancı, özgüvensiz, kendisiyle bile kavgalı, içkinin,eğlence,zevk, sefanın ve tembelliğin esiri kişiler; başarılı, huzurlu ve gelecekten umutlu olamaz. Olumlu bir kişilik sergileyemedikleri içinde dışlanır ve saygı görmezler. Çocuklarımızı; toplumda geçerli, yasal, meşru bir İş,Sanat, Meslek sahibi yapmaya çalışmalı. İşi ile ilgili gerekli tüm bilgileri onlara öğretmeliyiz. Ancak işini başarıp, mesleğinde en iyisi olmak, hayatını kimseye muhtaç olmadan, insanca sürdürebilmesini sağlayabilmek için; öncelikle onun yeteneğini açığa çıkarıp; beceri, eğilim, ilgi ve beklentilerine değer vermemiz gerekir. Ancak bu yeterli değildir. Çocuklarınızı iyi eğitin, onlara; erdemli davranışları benimseyip kazanmasında, olumlu örnek olun. Bilgili, kültürlü, bilinçli, doğru, dürüst, cesur ve hünerli olsunlar. İline, eline, diline, beline, dinine, töresine sahip çıksın. Açları doyurup,yalınayağı, çıplakları donatsın. Bilgisizi bilgili, işsizi işli etsin. Ölçülü, tutarlı, ilkeli, kararlı davranıp, ailesini utandırmasın, soyunu, sopunu, küçük düşürmesin. Çocuklarınıza, toplum içinde çekinmeden, onurla söyleyebileceği, kolayca anlaşılan, güzel anlamlı bir ad verin. Çocuklarınızın, bahtını Tanrı belirler, ama tahtını hazırlayan sizsiniz. Bir kişiyi, ya sev, yada saygı göster. Bu iki onurlu davranışa layık değilse, o zaman o kişiden uzak dur. Sana, işi düşen insanların; işlerini kolaylaştırıp, kendini ve yaşamını, onlara sevdir. Senin için çalışan insanlarla, yapacakları işleri konuş, çalışmayı birlikte planlayarak, onların katılımını, işi benimsemesini sağlaki görevlerini severek yapsınlar. İşini, kendi özel işi gibi görüp,sahiplenip,özenle,itinayla,bilinçli olarak yerine getirsin. Çevrene kendini farklı göstermeye uğraşma. Olduğun gibi görün, davran ve konuş. Şüpheci, kararsız, tutarsız, ilkesiz olma. Bu sözler, akıllı insanların öğütleridir. Bu güzel davranışları, çaba gösterip uygularsan, bil ki yararını görecek ilk kişi, sen olacaksın.
Kişiliğini kazanamamış, bilinçsiz, erdemsiz, görgüsüz, tembel, hünersiz insanlar; kişilikli, çalışkan, üretken, dürüst kişileri kıskanır. Kendi durumunu iyileştirmeye çalışacağına zaman ve enerjisini fesatlığa, iyi kişilere kötülük etmeye harcar. Bu gibi kötü düşünceli, ikiyüzlü, yalaka, hileci insanların, fitne çıkarıp, birlik ve dirliği bozarak topluma verdiği zararı; komşu düşman ülkelerin, savaşla bile vermesi mümkün değildir. İyi ile kötü, çalışanla kaytaran bir değildir. Ayırt edip, herkese hak ettiği şekilde davranmak, değer vermek gerekir. Kötüler kendilerini, söz ve davranışlarıyla belli ederler: Yalan söyler, sözünden döner, borcunu gününde ödemez, nankördür,sabretmez, şükretmez. Yoksulu iş sahibi etmez. Öksüzü koruyup okutmaz. Her fırsatta toplumsal kuralları çiğner. Çevresine zarar verir. İyi insan olmak, saygılı davranmak zordur. Aklı, iyilik için kullanmayı, düşünerek hareket etmeyi, bilgili, anlayışlı olmayı, çok çalışıp başarıyı yakalamayı, gerektirir.
Aile bireyleriyle, komşuların ve arkadaşlarınla iyi geçin. Kimseyi değmeyecek boş şeyler için üzme ve gereksiz yere kendine düşman etme. Eğer senin için önemli ise; geri gitme, taviz verme ve durumunu lehine çevirinceye kadar mücadele et. Bulunduğun yerde kendini güvende hissetmiyorsan, mutlu değilsen, araştırıp inancını yaşayacağın, kültürünü paylaşabileceğin insanların yurduna git. İnsanın Vatanı ikidir;biri Doğduğu Anavatan,Atayurt, diğeri ise işinin olduğu, karnının doyduğu, güven ve huzur içinde uyuduğu yerdir.
İnsanların çoğunluğu, toplumsal kurallara uymaz, görevini, işini zamanında ve gereğince yapmaz. Dürüstlük, açıklık, saygı ve barışa dayalı, karşılıklı, sağlıklı bir iletişim kurmaz. İlgi göstermez,sorumluluk, anlayış, fedakarlık gerektiren bir paylaşma, yardımlaşma yapmazsa; o toplumda, sosyal dayanışma, birlik ve düzen sağlanamaz. İnsanları topluma kazandırmak için büyükleri değil, suç işleyen küçükleri,öğrencileri affedip, onlara bir şans daha vermek gerekir.
İnsanın yaşamı, içinde bulunduğu doğaya çok bağlıdır. Atalarımız anlatır; Tanrı, bizi düşüncesizliğimizden, yanlış yaptığımızdan dolayı cezalandırmak için düşman askerlerini gönderip; yayladaki, bozkırdaki atlarımızı, davarlarımızı yağmalatır. Yağmur, kar vermez, otlarımızı sarartıp, soldurur, pınarları kurutup; yeşil Turan bozkırını,Gobiye, Kızılkuma döndürür. Türk ulusunu; oba, oymak, uruğ, tire, cüz böldürüp, yadellere göçe zorlar. Bu nedenle Tanrı’yı sevip, töreye uyup, birbirimize saygılı olalım. Çevremizdeki yaylayı, ormanı, akarsuyu, otlağı, gölü, denizi ve kartalından bozkurduna, özgür ruhlu hayvanları, börtü, böcüyü ve ölünce;bizi bağrına alan, kara toprağı, sevip koruyalım. Cennet gibi Yurdumuzu, ormanlarımızı, içmeye doyamadığımız suları, canımız gibi kutsal, değerli bilelim. Güzellikler yok olmasın!
Yalnız kendine güven. Kimseden yardım bekleme ve isteme. Aklını ve gücünü kabullen, buna uygun hedef belirle, iyi gelecek pilanını, gerçekleştirmek için çalış. Ayağını yorganına göre uzat. Akgünlerinde kazandığın akçelerin hepsini yeme, bir kısmını kara günler için sakla. Erdemli davran ve onurunu koru. Kimsenin görmesini, duymasını ve bilmesini istemediğin işi, gizlice de yapma. Yetenek ve becerine uygun, severek yapabileceğin bir iş edin. İlgi duymadığın, bilmediğin, anlamadığın bir işe; özentiyle,kıskanarak, dolduruşa gelerek, yada kendini ispat etmek için girme! Beceremeyip, başarısız olur, sahip olduğun değerleri kaybedip, kendini küçük düşürür, mutsuz olursun!
Türk töresine aykırı, hoş karşılanmayan, seni toplumdan dışlatacak, kötü ve yanlış davranışlardan kaçın. Sevgi ve saygının egemen olduğu; aile ve toplumda, mal ve para öne çıkmaz. Olgun kişiler makam, mevki, zenginlik ve fiziki gücü değil, iyilik, güzel huy, doğruluk ve yararlı davranışlar gibi erdemleri, toplumsal değerleri, kendine süs edinir. Çünkü huzur ve mutluluk için maddiyat kadar, manevi doygunluk ta şarttır. Huzur ve Mutluluk; Dünya ile Ahretin, Madde ile Maneviyatın; uyum ve dengesinde,oluşup,tadılır.
Hırs, kin, kızgınlık, sinir,öfke,tartışma,kavga, saldırganlık, başkalarını sindirerek yönetme, sömürme ve yok etme duygularına, gem vur. Vahşi duygularının esiri olma. Aklını ve sahip olduğun serveti, iyi ve doğru yerde kullanarak, varlığını geliştirerek, devam ettirmeye çalış. Hayatında anlayış, saygı, sabır,şükür,şefkat,merhamet, uzlaşı ve taviz gibi kavramlara, yer vermeyen;dik başlı kişi, barış ve huzurdan da vazgeçmiş sayılır. Savaş; güvenlik, huzur ve barışı sağlamanın, en zor, en tehlikeli ve bedeli; en ağır, pahalı yoludur. Komşularınla barış içinde huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorsan; diline sahip ol. Yapamayacağın sözü verme ve yerine getiremeyeceğin gözdağında bulunma. Komşuna hakaret edip onu kızdırma, kavgayı değil barışı seç. Komşunla konuş, alışveriş, ticaret yapıp sosyal ilişkilerini geliştir. Her şey karşılıklı olur. İyi bir sözü söyleyen, iyi bir işi başlatan, hep sen ol. Senden bir kötülük gelmeyeceğini anlayınca, komşunda iyi bir insansa;bilinçli davranıp, değişip, seninle daha iyi olmak için gayret gösterecektir. Ancak kötüyse,dahada azacaktır. Zulmü kabullenip,boyun eğme ve bu kötüden uzaklaş! Atalarımız;Komşun kötüyse, kaç kurtul, Evin kötüyse,sat kurtul,demiş!İyilik, alp, bilge kişilerin, hikmetli,erdemli bir davranışı, kötülük ise herkesin yapabileceği bir eylemdir. İyilik iyiliği, düşmanlık ise düşmanlığı doğurur. Fakat bu arada gaflete dalma, çalış, üret, kendini geliştir, yenilik, değişime açık ve uyanık ol. Aynı kalmaya, yerinde saymaya, olanı olduğu gibi korumaya çalışan, bir gün elindekini de kaybeder.
Türk töresine uyulmazsa ülkede dirlik, düzen bozulur. Birlik ve beraberlik yerini kıskançlığa, kavgalara bırakır. Geleneklerimiz, hayat anlayışımız, yaşam biçimimiz, kültürümüz; Türkistan coğrafyasında varolma, Turan bozkırlarında egemenliğimizi sürdürme mücadelemizden doğmuştur. Ne zaman düşüncesiz davransak, bir kötü başımıza geçip; halkın kötüsüyle birleşerek, hatta komşu düşmanlarla işbirliği yaparak, Türk’ün gönlünü, umudunu, kötülükleriyle kararttı. Büyük atamız Oğuz Kağan’ın koyduğu töreler unutuldu. Kurduğu Oğuz Birliği bozulup, Oğuz Boyları dört bir yana dağıldı. Zayıflayan Turan devleti, düşmanlarının saldırısına karşı koyamayarak, yıkıldı. Benimde mensubu olduğum; Oğuz Türkleri, birbirleriyle kısır çekişmelere başladı. Halk, devleti unutup, bir devesini üç, yedi davarını kırk yapmaya çalışır oldu. Bazıları da karın tokluğuna, eski düşman için önceleri kendine ait olan; at, davar sürülerine çoban, kızı ve oğlu ise el kapısına uşak, cariye oldu. Yenilgi, esaret, cehalet ve yoksulluk, yaşama damgasını vurdu;güvensiz,amaçsız, ucuz bir hayat, yaşamaya mahkum olduk! Yeni yetişen gençler, düşmanın inancını,anadilini, kültürünü benimsemeye, giyimini taklit etmeye başladı. Bağımsızlık, özgürlük ve sahip olunan, kişisel ve ulusal servetin kaybı; inanç ve uğraş değişikliğini, beraberinde getirdi. Yaşam şeklimizi, kültürümüzü, hayata ve geleceğe bakışımızı, olumsuz etkiledi. Yüzlerce yılın olaylarıyla doğrulanan, bilgelerin deyişiyle biçimlenen, atasözlerimizi; rehber edinseydik; kargayı kılavuz yapıp, bu kötü hallere düşmezdik. Biz, bilgelere danışmadığımızdan, düz yolda şaştık. Ulusözü dinlemediğimiz için efendiyken uşak olup, açlıktan, yorgunluktan, cahillikten uluduk.
Kendi işiyle uğraşıp,Ailesiyle birlik,dayanışma içinde olan;Hayatın güzelliklerini görür! Gerçeği gören,Doğruyu kabul eden, güzel sözü dinleyen, iyilerle bir olmayı, uzlaşıyı, sabrı, anlayışı, çevreye uyumu seçen, işini, görevini, zamanında, gereğince yapan, yerinde, az, öz konuşan; güven, huzur, barış içinde ve saygı görerek yaşar.
Akıllı insan, kendini; olduğu gibi kabul ve ifade eder. Haddini aşmaz,nankörlük etmez, israfa düşmez. Kişi akılsız davranıp, hata yapmadan, Ulu Tanrı; üzerindeki korumasını kaldırıp, cezalandırılmasına izin vermeden, hiç kimse ona, asla zarar veremez.
Düşüncelerinizi, isteklerinizi, çekinmeden, rahatlıkla, açıkça ve özgürce dile getirebiliyorsanız, o ailede, o ülkede insana saygı vardır ve o şanslı insanların, yolu açık, ufku aydınlıktır. Siz, Türklük evinin bir tuğlası ve Türk dünyasının önemli bir parçasısınız. Görev ve sorumluklarınızı bilin ve haklarınıza sahip çıkın. Yoksa Turan yurdunun ufkunu; cehalet, yoksulluk, geri kalmışlık ve güvensizlik kara bulutları sarar. Sonuçta huzursuz, mutsuz ve umutsuz olursunuz. Gülen gözlerle, sevinçle, güzelliklere bakmak yerine, aklınızı kullanamadığınız için unutmayı ve ölümü ister hale gelirsiniz.
Yakınlarınızı hatta eşinizi ve çocuklarınızı kendi haline bırakın. Ne zaman sizden akıl sorarlar, yardım isterler; o zaman öğüt verip,uyarıp,doğru yolu gösterip, yardımcı olmaya çalışın. Herkes kendi hayatını bildiğince programlayıp, yönetme hakkına sahiptir. Herkes kendi yaptığından sorumludur. Kimse, kimsenin günahını çekmez ve affettiremez!
Bizi yaratan Ulu Tanrı, belirlediği ölüm gününe kadar, bize yetecek havayı, nasıl ayarlamışsa, yeme, içme gibi tüm düğer insani ihtiyaçlarımızı da karşılayacaktır. Yalnızca önümüze üç seçenek koymuş ve bizden tercih yapmamızı istemiştir. Çok çalışırsak, helal yolu tercih edersek; A şıkkını, yok haram yolu seçersek; B şıkkını tercih etmiş oluruz. Veya C yi tercih ederek; hiç çalışmaz, ana, baba, yada yakınlarımızın sırtından geçiniriz. Tanrı seçimimize göre, nasibimizi ayırıp kararlaştıracaktır. İnsan ne yaparsa yapsın, ölüm günü ve şeklini değiştiremez. Öyleyse korkmaya gerek yok. Tanrıya inanıp güvenirsek, doğru davranıp, dürüst çalışırsak, rahatlar, huzur bulur. Atamızın, anamızın verdiği adı, yüceltmiş, hemde saygı görmüş oluruz. Hastalıklarımızı; yanlış inanç, zararlı alışkanlık, tutarsız davranış yada yetersiz, düzensiz beslenme nedeniyle kazanırız. Yanlış düşünce, inanç ve davranış şeklimizi, değiştirmedikçe de iyileşemeyiz.
İnsanın bulunduğu çevre ve işi, iç dünyası yani düşünce, inanç ve amacıyla uyum sağladığı ölçüde; kişi huzurlu olur ve hayata olumlu bakar.
İnanç, Dünya ile Ahretin, Madde ile Maneviyatın,bilinçli dengelenmesidir. Huzurlu ve mutlu olabilmek için benliğimiz ile çevremiz, iç ve dış dünyamız arasında, denge kurmamız şarttır. İnsan,Günlük hayatında,işinde, inancına uygun davranmakla yükümlüdür. Bunu yapamazsak, ya inançsız, yada şekilci, bağnaz, yobaz oluruz. İnsanın inancıyla yaşantısı arasına uyum olması, güzel bir şey. Ama biz bu konuyu Tanrı ile kulu arasındaki özel konu kabul edip, yargılamayı; onu ve bizi yaratan Tanrı’nın takdirine bırakalım. Katılmasakda bizden farklı düşünenlerin, görüşüne saygı göstermeliyiz. İnanan, inanmayan veya sağcı solcu diye ikiye bölünürsek, Türk’ün düşmanlarınında kışkırtması sonucu birbirimizle çatışmaya başlarız. Ülkede dirlik, düzen bozulur. Cehalet ve fakirlik, kara bulut gibi Turan bozkırının göklerini kaplayıp, huzur, güvenlik ve mutluluğu yok eder. Yılgınlık, tembellik ve korku topluma egemen olur.
Seni seveni, sende sevsen,sevginin harmanı olur.Sevgi; ısmarlama,zorla olmaz, içimden gelmiyor diyorsan,bu senin seçimin! Ancak, Sana değer verene, sen daha çok saygı göstermekle yükümlüsün. Asla nankör ve vefasız olma. Sana iyilik yapana teşekkür et. Ya bilge ol, insanlara yol göster, yada bilgelerle bir olup, bilgini, görgünü artır. Bilgeden, Alpten, işini iyi yapan sanatkardan, ulusalcı,idealist ozandan, sana bir zarar, kötülük gelmez. Gönlünü, aç insanlar gibi, tıka basa sevgiyle doldur ki kıskançlık, geçimsizlik, kin ve nefret gibi, kötü, zararlı duygulara, yer kalmasın. Bağırıp, koşup, vuranlar, dünya benim diyen beyler, hani? Şimdi neredeler? Ecel aldı, yer gizledi, yalan dünya kime kaldı? Konan göçtü, Gelen gitti. Görklü Tanrım, Türk’e akıl ve çalışkanlık versin. Yurdumuzun, kara dağları yıkılmasın. Serin gölgeli, yemyeşil ormanlarımız kesilmesin, yakılmasın. Tanrı, Türk’ü namerde değil, merde dahi muhtaç etmesin. Ulu Tanrı, ak duamızı kabul etsin. Düşüncesizliğimizi, hatamızı bağışlasın.
TANRIM, TÜRKÜ KORU VE YÜCELT
KORKUT ATA (3.-8.yy)
Best AI Website Creator