METE HAN’IN, TÜRK ULUSUNA SESLENİŞİ

Ulu Tanrı’nın yardımıyla; At Binip,Yay Çeken,26 Türk; budun, boy, el, uruğ, tire, cüz, oymak ve obasını, Gökbayrak etrafında toplayıp, birleştirdim. Tamamı Türk yiğit ve Alplerinden seçilen, onlu sisteme dayalı, düzenli bir ordu kurdum ve Turana buyruk oldum. Türk Alpleri, boy beyleri ve ordu komutanlarımızın yiğitliğiyle; Türkün düşmanı ülkelerle yaptığım savaşlardan, zaferle döndüm.
Birlik ve beraberlik olunca, Türkü kimse yenemez, Türk’e kötülük yapamaz. Önderimiz, Atamız Oğuz Kağan’ın deyişiyle: “Bir Boz oku, herkes kırabilir, Üç oku zorlanarak kırarlar, birbirine sıkıca bağlanmış, On Oku ise kimse bükemez ve kıramaz.”
Kıskançlık ateşini yakıp, birde dedikodu ile körüklerseniz; bu ateş, birbirinize olan saygı ve sevgiyi, yakıp yokeder. Geçimsiz,kıskanç, görgüsüz, bilgisiz, bilinçsiz,öngörüsüz, basit, çıkarcı insanlar olursunuz. Birlik, beraberlik, dirlik ve düzen bozulur. Dirliğin, düzenin yeniden kurulması, yıllar alır. Çıkar çekişmeleri, iktidar kavgaları, iç savaşa dönüşür. Fırsat gözleyen düşmanlar, Turan yurduna saldırır, erkeklerimizi köle, kadınlarımızı cariye ederler. Yoksulluk, cehaleti, kıskançlığı, görgüsüzlüğü ve geçimsizliği getirir. İnsanların çoğunun yoksul, bilinçsiz olduğu ülkede ise güvenlik, yardımlaşma, barış ve huzur olmaz.
Devleti ayakta tutan, güçlü kılan, halkı zengin ve mutlu yapan, ülkede birlik beraberlik, dirlik ve düzeni sağlayan kuvvet; cesur, dürüst, adaletli, en az yüzyıl sonrasını görüp, dikkate alan yönetici ile bunun akıllı, çalışkan, becerikli, dürüst memurları ve bunların saygı gösterdiği, uyup uyguladığı, toplumun birliğini sağlayan, ulusal kültür ve Türk töresidir.
Halkımızın, yöneticileri; gece gündüz, yaz kış demeden, gözetip denetlemesi, toplumsal değerlerine, verdiği vergiye, devlet malına; en az kümesteki tavuğu ve bahçedeki elma ağacı kadar, sahip çıkıp,savunup,koruması gerekir. Kişi; “Beni sokmayan yılan, bin yıl yaşasın. Üzümünü ye bağını sorma. Devlet malı deniz, yemeyen keriz. Bana zarar vermesinler de ne yaparlarsa yapsınlar. Benim rahatım iyi, ilden, elden bana ne!” derse; Bir gün, bu ufuksuz, sorumsuz, kısır, öngörüsüz, düşüncesiz, ilgisiz, duyarsız, kararsız, tatarsız, ilkesiz, ihmalci, bencil, çekingen, teslimiyetçi, silik tutum ve davranışı nedeniyle, zararın kendisine de bulaşmasına neden olur. O gün Çevresinde, bu kötü durumdan yakınıp, yardım isteyeceği, ortak tavır alacağı,bir kimsede bulamaz. İhmalcilik, nemelazımcılık, kötüleri küçük veya olduklarından büyük görmek, önemsememek,olası kötü,karanlık günler için hazırlanıp,önlem almamak; can, namus ve mal güvenliğimizin tehlikeye girmesini, hatta huzur, umut, mutluluk ile özgürlüğümüzün, yitirilmesine neden olabilir.
İçinizdeki dürüst, cesur, bilgili, kültürlü, bilinçli, çalışkan ve başarılı kişileri; kamu hizmetine getirin. Toplumsal sorunlara çözümü, kurultayda görüşerek,oylamayla alın. İşlemleri kolaylaştırmak, kamu hizmetlerini iyileştirip, çevreyi güzelleştirmek için çalışın. Sizin için çalışanlara, çevrenizdeki komşulara karşı, iyi, doğru sözlü ve güzel davranışlı olun. Sizi beğenen, takdir edenlere, sizde değer verin, saygı gösterin. Hayatta her şey karşılıklıdır, devlet yönetimi de böyledir. Evinizde, işinizde gösterdiğiniz özen ve çabayı, devlet işleri içinde gösterin ki, kurduğunuz devlet; güçlü, uzun ömürlü, insanlarınız işlerinde başarılı, günlük hayatta güvenli, huzurlu, umutlu ve mutlu olsun. Halkın, devleti; baskıyla, zorlamayla, ceza korkusuyla değil, memurlarınca verilen güven duygusu ve iyi hizmetiyle benimseyip sevmesi gerekir. Baskı ve korkuyla sağlanan göreceli iyileşme, aldatıcı ve geçicidir. Devletin sahipsiz ve yalnız bırakılmasına neden olur.
Devleti yönetsin diye seçilen, önder; dürüst, ileri görüşlü, adaletli olur, işini zamanında ve gereğince yapar, iyi insanlara değer verirse, çevresinde hep iyi insanlar toplanır. Sağlanan güven, huzur,toplumda artarak yayılır. Türk illeri güzelleşip, barış yurdu olur. İşinizde çalıştırdığınız insanlara, yaptıkları hizmete göre, karşılık verin. Bilenle bilmeyeni, çalışkanla kıytırığı ayırın, bir tutmayın. Önderi geçimsiz, kıskanç, kavgacı, yalancı olan bir iktidarın; nasıl gücü, saygınlığı olmazsa, halkı tembel bir ülkede bayındır olamaz. İnsanları, toplumsal bir güç yapan, bir ideale yönlendiren, Önder, ülkeyi bayındır yapan ise inançlı, amaçlı, bilinçli ve çalışkan bir Halktır.
Halkın, kuru bir kalabalık değil, toplumsal bir güç olabilmesi için onu oluşturan bireylerin çoğunun; kendini seven, özgüvenli, kendiyle barışık, geleceğe umutla bakan ve inanıp güvenen olması gerekir. Halk, seçtiği öndere, inanıp güvenmezse, fedakarlık yapmaz ve gösterdiği hedefe yürümez. İnancı ve ulusal duygusu zayıf insanların, üzerinde yaşadığı topraklar, gerekirse uğrunda ölünecek; bir Atayurt, Anavatan değil, parayla alıp satılacak; arazi, arsa ve tarla gibidir. Böyle kişilerce toprağın; her güz mevsiminde Çin sınırında kurulan, Pazar yerinden ve halkında; pazarda alışveriş yapan kalabalıktan bir farkı yoktur. Halka kuvvet veren, gerektiğinde onu yurt ve özgürlük için savaşan bir alp yapan; Kutsal İnanç, ulusal bilinç,etnik kimlik, amaç, niyet ve töredir. Türk’ün amacını, beklentilerini belirleyen, yaşamına, davranışlarına şekil ve umuduna yön veren;özgür yaşama,bağımsız devlet kurma hedefini, canlı tutan; yani Türk insanını, diğer halklardan ayıran, onu Türk yapan; yüzü, vücut rengi, adı değil, ulusal amacı ve benimseyip günlük hayatta yaşattığı; Türk dili, Ulusal müziği, Kültürü ve Töresidir.
Türk, özüyle özdeşleştirdiği önderine duyduğu; umudu, güveni, sevgi ve saygısını kaybederse; kendine olan özgüven ve saygıyı da yitirir. Kendi ile kavgalı, umutsuz insan, kimseye güvenmez, büyükleri saymaz, küçükleri sevmez. Büyüğün, küçüğün bilinmeyip, sözün ayağa düştüğü yerlerde; ne güvenlik, ne devlet, nede umut, huzur ve mutluluk kalır. Halkı, birlik içinde olmayan devlet; varlığını, egemenliğini, haklarını ve bağımsızlığını koruyamaz. Bu nedenle, geleceğimiz olan gençlerimize sahip çıkalım. Görev ve sorumluluklarını tam olarak bilen ve Türklüğe sevdalı alp ve bilgeler olarak yetiştirelim. Türk Gençlerinin, kişilik,karakter ve davranışlarını; Tanrı İnancı, Türk dili, Türklük ruhu, Türklük bilinci ve Türk kültürü oluşturup yönlendirsin. Türk gençleri; kültürlü, bilgili, bilinçli, erdemli, hikmetli,cesur,dürüst, tutarlı, ilkeli, tutumlu,kararlı, sabırlı, ekip,takım çalışmasına ve yeniliğe açık,iyi,doğru,güzel işlerde;dayanışma,destekleşme,imece,keşik yapan, Topluma yararlıyı yaşatıcı, ekonomik değer üretici ve paylaşımcı bir kişiliğe kavuşturulabilirse; Türk yurdu; esenlik, barış ve huzur diyarı olur.
Siz, cesur, doğru, dürüst, güvenilir olursanız, işleri kolaylaştırıp, hayatı güzelleştirirseniz; Türk halkı; Türk yurdunu ve Türk devletini sever, Türk töresine uyar. Siz birlik, beraberlik içinde olduğunuz,öngörüyle geleceğe hazırlandığınız,devletinizi,vatanınızı; sahiplenip,savunup, saldırgan düşman ve hainlere karşı,tedbir alıp,cesurca koruduğunuz sürece; Görklü Tanrı; Türkü koruyup, yüceltir.
Bugüne ve geleceğe ışık tutan, Atasözlerimizi öğrenin ve kullanıp, size akıl danışanlara, dosdoğru yolu gösterin. Aklın ve Yolun Doğrusu, Tekdir.Bana ve sana göre,iki farklı doğru yoktur. Ancak, bazı durumda, sözün ve yöntemin,hangisinin tam doğru ve yararlı olduğu, ilk anda anlaşılamaz. Bu nedenle, Farklı, aykırı görüş,öneri, çözüm yöntemlerini; dile getiren, eleştiride bulunan aydınları, sanatçıları;önyargı veya kıskançlıkla susturup, cezalandırmaya kalkmayın. Bir kişinin düşüncesine katılmak, kabul etmek zorunda değilsiniz. Karşı çıkıp,tartışacağınıza, sizde farklı görüşünüzü, özgürce açıklayıp savunun. Halk veya yönetici; aklına yatanı, alıp kullansın. Özgür olmayan insan, özgüvenli, gelecekten umutlu değildir. Çekindiğinden, doğruyu da söyleyemez. Neyin doğru ve yararlı olduğuna, bırakalım halk, kendi karar versin. Toplumu ayakta tutan, birlik, dirlik ve düzeni sağlayan etkenlerden biri de düşünce ve ifade özgürlüğüdür. İnsanlar birbirine olduğu gibi, fikirlerine de saygı göstermelidir. Siz çevrenizdeki insanlara saygı göstermezseniz, onlarda sizi önemsemez, hatta uzaklaşıp dışlar.
Ulus, Kağan’ın ailesi ve iktidarı elinde tutanların, saraylarda saltanat sürmesi için değil! Vatandaşı olduğu, Öz Devletinin; bağımsız, egemen olması ve Ailesinin özgür,mutlu yaşaması için;12 ay, 7 Gün, 24 Saat; Düşünsel ve eylemli olarak,bilfiil çalışmalıdır. Devletin güçlü, Ulusun güvenli ve Mutlu olabilmesi için bu yetmez! Liderinde; öncülük, önderlik yapıp; Türk Töresine,ilk uyan olup, iktidar gücünü,kamu yararına kullanmayı seçip, devlet olarak, yakınlarına,yandaşına değil, vatandaşına; eşit hizmet etmesi gerekir. Halk,Adaletle yönetilirse, ülkede; birlik,dirlik,güvenlik, siyasi ve ekonomik istikrar, sağlanır. Kağan, sarayda saltanat sürüp,kendi zevk ve sefasına düşüp, halkı unutursa, memurlarda kötülerle anlaşıp, yolsuzlukla devleti soyar. Halk uyanıp,bize engel olmasın,kendi sorunları içinde bocalasın diye;ülkedeki hırsıza, uğursuza, eşkiyaya,sapığa,dolandırıcıya,katile yol verir,göz yumar. Sözde, kötülerle mücadele eder,ama hiçbir zaman, bu veli nimetlerini,siyasi geleceklerini, yeminli dava ahretliklerini, yoketmezler! Yaygınlaşan rüşvet, adaletsiz kararlar, halkı devletten soğutur. Sahipsiz kalan devlet, hızla zayıflar ve çöker. Sizi idare edecek insanları seçerken, onların geçmişini iyi araştırın. Aşırı hırslı, çıkarcı, mal düşkünü, korkak, yalancı ve yabancılara;aklını, vicdanını kiralayanları, sakın önder seçmeyin. Yabancılar, hainleri ve ahmakları kullanıp, devleti içten yıpratır, bizi birbirimize düşürüp, ikiye böler. Millet olarak, geçmişteki bu tür olaylardan ders almadığımızdan, tarihte acı örnekleri çok görülmüştür.
Düşmanlarınız, sizin ülkenize göz dikip, size zarar vermeye kalkışmadıkça; savaş açmayın, barışı sonuna kadar sürdürmeye, korumaya çalışın. Düşman; Devletinizi yıkmak, Vatanınızı işgal etmek, Sizi Atayurdunuzdan sürüp çıkarmak için saldırınca! Devletinizi, Vatanınızı, Namus ve Şerefinizi savunmak için;Artık Savaşa girmek; SİZE FARZ Olmuştur! Farz Savaş Cihattır ve Allah Yolunda Mücadele Etmektir! Cihat Savaşa girince, asla çekingenlik, ihmal göstermeyin, zafere ulaşıncaya kadar,cesurca,düşmana acımadan savaşın. Düşmanın; sayısal kalabalığı, silah üstünlüğü,sizi korkutmasın.Bu imtihan dünyasında, 3 gün fazla yaşamak için;korkup düşmana teslim olmayın,esareti,köleliği,cariyeliği kabul etmeyin. Silahınız, merminiz yoksa,enaz bir düşmanı;bıçakla,sopayla taşla öldürüp;Namus ve Şerefinizi savununki; Şehitlik Rütbesini ve Ahrette Cennet Nimetini, kazanmış olursunuz! Düşmanın sözüne,vaadine inanan, kötünün yalvarmasına kanıp, acıyan, acınacak hale düşermiş! Onlar insan olup, insanca davranışa layık olsalar, sizi öldürmeye, yok etmeye çalışmazlardı. Unutmayın bir savaşı; akıl, doğru öngörü, taktik, tedbir,hazırlık, cesaret, sorumluluk, fedakarlık ve sabrın yönettiği, eğitimli, disiplinli, idealist ve inançlı asker kazanır. Uzun süren savaşlar halkı yoksul, devleti güçsüz, çocukları öksüz, umutsuz yapar. Kalıcı barış, iki ülke halkının; sabırla, özgürce yürüttüğü, eşit iletişime, yönetimlerin karşılıklı dürüstlük, açıklık, saygı, uzlaşı ve tavize dayalı değerlerin, hayata geçirilmesiyle sağlanıp korunabilir. İki ülke insanları, serbestçe görüşüp konuşarak, ticaret yaparak; kışkırtmalara dayalı düşmanlıkları dostluğa, barışa çevirirler. Ülkede barışı ve Türk devletinin devamını sağlamak için Türk Çocuk ve Gençlerinin; iyi eğitilmesi gerekir. Ulusalcılık; bir halkın, özgürce kurduğu, bağımsız devletine vatandaş olma, milli bayrağın dalgalanışını onurla seyretme, duyguları; tıpkı yeme, içme, uyuma gibi yaradılıştan, doğuştan gelen içgüdülerdir. Özgürlük ve bağımsızlık duyguları, sonradan kazanılmaz ve öğrenilmez.
Düşmanın güleryüzüne, sizi övücü tatlı sözlerine, verdiği gösterişli hediyelerine aldanmayın. Askerinizi, kendinizin tasarlayıp, ülkenizde ürettiğiniz,yerli,milli silahlarla, düzenli, disiplinli, planlı şekilde eğiterek, savaşa hazır tutun. Toplumun her sınıfı; görevini, işini, zamanında ve gereğince yapsın. Siz, bir ve güçlüyken; kimse size saldırmaya cesaret edemez. Ne zaman birbirinizin aleyhine döner, gruplara ayrılır, düşmanca davranışlara yönelirseniz; sizi güçlü ve bir yapan; Türk dilini, kültürünü, töresini yitirip, kuru kalabalık olursunuz! Bizi geçmişe bağlayan, Türklük bilincini, Türk kültürünü kaybedince, öksüz çocuğa döneriz. Bizi gözleyen düşmanlar, hemen saldırıp yoketmeye yönelir. Düşmanın baskısını, ayrımcılığını, kötülüğünü, zulmünü görünce; duyacağımız, son pişmanlık, artık bize fayda vermeyecektir. Dünya kurulalı beri, bilmem kaçıncı kez, yine aynı hataya düşmüş! Türkün canını, namusunu, malını ayaklar altına atmış oluruz. Biz, hiç akıllanmayacakmıyız? Türk ulusunu; bir ve güçlü tutan; inancı, amacı, töresi, kültürü, dili, türküsü, halk oyunu ve umutlarıdır. Devletler de aileler gibi, birliğini, iç barışı; hukuka,adalete, açıklığa, saygıya dayalı, bir yönetim düzeni ve eşitlik ilkesiyle koruyup sürdürebilir. Komşularımızla ticaret yapalım, selamlaşalım, iyi geçinelim. Hastamızı komşumuz Çinli doktora tedavi ettirelim. Bahçemizi ziraatçı İranlı komşumuza budattıralım. Yeni evi Hintli komşumuza yaptıralım. Atı, koyunu Moğol komşumuzdan alalım. Ancak, çocuğumuzun, Dini ve Milli Eğitimini;Türk kökenli olmayan bir kişiye bırakmayalım. Çocuğumuz, Türklük düşmanı öğretmenin, şeytanı evliya edinmiş hocanın;kasten yanlış söylediği,sapık fikirle zehirlenip, olumsuz etkilenir; Temiz inanç sahibi olamaz ve Türklük bilinci kazanamaz. Örneğin; öğretmenin yönlendirmesiyle Tibet Budist inancını benimser,ama ırken Tibetli olamaz.Kişilik bölünmesi sonucu, kimlik bunalımı yaşar. Her iki toplumda böyle kişiyi kendinden saymaz. Doğa kanunlarını değiştiremeyiz; Siz hiç, serçe sürüsü içinde bülbül gördünüz mü? Türkün düşmanları, sinsi ve yalancı; Tanrı,Kutsal Kitabında;Her millete,o milletten bir kardeşini, o milletin anadiliyle; Emir ve yasaklarını açıklayıcı,uyarıcı,inananları; Ahrette Cennetle müjdeleyici olarak, Elçiler gönderdiğini bildirmektedir. Örneğin Buda;iö 500 yılında, Hint halkına, Hint Dili ve Sanskıritçe yazılı, Dine metinleri;bildirip, açıklaması için gönderilmiş. Ancak ülkemize gelip,Budizm inancını yaymak isteyen,Budist rahipler:” Buda, Saka Türkü, esas adı; Burhan- Burkan Sakyamuni. Açıkladığı Dini hükümlerde, bakın gördüğünüz gibi, Uygur Türkçesi..! Siz, GÖRKLÜ TANRI-Tek Tanrı İNANCINI Bırakıp, Yüz Tanrılı, Ahreti Öngörmeyen, Reenkarnasyona,Mistisizme,Duaya dayalı, Budizme dönün,” Demektedir!
Turan coğrafyasında, Türkistan ülkesinde;manevi,ulusal, toplumsal değerlerin, Türklük erdemlerinin; eğitimle benimsenip, severek yaşatılması; devlet düzeni ve huzurun sağlanmasında en etkili güçtür. İnsanların;yargı ve güvenlik güçlerince, 7 gün 24 saat gözetilip, denetlenip, yönetimce belirlenen, siyasi değerlere göre; düşünüp davranmasını, zorlada olsa sağlamak, mümkün değildir. Ana, baba,mahalle, çevre ve okul eğitimiyle; ancak insanların %70’i; bir amaca, davranışa inanır, benimser ve buna iyilikle yönlendirilebilir. Ancak kalan %30’luk kesim zorla, baskıyla, dayatmayla, cezayla hatta idam tehdidiyle bile, belirli bir kalıba sokulamaz. İnsan doğası ve tabiat yasasının, gereği böyledir.Devlet,bireysel suçun işlenmesini,asla önleyemez. Ancak, örgütlü,toplu suç işlenmesini,tedbir alarak önlemek ve suç örgütlerini, suç işleyemez hale getirmek, zorundadır. Ülkede;can,namus ve alınteri mal güvenliğini, yeterli, ulusal, yerli, milli üretimi, ekonomik döngüyü sağlamak; Devletin, iktidar olmanın; Birincil,asli ve temel şartıdır. Hükümet; kötüleri yok edip, Güvenliği,Siyasi ve Ekonomik istikrarı sağlayamıyorsa; yasallık ve meşruiyetini yitirir. İktidar değil, İşgalci, zorba, dikta,zalim olur! Zulme boyun eğmemek, zalime karşı çıkmak, Devleti sahiplenip, Namusu, Ailesi gibi, savunup korumak ise Türkün; Asli ve Temel Görevi,Kutlu Ödevidir!
Bilinçli insanların özgüveni yüksektir. Kendileri ile barışık olurlar, ahlaki ve toplumsal değerlere önem verip, yalan söylemezler. Çocuklar, Gençler; Aile ve Okul Eğitimiyle aldıkları; Hayat için gerekli Temel Bilgileri, günlük hayatlarında kullanırlarsa, başarılı ve mutlu olurlar. Oluşan bu huzur ortamı, bilinçli davranış, barışı sağlar. Sel, fırtına, kuraklık, yangın, salgın hastalık,açlık, deprem, savaş yenilgisi gibi felaketler; ulusal ve dini duygular canlıysa, birlik, beraberlik, elbirliği, yardımlaşma, paylaşma içinde kolayca atlatılır.
Türk toplumunun; güvenlik, huzur, umut ve mutluluk içinde yaşatılabilmesi için; Türk İnsanını; iyi, doğru, güzele yönlendirecek! Aydınlık yarınlara götürecek,dosdoğru yolu gösterecek! İktidar kavgasına yol açmadan, siyasi ve ekonomik istikrarı sağlayacak! Türk boy, uruğ, tire,cüz,oymak ve obalarının; Çine, Hinde, Afganistan’a, İran’a, batıya göçlerini önleyecek olan,Önderlerin; alp, bilge ve erdemli kişilerden, seçilmesi gerekir. Biz, bizi Türk yapan, Türklük bilinç ve kimliğinden uzaklaşıp, Türk Diline, Türk Töresine, ulusal hak, görev ve sorumluluklarımıza sahip çıkmazsak; kendimizin ve çocuklarımızın, geleceğini karartmış, Turan’ın, Kutlu Ergenekon, Ötüken Yurtlarına, Ateş atıp yakmış, Karakum, Kızılkum, Taklamakan, Gobi çölüne çevirmiş oluruz.
Türkle hesabı olup, savaş yapmak için; zayıf düşmemizi bekleyen ve bahane arayan, moğol komşularımız; benim en sevdiğim, Uçan Gök Atı, Rüzgarı istese; Türk insanını, kişisel bir sorun için savaşa sokarak, üzmek istemediğim için hemen veririm. Çin hakanı evlenmek için kızımı istese, barışı korumak, Türkistan’a düşman askerlerini sokmamak için kızımdan büyük bir fedakarlık yapmasını isteyip, eş olmak üzere, Çin’e gönderirim. Ancak Turan ülkesinin; çöl, çorak, kızıl kumunda, Gobide bir kel kum tepesi, bozkırda uzanan Orhun vadisinde bir kör pınar, Ordosta bir kuru dere, yada Altayda asırlık bir kayın ağacı veya Tanrı Dağlarının bir kara kayasını, Kutu gitmiş Yada Taşını bile istese, hiç düşünmeden reddeder, atalarımızın al kanıyla sulanmış bu kutlu Vatan toprağı, Kadim Türk yurdu için ölesiye savaşırım!
Sözlerime; “İÖ 7 bin yılında yaşamış” Atamız, Turan Budunun önderi, yol göstericisi, rehberi, yalvacı,tözü,Zülkarneyn; Oğuz Kağan’ın öğüdüyle son veriyorum:

“ Mademki Beni, Kendinize Kağan Seçtiniz. Turkuvaz Renkli Gökyüzü Çadırımız, Otağımız. Türkün Dostu Bozkurt, Ongunumuz. Kıratın Yeleleri, Tuğumuz. Ak-Boz Ayyıldızlı Gökbayrak, Sancağımız Olsun. Türkün Bayrağı, Turan Yurdunda; Son Türk Alpereni, Bilgesi, Türkan Hatunu, Ölünceye Dek Dalgalansın. Mert Kişi, Düşmanlarını Ağlatıp, Dostlarını Güldürmelidir. Kağanda Olsa, Hiç Kimse; Türkün Töresini, Bozup Değiştiremez.”

UNUTMAYIN, TÜRKÜN; TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR

ULU TANRI, TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN
METE (METİN) HAN (İ.Ö. 209-174)

Offline Website Maker