*BİLGE KAĞAN GÖKTÜRK*
** BU, DİZİ FİLM: SENARYO DENEMESİNİ; Bir Öneri,Ödev,Yumuş,Görev Olarak;
Özgür Göçebe Ruhunu yitirmeyen, Türk Kültürünün, harman olduğu coğrafyada yetişmekten onur duyan, bozkır, yayla geleneklerine sahip çıkıp, yaşatmaya çalışan; inançlı, kültürlü, bilinçli, ilkeli, dürüst, ilerigörüşlü, idealist ve cesur, TÜRK İNSANINA;
T.C. DEVLETİNİN KURUCUSU ATATÜRK ve Arkadaşları ile Bilge Kağan ve Gültekin başta olmak üzere, öngörüsünü, cesaretini, aklını, birikimini, emek ve umudunu;
Türk Ulusunun, bir ideal etrafında; Özgür,Güvenli ve Mutlu beraberliği ile Türk’ün kurduğu, Türk Devletinin; Bağımsız,Bağlantısız,Cumhuriyetçi,Demokrat,Laik,Egemen ve Güçlü olması için kullanan;
Türk Bilgelerin, Alplerin, Alpaslan, Oğuz, Mete-Metin Han, Er Manas Ata,Korkut Ata, Kürşat,Selçuk, Tuğrul, Çağrı,Baybars, Ertuğrul,Osman Bey ile doğurdukları çocuklarının kulağına; “Sen, TANRI’nın; DİLDE, FİKİRDE, İŞDE; Turan Birliğini Kursun,Yaşatsın diye, Kutlu bir Görev Verdiği, Türk Dili ve Töresiyle donattığı, Türksün” diye fısıldayan, KUTLU TÜRK ANALARI’nın; İlbilge, Türkan, Hürü Apa, Tomris Hatun, Süyünbike, Kurmancan Datka, Nene Hatun, Halime Çavuş,Kara Fatma’ların, sayısız savaşlarda; Tanrının Rızası, Devletin Bağımsızlığı, Türk Ulusunun, Özgürlük ve Şerefiyle, Namusunu korumak ve Kutlu Vatanı; düşmana çiğnetmeyip, Güvenliğini sağlamak için; canını ortaya koyan, inançlı, fedakar, vicdani sorumluluk bilinci sahibi, ŞEHİTLİĞİ en büyük rütbe bilen, GAZİ ve MEHMETCİKLER’in; AZİZ RUHLARI’na, KUTLU GÖNÜLLERİ’ne; en içten saygılarımızla sunarız.
29 EKİM 2000
ALİ-HASAN-EMİNE-BABÜR-KAĞAN
GÖNÜLLERDE YAŞAYAN TÜRK
BİLGE KAĞAN GÖKTÜRK
FİLM SENARYO TASLAĞI-DENEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
***OYUNCULAR:
1- Bilge Kağan GÖKTÜRK
2- Gültekin GÖKTÜRK
3- İlteriş GÖKTÜRK
4- İlbilge HATUN
5- Konçuy Türkan HATUN
6- Bilge Tarhun,Tarkan, Tonyukuk TURAN
7- Tomris HATUN
8- Hürü HATUN
9- Turan KUTLUK
*AYRINTILI KİŞİLİKLER :
1- BİLGE KAĞAN GÖKTÜRK :
Hukuk Fakültesi mezunu, serbest avukat, siyasete atılıp ülkede kurulu iki siyasi partiden biri olan, Hilal Partisi Genel Başkanlığına seçildi. Anayasa Hukuku ve Uluslararası Hukuk alanında, mastır ve doktora yaptı. Aytürk vakfı üyesi, 45 yaşında.
2- İLTERİŞ GÖKTÜRK:
Bilge Kağan’ın babası. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Purofesörlüğünden emekli. Emekliye ayrılınca, Belediye Başkanlığına aday olup seçildi ve bir dönem belediye başkanlığı yaptı. Türk Dili ve Lehçeleri üzerine araştırma, inceleme kitapları yayınladı. Aytürk vakfı ve Hilal partisi üyesi, 67 yaşında.
3- İLBİLGE HATUN:
Bilge Kağan’ın annesi. Türk Tarihi öğretmenliğinden emekli. Aytürk vakfı, Hayvan
Severler Derneği, Doğa vakfı ve Hilal partisi üyesi, 65 yaşında.
4- GÜLTEKİN GÖKTÜRK:
Bilge Kağan’ın erkek kardeşi. Harp Okulu ve Harp Akademisi Mezunu. Orgeneral, Türk Silahlı Kuvvetleri Başkanlığı görevine getirildi. Türk Tarihi ve Türk Ordu Tarihi üzerine mastır ve doktora yaptı. TODOSK ve Aytürk vakfı üyesi. Gültekin, ağabeyi Bilge Kağan’a çok saygılı ve bağlıydı, 44 yaşında.
5- KUNÇUY, TÜRKAN HATUN:
Bilge Kağan’ın kız kardeşi, Tıp Fakültesi mezunu. Çocuk hastalıkları uzmanı. Çocuk hastalıkları ve çocuk bakımı üzerine kitapları yayınlandı. Aytürk vakfı üyesi, 40 yaşında.
6- BİLGE TARHUN,TARKAN, TONYUKUK TURAN:
Bilge Kağan’ın kayın babası. Erdemli, Hikmetli, Salih, Takva ehli bir insan. Emekli Orgeneral. Bir dönem Güvenlik Bakanlığı yaptı. Tarihi Romanları ve Kahramanlık Hikaye Kitapları yayınlandı. Aytürk vakfı üyesi, 66 yaşında.
7- TOMRİS HATUN:
Bilge Kağan’ın kaynanası. Tonyukuk’un eşi. Engelliler Öğretmenliğinden emekli. Amatör ressam ve Türk Halk Müziği Amatör korosunda faal bir müziksever. Aytürk vakfı üyesi, 63 yaşında.
8- HÜRÜ HATUN:
Bilge Kağan’ın eşi ve Tonyukuk’un kızı. ATATÜRK Üniversitesi, Türk Dili ve Lehçeleri Bölümü Öğretim Üyesi. Beş adet, Çocuk Hikaye Kitabı yayınlandı. Aytürk vakfı üyesi, 42 yaşında.
9- TURAN KUTLUK:
Bilge Kağan’ın ve Hürü Hatunun oğlu. Oğuz Kağan Üniversitesi, Uçak ve Helikopter Pilotluğu bölümü, beşinci sınıf öğrencisi. AKUT, TODOSK ve Aytürk vakfı üyesi, 20 yaşında. Silah, Askeri araç, cihaz, Lazer üzerine, Ar-Ge Çalışma ve Tasarımları var.
İKİNCİ BÖLÜM
GÖNÜLLERDE YAŞAYAN TÜRK: BİLGE KAĞAN GÖKTÜRK
*FİLM SENARYO ÖZETİ
Bilge Kağan; Türk Tarihi öğretmeni İlbilge Hatun ile Türk Dili profesörü İlteriş Göktürk’ün oğludur. Bilge;okuyup,araştıran,akledip düşünen,bilgili, kültürlü, bilinçli, ilkeli, idealist, dürüst, cesur,öngörülü, iradeli, prensipli,haddini bilen,özgüvenli,fedakar, sorumluluk sahibi, sabırlı,şükreden,tutumlu,cömert, umutlu ve kendiyle barışık bir insandır. Küçük yaştan beri alışkanlık haline getirmiş olup; gece 11’de yatar, sabah 05’de kalkar. Gece yatarken ve sabah kalkınca; mutlaka dişlerini yıkar. Dengeli, düzenli, sağlıklı ve yeterli beslenir. Uyuşturucu, alkollü içki, sigara, kumar, fuhuş gibi,bir kötü alışkanlık ve zararlı bağımlılığı yoktur. Hergün sabah, bir saat süreyle; 5 km yürür, koşar yada bisiklete biner. Hafta sonlarında ise yüzmeye gider. Bilge; akıl, ruh ve bedensel sağlığına, dikkat eder. Ayda 2 kez, Ailesiyle pikniğe,Dağ,Yayla,Orman,Göl Kampına gider;Hafta sonunu; Kırda,Doğayla başbaşa, Çadırda geçirir. Her gün akşam, 2 saat; İslam Dininin; Tek ve Temel Kitabı, Allah Sözü KURAN’IN;Türkçeye Tercümesi ile Tarih,Ekonomi ve Yönetim konularında Kitap okur. İşini, görevini; zamanında ve gereğince yapar. Herzaman, heryerde, ahlaki değerlere ve toplumsal kurallara uygun davranır. Sınırlarını ve sorumluluklarını bilir. Sorar, araştırır, akledip düşünür,etkilenip,dolduruşa gelerek;acele hareket edip, sonradan pişman olacağı, yanlış bir davranışta bulunmaz.
Bilge Kağan; annesinin, babasının anlattığı; Türk’ün fıkra,mani,hikaye, ve destanlarıyla büyüdüğünden, gönül dünyası geniştir. Büyük bir insan olmayı hayal etmiş, ulusa hizmeti amaç edinmiş, küçük yaşlardan beri, kendini devlet başkanlığına hazırlamıştır. Ancak hiçbir zaman, kendini beğenmiş, bencil, çıkarcı, başına buyruk, yalancı, yalaka, inatçı, israrcı, aksi ve tartışan,kavgacı,geçimsiz biri olmamıştır. Bilakis sosyal, sevilen bir kişilik yapısı çizmiş,yararlı söz ve olumlu davranışlarıyla; her zaman, toplumda kendini,kabul ettirmesini bilmiştir. İnsanlarla çok iyi bir iletişim kurmuş, takım, ekip çalışmasına, daima açık, iyi,doğru,güzel,yapıcı davranışlarıyla;örnek,öncü,önder olmuştur. İlköğretim okulu, lise ve üniversite dönemlerinde; sınıf başkanı, okul öğrenci derneği başkanı, okul temsilcisi seçilmiştir. Hem bilimsel zekaya, hemde duygusal zekaya sahip bir kişidir. Bilge; annesi, babası ile kardeşi Gültekin ve Türkan’la; bir dost, arkadaş ilişkisi içinde olmuş, hiçbir zaman sevdiklerini sıkıntıya sokmamış, yalan söylememiş, eziyet ve istismar etmemiş. Para ve zamanı,başarıyla yönetmiştir. Anne ve babası; çocuklarının davranış ve başarılarından, hep huzur duymuş, onlara sürekli destek olmuşlardır. Ailesi, çocuklarının; bilgili, bilinçli, görgülü, tutumlu, ulusal bilinç, milli şuura sahip olması için, onları, yazları; Atayurt Altay,Yayık-Ural,Sayan,Pamir ve Tanrı Dağları gezisine, Türkistanın; Semerkant,Kaşgar, Merv, Astana, Bişkek,Bakü,Kırım, İdil-Volga, Ötüken, Orhun, Yenisey, Seyhun, Ceyhun ile Türk Milletine;bilinen yakın dönemde, düşmanlık yapmayan; Kore, Japonya, Pakistan ve İran’a, geziye götürerek; Ufuklarını açmış,Türk’ün Anavatanını, farklı insanların dünyalarını ve gelişmiş, modern teknolojiyi, tanımasını sağlamışlardır. Ayrıca, çocuklarını, her yıl;Elektrik,Su Tesisatı,Terzilik gibi, bir Kursa göndermiş; çağdan geri kalmaması, bilgili, kültürlü, bilinçli, ilkeli, özgüvenli,yaşam sevinçli(*ancak sevincik delisi değil!), kendiyle barışık, yenilik, değişim, ilerleme ve gelişmeye açık olabilmesi için; sözü, özü bir, değerli, erdemli, hikmetli hocalardan; Din Bilgisi, bilgisayar, yüzme, tenis,at binme, atıcılık, okçuluk, tekwando dersleri aldırmıştır. Anne ve babası; üç çocuğundan hiçbirine, tokat vurmamış, hakaret etmemiş, ancak bazen uyarmış ve öğütte bulunmuşlardır.
Bilge; Hukuk Fakültesini başarıyla bitirmiş. Anayasa Hukuku ve Uluslararası Hukuk alanında mastır ve doktora yapmış. Açtığı hukuk bürosunda ulusal ve sosyal davalarla ilgilenmiş, lise çağlarında iken Türk ocağı ve Aytürk (Avşar, Yörük, Bekdik-Beydili, Türkmen) Vakfının konferanslarını, toplantılarını takip etmiş. İki Partili,Siyasi Sistem gereği, kurulu; Ulusal Sosyalist Parti ve Hilal Partisi’nden; Hilal Partisini tercih ederek, aktif siyasete atılmış. Kurultayda Hilal Partisi Genel Başkanlığına seçilmiş. İlk Genel Seçimlerde ise % 70 gibi büyük bir oy alarak, TC Devlet Başkanlığına getirilmiş, General kardeşi Gültekin’de bu dönemde; TSK Başkanlığı görevini yürütmüştür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
GÖNÜLLERDE YAŞAYAN TÜRK
BİLGE KAĞAN GÖKTÜRK
*OYUN BİRİNCİ PERDE
-Evde; anne, baba ve 10-15 yaş arası üç çocuk, sabah kahvaltısı yapmaktadır.
*SAHNE-1:
*İLTERİŞ:
- Çocuklar, kahvaltınızı bitirince hemen hazırlanın. Sizi, çoktandır istediğiniz bir yere götüreceğiz.
*ÜÇ ÇOCUK BİRDEN
- Anıtkabir’emi ?
*İLTERİŞ:
-Evet çocuklar. Bugünü size ayırdık. Önce Anıtkabire gidip,TC Devleti Kurucusu; Kemal Atatürk’ün, Anıt Kabirini ziyaret edeceğiz. Sonra, Anadolu Medeniyetleri Müzesine, daha sonra da Atatürk Orman Çiftliği’ne gideceğiz. Hem hayvanat bahçesindeki hayvanları görmüş oluruz, hemde çiftlikte piknik yaparız.
*ÜÇ ÇOCUK BİRDEN :
-Yaşasın, çok teşekkür ederiz.
*SAHNE -2
-İlteriş, İlbilge Hatun ve üç çocuğu Anıtkabir’i gezmektedir.
*GÜLTEKİN:
-Anne, ben çok duygulandım. İçim kabardı, ağlamak istiyorum, ama ağlayamıyorum.
*İLBİLGE:
-Çocuğum, duygusal olunca, geçmişi düşününce haklısın. Büyük Atatürk,Bizlere; laik, bağımsız, egemen bir ülke bırakmış. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmamızı, gelişmiş devletler arasında yer alarak, medeniyet yarışmasını kazanmamızı istemiş! Biz ise kolaycılığı, şekilciliği seçmiş. Başka milletler, bilgisayarı icat edip, aya çıkarken, biz; türban,çarşaf, YÖK, lise ve üniversite giriş sınavları,dersane,Ayasofya Cami olsun, gibi boş, gereksiz, yararsız, anlamsız konulara takılıp kalmışız. Atatürk’ün bizden ayrılmasıyla beraber, hemen yerimizde saymaya başlayıp, onun devrimlerini, ulusal hedeflerini,** (*On yılda bir, Cumhuriyet Bayramı’nın kutlanması, Ulusal kaynaklara dayalı,yerli sanayinin kurularak, dışa bağımlılıktan kurtulmak, Devletin borç para alıp,Osmanlı gibi, manda durumuna düşmemesi, Dış Türklerle kültürel iletişim kurup,eğitim ve ekonomide işbirliği yapılarak;İsmail Gaspıralının;DİLDE,FİKİRDE,İŞDE BİRLİK İdealinin,Hayata geçirilmesi gibi!),** Öğütlerini; ne yazıkki kara toprağa gömdük. Onun zamanındaki gibi, ne başımız dik! Ne Komşu Devletlerle;BALKAN VE SADABAT PAKTLARIYLA dost, müttefik,ittifak! Ne de güvenli ve umutluyuz? Enflasyon,Döviz,Faiz,Borç,İthalat ile Trafik canavarına dalandık! Mafyaya,teröre,kaçakçılığa,yasaklara,yalana,yoksulluğa, yolsuzluğa boyun eğip kabullendik! Kamu malı hırsızlarına, kapkaça, cehalete,ruhban din tacirlerine, ab-ye GeBe olduk, imf’nin kıredi,natonun bod oyunlarına,bürokrasi ve kırtasiyeciliğe yenik düştük.Dış ve iç borç batağına, saplanıp kaldık.Sanki,1821,1878 ile 1908 ve 1914-1918’lerin,Osmanlı Devleti gibiyiz.İnşaallah,sonumuz Yugoslavya olmaz!
*İLTERİŞ:
-Ne yazık ki haklısın Hatun. Ama üzülme! Yavrularımız gibi düşünen gençler, bir gün Türk Milletine sahip çıkacak, kamu görevini ehline vererek;ülkenin sorunlarını çözüp, Türk ulusunun yüzünü güldürecek. Buna, bütün kalbimle inanıyorum.
*SAHNE -3
-Anadolu Medeniyetleri Müzesinin Gezilmesi.
*SAHNE -4
-Atatürk Orman Çiftliği; Hayvanat Bahçesindeki hayvanların görülmesi ve çiftlikte piknik yapılması.
*İKİNCİ PERDE
-Göktürk ve Turan ailesi, Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri için Eylül ayının ikinci hafta sonu, Bilecik Söğüt’e giderler.
*SAHNE -1
*BİLGE TONYUKUK:
-Söğüt’ten önce isterseniz yolumuzun üzerindeki Afyon Kocatepe Şehitliği, Dumlupınar ile İkinci İnönü Savaşı Anıtı ve İstiklal Savaşı şehidi Mehmetciklerin, mezarını ziyaret edelim.
*İLTERİŞ:
-Çok iyi düşündün, aziz dostum Tonyukuk.
*BİLGE TONYUKUK TURAN:
-Çocuklar, benim dedem; Balkan Savaşına katılıp gazi oldu. Anne annenizin babası ile babanızın amcası da; hem Birinci Dünya Savaşına, hem de İstiklal Savaşına katıldılar. Babaannenizin babası ise Birinci Dünya Savaşında-Sarıkamışta şehit oldu.
*HÜRÜ HATUN:
-Baba, seneye de 18 Martta Çanakkale’ye gidip, Çanakkale Savaşlarını, Anma Törenlerine katılalım.
*TOMRİS HATUN:
-İnşallah. Bir aksilik olmazsa hep beraber seneye, Çanakkale’ye gideriz. Paşa babanız sizlere, Çanakkale Savaşının tüm ayrıntılarını, yerinde ayrıntılarıyla anlatır.
*TÜRKAN HATUN:
-İyi olur. Sosyal bilgiler dersi öğretmenimiz, derste Çanakkale Savaşlarını anlatmış! Bende, o kutlu yerleri, çok görmek istiyordum.
*SAHNE -2
-Göktürk ve Turan ailesi; OSMANLI DEVLETİNİN (1299-1918,1922), ilk kurulduğu; Söğüt ve Bilecikteki;Şeyh Edebali, Ertuğrul Gazi ve diğer Türk Alp ve Beylerinin, mezarlarını ziyaret eder. Müzeyi gezer, Söğüt ilçesinde dolaşır. Tören alanındaki eski Türk Devletlerinin Bayrakları ve Türk büyükleri büstlerini inceler.
*SAHNE -3
-Söğüt Ertuğrul Gazi Şenlikleri Müzik Programında;
-Türkün; özlemi, gönlünün sesi, feryadı, umudu, ağıdı, ayrılığı, yalnızlığı, çaresizliği, sızısı, acısı ve sevincinin; şiire, müziğe dönüşmüş hali, Türk halkının kendini, en yalın biçimde ifade şekli olan; Türkü’lerden sunulan, bir Türkü Demeti:
- Adını Sevdiğim Avşar Beyleri
- Anamur Yolları
- Aşağıdan Gelir Yörük Evleri
- Bizim Elden Geçtimi Ola, Obalar
- Bizim Yaylalarımız Altın Oluklu
- Bizim Yaylamızın Menevşesi Top Biter
- Çoban Kavalını Dertli Çalıyor
- Dağların Karı
- Dirmilcikten Gider Yaylanın Yolu
- Dağları Dolandı Keçinin Önü
- Gittide Gençlik Der Derde Ağlar Genç Ali
- Göç Eyleyip Her Dağda Yaylanmaz
- Göç, Göç Oldu, Göçler Yola Düzüldü
- Güllük Dağının Başında Koyun Yayılır
- Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri
- Sarı Yaylam, Seni Yaylayamadım
- Sizin Yaylanızın Şalbaları Kurumuş
- Türkmen Kızı Desdisini Doldurur
- Telli Turnam Selam Götür
- Yayladan Gel Allı Gelin Yayladan – Ver Elini Karlı Dağları Aşalım
- Yarimiş Meğer
- Yiğitler Silkinip Ata Binende
- Yol Ver Dağlar Yol Ver Bana
- Yaylacılar Yaylasına
- Yaylalardan Ovalara İnde Gel
- Yüce Dağlar
- Yayla Yolu
- Yayla Yolları
*ÜÇÜNCÜ PERDE
-Göktürk ve Turan ailesi, Aytürk vakfının; Antalya ve Isparta illerinin, Toros Dağlarındaki (**iö 333-100’den sonra;*Latince Taurus;Boğa Burcu dağlarının; MÖ 1550 yılındaki adı;TARHUNTAŞ! Adana ve Mersin bölgesi adı ise;KILIKYA;Kıldan;Kılık,Kıyafet dokuyanlar yurdu?)** Anamas- Çayır Yaylasında düzenlediği; Avşar, Yörük, Türkmen şölenine, Toyuna katılmışlar. Yaylada Karakıl çadırlar kurulmuş, Yörük kadınları, misafirlere; Saçböreği, çomaç-sıkma ve yayık ayranı ikramı yapmakta, Sanatçılar ise Türke; folklor ve Türkü ziyafeti vermektedir.
*SAHNE-1
*AYTÜRK BAŞKANI, GÜLTEKİN GÖKTÜRK’ÜN KONUŞMASI:
Değerli; Avşar,Bekdik,Yörük, Türkmen ve Türklüğe gönül vermiş, kendini Türk Dünyasının bir Turkuvazı olarak gören, dili bir, özü, sözü, töresi, kültürü bir Türk kardeşlerim; Türk’ün Toyuna, Kurultayına hoş geldiniz, hoşnutluk getirdiniz. Göçebe, Bozkır, Yayla Türk Kültürünü; sembolikte olsa yaşatarak, acıkan, susayan gönüllerimizi; ulusal ruh ve Türklük şuuruyla doldurmak, yarınlarımız olan, gelecek kuşaklara aktarmak, ulusal ve kutlu bir görevimizdir. Aytürk vakfını kurmaya ve bu şölenleri düzenlemeye,Bizi;son yüzyıldaki En Büyük Türk; ATATÜRK’ün; “Türk Gençleri, Atalarını tanıdıkça, Daha Büyük İşler Yapmak İçin Kendinde; Daha Çok Kuvvet Bulacaktır.” sözü yönlendirmiştir.
Yörüklük-Göçebe hayvancılık,yaşam ve kültürü; Türkün özü, mayasıdır. Göçebe Türk’ün, Türkiyede;İÖ 6,4, 3 binlerden ve son büyük göçlerle;1071-1230 ve 1400’lerden,1970’lere kadar, özgürce sürdürdüğü;Türk Töresi ve Ulusal Kültürünün;Ete Kemiğe Büründürülmüş, Günlük, Geleneksel Bir Yaşam Biçimine Döndürülmüş,Hayat Tarzı ve Şeklidir. Biz, Sizlere;” Bir çadır alıp, önünüze elli yüz davar katarak, yeniden yaylalara çıkalım demiyoruz. Amaç; büyük imparatorluklar kuran, dünün büyüğü, Türk’ün ruh yapısını; bu yayla şölenlerinde, Türklük kurultaylarında, yeniden ortaya çıkarmak! Türkü; Dünya Devletlerinin hayat mücadelesinde, tekrar söz sahibi etmek. Gençlerimizin içindeki ulusal duyguyu, Türklük şuur ve ruhunu, uyandırmak! Türklük kimliğini;cesurca ve onurla taşır hale getirmektir. Gayemiz; öncelikle Türkü; bilgili, bilinçli, özgüvenli, öngörülü, üretici ve kendi kendinin, efendisi yapmaktır. İnsanları büyük yapan, toplumlara güçlü devletler kurduran; kalabalık nüfus, para, toprak, maden, petrol, sanayi, mal değil! Ulusal Amaç; Turan İdealine-Türk Birliğine ulaşmak için; bilim ve teknikle,doğru bilgiyle, dürüstlükle, cesaret,öngörü ve pilanlı çalışmayla donanarak, ortaya koyduğu, gösterdiği; ulusal tasarımlı üretim,fedakarlık ve kahramanlıktır. Biz, Türkülerle coşup, Atatürk’ün, Şanlı Gaziler ve Aziz Şehitlerimizin, bize kutlu emaneti; özgür, bağımsız ve egemen, Türkiye Cumhuriyeti Devletini;Tarım,Sanayi,Bilim ve Teknikte, azimle ve sabırla, çok çalışarak, çağdaş medeniyet seviyesine çıkaracak ve geçmişte olduğu gibi, Yeniden; bir Göktürk, Selçuklu ve Osmanlı Devletini; kuran, yaşatan, büyüten, Türklük ve Turan Ruhunu,Tek Tanrı İnancını;hep birlikte diriltip,ayağa kaldıracağız. Türk çocuklarının, Türk Gençlerinin; ulusal heyecanı, özgüveni, umudu, yurt, bayrak, ulus,devlet sevgisi körletilmeyecek olursa!Dünyanın;en özgür,güvenli,gelişmiş,mutlu ülkesi, bilinizki Türkiye olacaktır. Türk Anaları, yine; yeni Mustafa Kemaller, Meteler, Oğuzlar, Alperenler, Korkut ve Manas Atalar, Yunuslar, Çolpanlar, Hürüler, İlbilgeler, Tomrisler, Türkanlar büyütüp, yetiştirip;Türklüğe hizmete göndereceklerdir. Soyu, sopu, özü Türk ve ideali Türklük olanlar, Türk’e önder seçilirse, Türkü, Türk yönetirse; hiçbir Türk düşmanı güç; Türk polisini esir edip,Türk askerinin başına çuval geçiremez!Savaşta yenemez. Yapmamız gereken tek şey;Titreyip,Kendi Özümüze Dönmek,Akledip Düşünmeyi İlke Edinip,Türk Kardeşlerimizle; Birlik Beraberlik Kurmaktır!Allahın Rahmeti,Birlik Olanların Üzerindeymiş! İşte geçmişten örnek; Malazgirt, Çanakkale ve İstiklal Savaşı…!
* Her şeyin gönlünüzce olması dileğiyle, selam ve saygılar.
-Tanrım, Türk Ulusunu Koru ve Yücelt.
*SAHNE -2
*Yayla Şenliğinde, Sanatçıların Söylediği Türküler:
- Arda Boylarında Kırmızı Erik
- Aman Ayrılık – Yaman Ayrılık
- Açıl Ey Ömrümün Varı – Can Yoldaşım Gel
- Abu Yemendir Gülü Çemendir
- Ana Yurdum Baba Yurdum – Bir Kere Rüyamda Gördüm
- Arş İleri Marş İleri- Türk Askeri Dönmez Geri
- Ankara’nın Taşına Bak
- A Sürmelim
- Ağ Gelin
- Altın Hızma
- Ah Yalan Dünya
- Baba Bugün Dağlar Yeşillendi
- Bizim Yaylalar
- Bil Oğlum
- Bizim Yaylalarımız Ala Karlıdır
- Ben Yandım Eller Yanmasın
- Cezayir
- Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı
- Çırpınırdı Karadeniz Bakıp Türkün Bayrağına
- Devesi Kater Kater
- DOMBIRA:*Aslanbek Sultan-Nogay-Dagistanlı Sanatçı*
- Gönlüm Ataşlara Yandı Gidiyor
- Gavim Gardaş Nerdesen?(*Bir Kerkük Şiiri)
- Göç Göç Oldu,Göçler Yola Dizildi
- Gülbe Acem Kızı
- Hoş Gelişler Ola
- İnciler Dizilmiş Gerdana Güzel
- Kara Koyun Koyunların Beyidir
- Kahve Bulamasam Kenger İçerim
- Kızılırmak, Yeşilırmak
- Koyunu Gölgeden Kaldıramadım
- Karacaoğlan Derki Konup Göçelim
- Mihriban
- Nem Kaldı
- Öldürme Beni,Yeniden Mecnuna Döndürme Beni
- Ölürüm Türkiyem
- Sağım Yalan, Solum Yalan
- Ses Ver Dağlar
- Selanik
- Sana Ben Söyleyemedim
- Yolun Sonu Görünüyor
*SAHNE -3
- Halk Oyunu Ekipleri:
Aydın, Azeri, Burdur, Fethiye, Silifke
- Sergilenen Oyunlar:
Ata Barı, Cemilemin Gezdiği Dağlar Meşeli, Ham Çökelek, Kıvrak Zeybek, Köroğlu, Sarı Zeybek, Silifkenin Yoğurdu, Sarıca Buğday Tanesi, Sepetçioğlu, Teke Zortlatması…
*DÖRDÜNCÜ PERDE
-Göktürk ve Turan ailesi, yaz tatilini değerlendirmek için İstanbul’a gider. Gezi programı: Yolcu vapuruyla Erenköye kadar Boğaz gezintisi, tekneyle Haliç turu, Belgrat ormanında piknik ve gezinti, Dolmabahçe Sarayı, Topkapı Sarayı, Askeri Müze, Ayasofya müzesi gezileri, Sultan Ahmet Camisi ziyareti ve hep birlikte Cuma namazının kılınması.
*SAHNE -1
*EMİNÖNÜ VAPUR İSKELESİ VE ERENKÖY SIRTLARI:
-Vapura biniş ve vapurla Eminönü’nden; ERENKÖYE kadar, Boğazın iki yakasını, seyrederek yolculuk yapıp, tekrar Eminönü’ne dönüş. Gidişte, tarihi bir yalıya çarpmış Rus yük gemisinin, kurtarıcı gemilerle çekilişinin, dönüşte ise yanmakta olan bir yalının, umutsuz söndürme çalışmalarının izlenmesi.
-ÖN TÜRKLER;MÖ6400,4200,3000,2000-MÖ1650,1180,590,546,516,512,342,333,190 yıllarında; Hitit, Atina,Med, Pers, Makedon-Helen ve Romaya yenilerek, Erenköyde kurulu; ASTANA BOLUK-İSTANBUL Başkentli,komşularınca;TURCİ-TURUKKU-TIRAK-ETRAK -TIRACAN- TURUVA-TIROYA-TİR-TİRHEN-Tirmil-TIRABİZON olarak adlandırılan, Devletlerini kaybettiler. (*Yunan halkı; Ahiska-Mesket Türklerini; İskit-Massaget diye tanımlamış? İran ise Saka-Tursaka!)
*SAHNE -2
*BELGRAD ORMANI
-Belgrat ormanında piknik ve doğa yürüyüşü.
*SAHNE -3
*DOLMABAHÇE SARAYI :
-Dolmabahçe Sarayının gezilmesi ve özellikle Atatürk’ün vefat ettiği odanın ve Türk Bayrağı örtülü yatağın görülmesi.
*SAHNE -4
*TOPKAPI SARAYI:
-Topkapı Sarayının gezilmesi.
*SAHNE -5
*ASKERİ MÜZE:
-Askeri Müzenin gezilmesi.
*SAHNE-6
*AYASOFYA MÜZESİ :
-Ayasofya Müzesinin gezilmesi.
*SAHNE -7
*SULTANAHMET CAMİSİ:
-Sultanahmet Camisini ziyaret ve Camide Cuma Namazının kılınması.
*BEŞİNCİ PERDE
-Göktürk ve Turan ailesi, 26 Ağustos 1071 de gerçekleştirilen; Malazgirt Meydan Savaşının Yıldönümünü, Anma Törenlerini izlemek üzere, Muş ilinin Malazgirt İlçesine, törenlerden sonrada Selçukluların Anadolu’da ilk yurt tuttukları; Bitlis-Ahlat-Adilcevaza, Van-Ercişe, Iğdıra; Saka-Ahiska, Akkoyunlu, Karakoyunlu eski yurduna giderler.
*SAHNE-1
*MALAZGİRT İLÇESİ:
-Büyük Selçuklu Devleti ile Bizans Devleti arasında yapılan, Malazgirt Meydan Savaşının, Yıldönümünü Anma, Törenleri izlenir. Şehitler için Dua okunur. Tonyukuk; 1071: Türklerin Anadoluya geliş tarihi değil,Türkün;yeniden Egemen Olma,Anadolu yönetimini,ele alma tarihidir! TÜRKLER:Kars,Van,Hakkari,Erzurum,Artvin,Ordu,Ankara,Kütahya, Mersin, Denizli gibi, 17 ayrı yerde bulunan; Kaya Resmi,Orhun Tamga Yazısı ve Kağan Kurganlarıyla belgeli olarak: MÖ 6400,4200,2550, 2255, mö 1650 yılından beri: Turukku,Turci,Türki,Tırak,Etrak,Turuva-Tıroya-Tırakya,Etrüsk-Etrurya,İskit-Saka-Ahiska-Mesket Devletleriyle; Anadoluyu; Yurt, Vatan yapıp, yaşamaktadır! mö-2000:Hatti,1650-1180:Hitit, MÖ 585-555-Med, mö546-333:Pers, mö333:Makedon-Helen, MÖ 190’da Roma ve MS 395 yılından beride, Bizans vatandaşı olan; Ahiska-Mesket-Saka-İskit, Avşar, Gagavuz, Karluk, Kuman, Kıpçak,Kunak-Hunza-Akhun-Hun, Kemer, Kaşka-Kaşkai-Kaşkay, Manav-Anav ve Peçenek Türklerinin; Bizans ordusundan ayrılıp, Selçuklu Ordusuna katılmasını anlatır. Bizans ordusundaki Asker Türkler; Selçuklu-Oğuz-Türkmenlerin, Türk olduğunu anlayınca; Selçuklu tarafına geçer.Bu nedenle savaş, çok kısa sürede bittiğinden; Bizans imparatoru, kaçmaya bile fırsat bulamayıp,esir düşer.
*SAHNE -2
*AHLAT İLÇESİ:
-Saka, Selçuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı Türklerinden,hatıra kalan türbeler ile tarihi Bayındır mezarlığındaki Anıtkabir-Kurganlar,Türbeler ziyaret edilip, anıtmezar taşları incelenir. Ölülerin Ruhu için Dua edilir.
*ALTINCI PERDE
-ÇANAKKALE
*SAHNE-1
-Göktürk ve Turan ailesi, 1915 yılında Çanakkale Savaşlarının yapıldığı, On binlerce Türk’ün şehit düştüğü, savaş alanları ile şehitlik ve anıtları ziyaret ederler. Yöreyi gezerken, Tonyukuk rehberlik yapar ve o günleri sanki yaşayarak, Atatürk ve kahraman Mehmetçiklerle birlikte, omuz omuza savaşır gibi, duygu dolu sözcüklerle, Türkün bu büyük zaferini anlatır. Ne yazıkki Türkün düşmanıyla işbirliği yapan,vatan hainleri; beşi büyük 11 cephede yürütülen, Birinci Dünya Savaşının; Çanakkkale,Irakta Kütül Amare ile Doğu Anadolu ve Kafkasyada Ermenilerle yapılan, savaş cepheleri hariç,diğerlerinde MEHMETCİĞİ; almanların yanlış yönlendirmesi, gaflet, dalalet, hıyanet ile kötü komuta,silah,hatta mermi yokluğu, açlık, hastalık ve Sarıkamışta soğuğa yendirmiş? 2 mn aşkın Mehmetcik;kasten,boşyere; Sarıkamış dağlarında,Filistinde,Kanalda,Arap Çölünde, Yemenin Huş vadisinde yokedilmiş? Bunların, kat kat fazlası,Kadın,çocuk,yaşlı Türk; Balkanlarda,Ahiskada,Revan,Şirvan,Karabağ,Irak ve Suriyede; düşmanların insafına terkedilmiş? Türkün çilesi bitmemişki; 30 Ekim 1918 tarihinde, düşmanla; ordunun dağıtılması, silahların ingiliz ve fıransızlara teslimi ile uygun görülen şehirlerin işgali gibi,çok ağır şartlar taşıyan,teslimiyet ve zillet anlaşması-Mondrosu imzalanmış? 1915 yılında yenilen düşman, 1918 yılında,Mondros hıyanet anlaşmasıyla; bir tane bile mermi atmadan, Çanakkalenin Kahraman Şehitlerinin; inanç ve fedakarlığını, Türk Milletinin; namus ve şerefini çiğneyerek, Kutlu Vatanı ve başkent İstanbulu işgal etmiş? Ege, Eskişehir ve İzmir, düşman işgalinden; 9 Eylül 1922,Tırakya ve İstanbul ise 1923 yılında kurtuldu!?
*SAHNE-2
-18 Mart Çanakkale Savaşı, Anma törenlerine katılıp, törenleri izlerler.
*SAHNE-3
-Eski Türk Yurdu;Etrüsk-Etrurya-Tırak-Etrak-TURUVA-TIROYA:(MÖ 3000,2000- MÖ 1550, 1180) kalıntılarının gezilmesi.
*YEDİNCİ PERDE
-Türkiye Selçuklu Devleti (1071,1157-1243,1308) Başkenti; Konya’nın güzelliklerinin, Meramın ve Mevlananın Yeşil Türbesinin, gezilip görülmesi:
*SAHNE-1
-KONYA: Merkez Alaattin Tepesi Cami ve Saray kalıntısının görülmesi
*SAHNE-2
-Selçuklu Eserleri: İnce Minareli,Sahip Ata ve Karatay Medreseleri ile Kümbetlerin gezilip görülmesi
*SEKİZİNCİ PERDE
-Ön Türklerden kalan; Kaya Resimleri, Damgalar, Kurgan ve Orhun- Yenisey-Göktürk Alfabesiyle yazılmış, Yazıtların bulunduğu; Eski Türk Yurtlarının gezilmesi ve Bazılarının, Belgesellerinin izlenmesi:
*SAHNE-1
-ANKARA: Güdül-Salihler Köyü
-ERZURUM: Karayazı-Cunni Mağarası
-KARS -BORLUK VADİSİ
-HAKKARİ- GEVARUK,TİRİŞİN YAYLASI
-KÜTAHYA- ÇAVDAR HİSAR
-BURDUR -YARIŞLI GÖLÜ
*SAHNE-2
-KAZAKİSTAN: Tamgalı Say
-KIRGIZİSTAN: Alatav-Saymalı Taş
-MOĞOLİSTAN: Orhun Anıtları, Orhun Vadisi
-TUVA; Ötüken,Yenisey Yazıtları,Kurganlar
-AZERBAYCAN: Kobuz Kaya Resimleri
*DOKUZUNCU PERDE
-Eski Türk Yurdu Tırakya ya gezi düzenlenir:
*SAHNE-1
-Edirne İli merkez Selimiye Camisinde Cuma Namazı kılınması
*SAHNE-2
-Kırklareli Pehlivanköy İlçesi;*Ergene(*ERGENEKON)Çayı kaynağında, piknik yapılması
-Kırklareli-Vize yöresinde; Tırak-Tıraçi-Tıracan-Tir-Etrak-Etrüsk-Etrurya (MÖ 3000,2000-MÖ 1550,1180,590,546,516,512,342) bölgesinde hüküm süren, Tırak kalıntılarının gezilmesi.
*DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
-Bilge Kağan Göktürk’ün, Hilal Partisi Genel Başkanlığına Seçildiğinde, Yaptığı Konuşma:
Soyu, sopu temiz, bilgili, kültürlü, bilinçli, cesur, ileri görüşlü, idealist, dürüst, iradeli, duyarlı, TC Vatandaşı olmaktan onur duyan, saygıdeğer insanlar. Sizleri hürmetle selamlıyorum.
Erdemli dava arkadaşlarım;14 mr,4.5 mr,200 mn,yada 200 bin,40 bin, 30 bin (*ancak,Yahudi ve bazı islam tarihçilerinin dediği gibi,7 bin yıl kesinlikle değil!?) yıl geriye gidersek, anne ve babamızın; Hz. Havva ve Hz. Adem, yani kardeş olduğumuzu görürüz. Ancak, dünyada yalnız, 2 kardeş ve toplam 4 insan varken, Kabil(*Afganistanın başkentine, Katilin adı verilmiş!) ile Habil’in anlaşamayıp,kıskançlıktan, kardeş katili olduklarını da unutmayalım! Bu geçici İmtihan Dünyasının; Amerika, Avrupa, Afrika,Asya,Okyanusya (*Pasifik ve Hint Okyanusundaki Avustralya, Endonezya,Filipinler gibi Adalar) ve (*2 Milyon yaşındaki Buzullarla kaplı,insansız) Antartika Kıtalarında; Hz Ademin Torunları;iö 26 bin,12 bin,10 bin,7 binlerde,HZ Nuh veya Hz İprahim döneminde;7 Irk iken,is binlerde; 72 Millete ve bugün birbirine düşman;250 etnik gurup ve 210 Devlete bölünmüş ve 7 mr nüfusa ulaşmıştır! Bizi Barış ve güvenlik içinde,huzurla yaşatsın diye seçtiğimiz;Şeytanın Evliyası,Münafık Yöneticiler;akıl ve vicdanını dışlayıp,mal,mülk,makam, benlik,saltanat,israf saray hırsına kapıldığı için;50 milyondan fazla insanın, boş yere öldürüldüğü;Birinci(1914-1918) ve İkinci(1939-1945) Dünya Savaşları,bir dünya gerçeğidir! Ahmak olmayalım!Tarihte,uzun süreli barış, hiç kurulmamıştır. İnsan; akledip düşünüp, sorgulayıp, dürüst, cesur,öngörülü davranıp,işini iyi yaparak,zulme karşı çıkıp,insanlığa hizmet ederek; Hikmetli,Salih-Saliha,Erdemli,Takva Ehli;Eşrefi Mahlukat- Meleklerden üstün olabileceği gibi! Para,mal,mülk,makam,servet ve siyasi güç hırsıyla; en kötü yaratık-Esfeli Safilinde olabilmektedir.İnsanlara zulmeden, gönlünü zehirleyen, şeytanın evliyası,sapkın, münafık; Nemrut,Firavun,Neron,Hitler,Lenin, Stalin, Polpot ve Mao’da, bizim gibi,insan görünümündeydi! Tanrının evi; Mescit- cami ile hastane, anbulans, okula,kütüphaneye,halk otobüsüne,tirene, bomba atan, Ormanı yakan,küçük, masum çocukları öldüren;pkk,daeş,ışıltı, fetöcü TERÖRİSTLER;Uzaydan gelmedi,yerin dibindende çıkmadı! Can,Namus ve Alınteri malımıza gözdiken,kasteden;Terörist,hırsız,kapkaççı ve dolandırıcılarda; sözde TC Vatandaşı ve insan! Gerçekçi olup, çok iyi düşünmemiz gerekir. Demekki bir yaratık; görünüşüyle değil! İyi,Doğru,Güzel,Topluma yararlı davranışıyla,Akıl ve Vicdana uygun yaptıkları ve çalışıp, toplumsal değer üretip, kazandıklarıyla;İyi İnsan oluyor?
Ülke yönetimine getirilecek kişiler, sizin gibi,vicdani sorumluluk bilincine sahip, iyi insanlardan olursa;işini, görevini; cesur, dürüst, fedakarca,öngörüyle, zamanında ve gereğince yapar. Türk yurdunda silahlı düşman dolaştırmaz. Türk halkının; canına, namusuna, alınteri malına, yabancı eli uzattırmaz. Türke ve kutlu yurduna,kötülük düşünen düşmanlarına; Türk Ordusu aracılığıyla ya baş eğdirip diz çöktürür, yada ulusal kaynaklara dayalı,yerli üretim ekonomisi ile ulusal tasarım,marka,patent ve sıtandartlı,TM teknik güç ve öz aklıyla ürettiği;Silah,Araç ve Cihazlarla donattığı,TSK ile;kendinden çekindirip, barış içinde, karşılık, eşitlik, güven ve saygıya dayalı,iki ülke milli paralarıyla,kotasız,gümrüksüz,serbest ticaret yaptırır. Türk Halkını; muhtaç düşürerek, düşmanlarına el açtırıp, borçlandırıp,işsiz,sanatsız, mesleksiz, çaresiz bırakıp, yere baktırmaz.
Erdemli,hikmetli, kamu personeli; görevini,sorumluluk ve yetkisini; otomobil, daire, yazlık ev almak, çocuğunu yurt dışında okutmak gibi; kişisel çıkarlarını iyileştirmek, mersedesle, uçakla gezip tozmak,milli geliri,alınteri vergiyi;saçıp savurup,zevk ve sefa içinde, saray gibi lojmanlarda yaşamak için değil!Kamu güvenliğini,adaleti,siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamak,hukukun üstünlüğünü, kamu yararını gözetmek, ulusal hakları korumak için kullanır. Erdemli doktor; param yok diyen hastayı, hastane kapısından çevirmez. El emeği, bıçak parası, Vermedi diye; yoksul hastayı, başka vilayete sevketmez. Erdemli öğretmen; görevini ibadet bilir, dersine hazırlanarak gelir, dersi derste öğretir. Öğretmenlikten önce, eğiticidir; sabır, anlayış ve demokratlıkta, yaşantısıyla çevresine;örnek,öncü,önder olur.Asla sigara, alkol kullanmaz, kahveye gidip kumar oynamaz.
Saygı duyulası,Kamu Personelinin,Görev ve Hizmet Etkinlikleri;Yoksulu,işsizi, iş sahibi yapmak, öksüzü giydirmek. Öğrencinin, yeteneğini açığa çıkarıp, istediği okulda, bölümde;giriş sınavsız,taban puansız okutup, becerisini geliştirip; bir iş,sanat,meslek edindirmek. Mahkemelere açılan davaları bir iki hafta, ençok bir-üç ay içinde sonuçlandırmak. Hastaya;istediği sağlık kuruluşunda, tedavi olabilme imkanı sunmak. İhracat için çırpınmak,hayali ihracata;destek,teşvik,vergi iadesi gibi,haksız para ödemek yerine?İthal edilen malları; Türk yurdunda,yerli kaynak, Türk aklı,emeği ile yerli,milli ve TM olarak,üretmek için; gece uyumaz, gündüz oturmaz. Alın terini akıtarak, gerekirse al, kızıl kanını feda ederek, Türk halkının mutlu, Türk devletinin güçlü olması için yılmadan, bıkmadan, sabırla, fedakarca çalışıp; Türk halkına, yıllarca kemer sıktırmaz,borçlandırıp, sıkıntı, üzüntü çektirmez.
Çobandan, çöpçüden, devlet başkanına kadar yurttaşlar; görevini, işini;yerinde, zamanında ve gereğince yapmazsa; orta halli halkın evine bile, aylarca et girmez. Sokaklar pislikten geçilmez. Kamu binaları,köprüler göçer,çatıları akar. Araçlar, yollarda; sürekli trafik kazası yapar. Fırıncıdan alınan ekmek, yenilmez. Musluktan şayet akarsa, akan su içilmez. Güvenle, huzurla, korkusuz, bir şehirden diğerine, hatta başka bir mahalleye bile gidilmez. Türkelindeki birlik, beraberlik, dirlik ve düzen bozulur. Ne adalet, ne hukuk, ne töre, nede devlet kalır. Halkın; soğuk, sıcak, yağmur, kar demeden, çalışıp kazandığı para, emeği, zamanı ve ödediği vergi; boşa gider. Türk ulusu, Türk dili, Türk kültürü,Türk Töresi horlanır. Türk gençleri, yeni dünya düzeninin, emperyalist devletlerin; sanatçı ve sporcularına, diline, kültürüne ve ürettiği mallarına; ilgi duyup özenir. Gün uğursuzun olacağından, dürüstlük, çalışkanlık, vatan ve millet sevgisi gibi,ulusal, toplumsal, evrensel kavramlara, erdemlere sahip çıkanlara; ahmak, salak, enayi, akılsız gözüyle bakılır. Türk Halkının;başına nato-bod çuvalı giyen askere, ışıda esir düşen polise,iktidar partisi siyasetine; vicdanını kiralayan yargıca,ülkeyi boda,natoya manda yapan seçilmişe, kula kulluk eden bürokrata,vicdanı kurumuş,ruhsuz öğretmene, ücretli ruhban,mezhepçi, tarikatçı, din adamına,kalemini, özgürlüğünü, onurunu satan; aydın ve basına; güveni ve saygısı kalmaz! Görevini yapmayan; meclisten, hükümetten, umudunu kesip; ya kendi derdinin peşine düşer, yada özüne bile küsüp, içine kapanır! Sonuçta, karanlık çağlarda olduğu gibi, Türklük ruhu silinip, Türklük onuru, tarihin tozlu sayfalarındaki yerini alır. Onyedinci büyük Türk devleti, yada 163.cü Türk Devleti; kurucusu ve gerçek sahibi Türkler; benimseyip sahiplenmediği, savunup korumadığı için; Osmanlı devleti gibi, yıkılıp gider. Avrupa Birliğince;Tabiat Koruma Bölgesi,Sit Alanı veya Maden çıkarılacak,Yeralkı kaynakları,yasaklı sahası ilan edilecek, Anadolu’da ise; baykuşlar ötmeye başlar. Ama ben; var ve bir olan, tek yaratıcı Ulu Tanrı’ya; sığınıp güveniyor, affımızı istiyor ve Tanrı’nın; Alemi düzenlesin, başlıya baş eğdirsin, dizliye diz çöktürsün diye;tekrar, Hürü Aba-Tomris,İlbilge ve Türkan Hatunlar, Alperenler, Oğuzlar, Meteler, Gültekinler, Selçuklar,Alpaslanlar,Osman Gaziler ve ATATÜRKLER göndererek; dünyayı Türksüz, Turan yurdunu öksüz ve ıssız bırakmayacağına inanıyorum.
Sizlere, göstereceğiniz sabır için şimdiden teşekkür ederek! Partimizin;Türk Birliği, Dürüstlük, Cumhuriyet,Demokrasi,Laiklik,Tam Bağımsızlık,Ulusal Üretim Ekonomisi, Egemenlik ve Özgürlüğü; amaç, ilke edinip, Hükümet Programı olarak düzenlediği ve beğenip, benimseyip, destekleyeceğinizi umduğum, TÜRK İNSANINA HİZMET PROJESİ’ni sunacağım:
*TÜRKİYE’NİN KALKINABİLMESİ İÇİN GEREKLİ REFORMLAR
A-YÖNETİM, GÜVENLİK VE SİYASİ NİTELİKLİ REFORMLAR:
1- Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık birleştirilip, Devlet Başkanlığı sistemine geçilir.Ancak Diktayı engellemek için;5 yıl süreli, Tek dönemle sınırlı tutulur!
2- TBMM üyesi Milletvekili Sayısı: 100 kişi olarak sınırlanır. Türkiye 95 seçim bölgesine ayrılır. Her bölgeden bir Milletvekili seçilir. 5 Milletvekili de Dış Türklerden seçilir.
3- Türkiyede Hükümet; 5 Bakanlıktan oluşturulur. Bakanlıklar; Eğitim, Ekonomi, Güvenlik, Sağlık ile Yerel Yönetim ve Kamusal Hizmetler olarak belirlenir. Bu beş bakanlık dışında, yeni bir bakanlık kurulamaz.
4- Kamu personeli sayısı; 800 bin kadroyla sınırlanır.
5- Kamu kurumlarında çalışıp, devletten maaş alan, tüm devlet memurları; 3 sınıfta toplanır. Bu, Kamu personeli sınıfları; Atanmış, İstisnai Görevli ve Seçilmiş.
6- TSK’nın; Er ve Erbaş, kadro sayısı: 100 bin: 70 bin TAE gören Erler ve 30 bin PSA-Pr Sözleşmeli Kadro Asker.*Rütbeli Subay kadrosu ise; 38 bin. Astsubay Çavuş unvanı;Teknik Subay, Uzman Çavuş unvanı ise Meslek Subayı olarak değiştirilir. Subaylar: Eğitim Sb-Harp okulu;7 bin, Teknik Sb-Fakülte;10 bin, Sağlık Sb-Fakülte-MYO;6 bin, Meslek Sb-MYO;15 bin.
7- Bürokrasideki Yönetim, Hiyerarşi Kademesi; beş aşamalı olacak şekilde, yeniden düzenlenir. Bunlar; bakan, başkan, müdür, şef ve memur.
8- Polis amir ve memur sayısı; 100 bin kadro ile sınırlandırılır.
9- Askerlik sistemi; eğitim durumu esas alınarak, yeniden düzenlenir. Yeni düzenlemeye göre Askere Alma Dönem ve Süreleri:
a- Lise mezunu olmayanlar: 3 ay; 3 Nisan-27 Haziran
b- Lise mezunları: 2 ay; 2 Eylül-27 Ekim
c- Üniversite mezunları: 1 ay; 1-27 Ağustos
10- a) Nazari ve uygulamalı TAE-Temel Askerlik Eğitimi; çağa ve ihtiyaçlara göre, yeniden düzenlenir. Sağa dön, sola dön, selam, tekmil ver, süngü tak, hücum, kaz yürüyüşüyle ilerle, yat, kalk, sürün gibi, nostaljik, tarihi eğitim usulleri bırakılmalı? Dağlar,Baldız gibi,sıloganla koşarak;ne irticacı.bağnaz,yobaz ışıd,daeş terörü, ne kaçakçılık, nede bölücü,ayrılıkçı pkk,kck,peşmerge,pyd,ypg isyanı, zulmü,terörü bitirilir! Sadece Şehit ve Gazi haberleri gelir,Türk Halkı; TSK ve TC Devletinden soğutulur! TC’de; Osmanlı gibi,sahipsiz, savunmasız, korumasız kalıp; parçalanıp, yıkılıp, tarih olur gider?
b) En az haftada bir gün; gece eğitimi yapılıp, askerler dışarıda yatırılır. Haftada 2 gün ve enaz 20 mermili; tabanca, tüfek atışı yaptırılır.Ancak,devlet;subaylara güvenir ve basitleşip,boş işle uğraşıp,atışı yapılan merminin,boş kovanları toplatmaz!Mermiyi bile güvenmediği subayı;niçin görevde tutuyor?Askerlere,hayali konuşma yerine, derslerde, her hafta; Belgesel ve savaş filmleri izlettirilir.
c) Arama kurtarma,Yangın söndürme,İlkyardım, iğne, yaraya pansuman yapma, hasta bakımı,sağlıklı beslenme, ağaç yetiştirme, budama, hayvan bakımı,saldırgana karşı, kendini savunma-tekwando gibi, günlük hayat için yararlı konularda uygulamalı eğitim verilir.
d) Sigara, uyuşturucu, kumar, alkol, fuhuş gibi, alışkanlık ve bağımlılıkların; zararı, kötülüğü, doktorlarca, belgesel filmlerle;İlköğretim ve Lisede anlatılır,TAE’de tekrar hatırlatılır..
e) 15.yy’dan kalan piyade,bando gibi sınıflarla,günümüz bilim ve teknolojik şartlarında; anlam ve önemini yitiren,Türkiyenin şartlarına uymayan,yararsız ve yük; jandarma, topçu, tankçı ile Sahil Güvenlik dışındaki deniz kuvvetleri ve donanma teşkilatı, güdümlü füzelerle anlamsızlaşan, helikopter dışındaki hava kuvvetleri, savaş uçak ve filosu ile komando dışındaki piyade-kara kuvvetleri ve Kuvvet komutanlıkları;TC’de, Osmanlı gibi, parçalanıp, yıkılmadan kaldırılır. Osmanlı vatandaşlarıda, subaylarına ve ordusuna güvenmişti?? Subaylar;” El silahıyla savaşa gidilmez ve zafer kazanılmaz” Ata Sözünün, hikmetini; Osmanlıdan beri, birtürlü anlayamadı? Nato döküntüsünden; korkan hiçbir devlet olmadığı gibi, pkk bile ciddiye almıyor?Ayrıca, TC Devleti; TBMM GKK ile derhal; nato,imf,dünya bankası,fed gibi emperyalizmin,tuzak, sömürgeci kuruluşlarından çıkar.Ayrıca, ab’ye-GeBe’lik gibi, aldatma ve TC’nin içini çürütme sürecinden, çekilir. Natoya, abd’ye askeri üs olarak kullandırılan; Adana-İncirlik,Malatya-Kürecik gibi,emperyalizmin,mandalık,tehdit üsleri, kaldırılır. Türk Milletinin;Namus ve Şerefi olan, Kutlu Vatan Toprakları; yabancı askerlere çiğnetilmez.
11- a) Demokrasiyle yönetilen ülkelerde; devlet tv ve radyosu olmaz. Ülkemizde 50-300 personelli, ulusal düzeyde yayın yapan; 100 civarında tv istasyonu açıldı. Bu sayının 2-3 katı oranında ise yerel tv ve radyolar var. Günümüz dünyasında trt gereksiz ve devlete bir yük. Altıbin personelli,TRT çiftliği kaldırılıp, üniversitelerin iletişim fakültelerine; bina, araç, cihaz ve personeliyle birlikte devredilir. Üniversiteler, internet, tv ve radyoları; evden ve okulda, uygulamalı eğitim için ders aracı olarak kullanır. Fakülte ve MYO’ların, günlük okul dersleri; naklen, internet ve TV den yayınlanabilir. Üniversite TV’lerinden, film ve haber yayını yapılamaz. İletişim fakülteleri, haftada en çok üç gün süreyle; yerel ve ulusal belgeseller, yerel halk oyunları ekiplerinin gösterileri, yerel sanatçılardan tiyatro, müzik ile halkın bilgilendirilip, bilinçlendirilmesine yönelik eğitici, bilimsel, sağlık, teknik,tarım ve hayvancılık gibi konularda, yayın yapabilir. Örneğin bulaşıcı hastalıklar, çocuk aşıları, yüksek tansiyon, stres, cezaların ve önemli yasaların halka duyurulması gibi, toplumu bilgilendirici ve aydınlatıcı yayınlar.
b) TV ve elektronik cihaz bandrolü ile TEDAŞ’tan alınan TRT elektrik payı kaldırılır.
c) TV, radyo, telsiz, cep telefonu gibi iletişim araçlarının teknik altyapısını oluşturan; Türksat, baz istasyonu, uydu;alıcı,verici,yansıtıcı vb. tesisler; tümüyle Telekom’a devredilir. Telekom iletişime ilişkin teknik görevleri yürütür. TSK, Polis ve Telekom; en az 3 ayrı devlete ait, 3 ayrı şirketten; uydu kiralayarak, haberleşme ve iletişimini, bunlardan sağlar. Bir devlete, bir şirkete bağımlı kalamaz ve uydu satın alamaz.
d) RTÜK kaldırılır. Bina, araç, cihaz, personel ve göreviyle birlikte yeni kurulacak BASIN-MEDYA odasına bağlanır. Ayrıca, Basın,Yayın Gn. Md, Anadolu Ajansı ve Resmi Gazete gibi Basınla ilgili kamu kurumları, Basın Odasına bağlanıp kaldırılır.
12- Acilen TCK’da değişiklik yapılarak, yurttaşların ev kirasını ödeyeceği, ailesinin geçimini sağlayacağı aylık maaşını, ülkemize iyi niyetle gelen turistin eşyasını, gezi giderlerini; kapıp kaçarak, halkı mağdur eden, sıkıntıya sokan, üzen, devletten soğutan, insanlık düşmanlarının; kapkaç, dolandırıcılık, yankesicilik ve hırsızlık fiilleri; GASP suçu kapsamına alınır. Terör, kapkaç, gasp, yankesicilik, dolandırıcılık, hırsızlık, sahtecilik, hileli imalat, uyuşturucu üretimi ile mal, silah ve vergi kaçakçılığı gibi, toplumsal suçların cezası; etkili ve caydırıcı olması için alt sınırı;10 yıldan az olmamak üzere artırılır ve bu tür suçları işleyenler, tutuklu yargılanır. Ayrıca suç işleyip, bir yıldan daha uzun süreli hapis cezası alarak, sabıkalı duruma düşenlere; işyeri açma, şirket kurucu üyesi olma izni ile sürücü belgesi, pasaport ve silah bulundurma, taşıma ruhsatı verilmez. Asla teröristlere, kaçakçılara, tazminat ve maaş ödenmez.1922 yılında tarih olmuş;Osmanlı Devleti belgeleri ile yabancı devlet, yabancı meclis ve yabancı mahkeme ve kuruluşların kararları;geçerli ve TC Yasaları üzerinde kabul edilmez ve yıkılıp tarih olmuş bir devletin; aldığı kararı, yaptığı iş ve düzenlediği tapu belgeleri için asla tazminat verilmez! Selçuklu Devleti ve 1299 yılında kurulan,Osmanlı Devletinde; Mülk Allahındır,İlahi kuralı geçerli iken,1854 yılında alınan ilk borç ödenemeyince, bankalar ile abd’ye göceden ermeni,rum ve yahudilerin isteği ve batı elçiliklerinin, baskı ve dayatmasıyla;yeşil alanların yokedicisi,şehirciliğin düşmanı, tarımsal kalkınmanın engelleyicisi,miras bölüşümü nedeniyle; kardeş sevgi ve dayanışmasının katili,Ülkede birlik, beraberlik ile dirlik,düzen,gelir dağılımı ve adaleti bozan; Taşınmazda Özel Mülkiyet fitnesi, 1856 yılında çıkarıldı?**1908 ile 1923 yılları arasında düzenlenmiş,Osmanlı Sigorta ve Tapu belgelerinin, çoğu sahtedir???Manisada 30 köy ve Burdur Çeltikci ilçesi için, İstanbuldan, sahte özel mülkiyet,Amik,Bafa göllerine, Tapu belgesi verilmiş! ?Antalyanın;Muratpaşa ilçesinin, Devlet Hastanesi- Meltem-Adliye semti için; tapu düzenlenmiş!Adana-İncirlik nato üssünün kurulu bulunduğu, saha içinde; abd vatandaşı bir ermeni adına,Osmanlı tapu belgesi düzenlenmiş!?Yine 1912-1915 yılları arası;1.5 mn ermeni;Avrupalı sigorta şirketine;kendine hayat sigortası ve ev ile işyeri için emlak sigortası yaptırmış?2000 yılında bile Vanlılar; binaları için zorunlu;Zemin etüdü ve Deprem Sigortasını bile yaptırmıyor!? Batı bizi,bu derece ahmak yerine koyuyor!
13- a) Şehirlerarası önemli yollar;gidiş-geliş ayrı,yada 4 şeritli otoyol olarak, ikinci derecedeki yollar ise üç şeritli olarak yaptırılır.
b) Şehirlerarası yollara paralel, yerleşim yerlerinde; şehiriçi yol, şehir dışlarında ise çiftçi yolu yaptırılır.Şehirlerarası yolu;şehir içi trafiği ve çiftçi araçları kullanmaz.
c) Polisler, ceza yazmaya yetkili personel ve Belediye görevlileri; trafik kurallarına ve yasaklara uymayan veya aykırı hareket edenlere; araç plakaları, taşıt ruhsatı, sürücü belgesi, nüfus kimlik kartı veya pasaportuna göre, ceza makbuzu düzenleyip ceza yazar. Polis ve diğer görevliler, ilgililerden; düzenledikleri ceza makbuz karşılığı, o an elden para alamaz. Cezaları, Belediye Gelir Md adına;Bir aylık ödeme süresi içinde, bankalar tahsil eder ve toplanan parayı, Belediye hesabına aktarır. Bankalar gecikme faizini de hesaplayıp alır. Para cezasının yatırma süresi; makbuzun kesildiği günden itibaren, bir aydır. Aylık gecikme cezası oranı; % 5 ‘dir.
d) Alkollü araç kullandığı belirlenen sürücülerin araçları; derhal ve bir ay süreyle trafikten men edilir. Sürücü belgeleri,6 ay süreyle geri alınır. Bir yıl içinde ikinci kez, alkollü araç kullanırken yakalananların araçları; 2 ay süreyle parka çektirilir. Sürücü belgeleri 1 yıl süreyle geri alınır. Üçüncü kez alkollü yakalananların sürücü belgeleri, iptal edilir ve bir daha verilmez. Bu kişiler,yeniden,tekrar;adlarına taşıt satın alamaz.
14-İdari ve adli para cezaları ile trafik cezaları, BAÜ’ye (Brüt Asgari Ücrete) göre belirlenir. Parasal cezalar; BAÜ’nün %10’u ile BAÜ’nün yüz katı arasında olmak üzere her yıl için BKK (Bakanlar Kurulu Kararı) ile belirlenir. Bir aylık hapis cezası karşılığı; bir BAÜ’dür. Her bir günlük hapis cezası, paraya çevrilirken, birim olarak; BAÜ’nün; otuzda birlik miktarı, esas alınır. Bir günlük hapis cezası karşılığı; BAÜ’nün otuzda biridir.* 1 BAÜ: 1 ile 4 Cumhuriyet Altını, parasal tutarı arasıdır, daha az veya fazla olamaz. Hükümet, BAÜ’yü; BKK ile belirler.
15-a)Temel Askerlik Eğitimi için silah altına alınan, er ve erbaş, erkek ve kadın, TC vatandaşlarının; Ordu Komutanlığınca, Kamu Sosyal Güvenlik Kurumuna; sağlık ve emeklilik sigortası kayıtları yaptırılır ve TAE süresince; sosyal güvenlik sigorta primleri; Türk Silahlı Kuvvetlerince yatırılıp ödenir. TC vatandaşları, askerlik eğitimini tamamladıktan sonra; özel iş kurarak, bir yerde işçi veya memur olup çalışarak, yada zorunlu,bireysel,serbest meslek, sigortalılık sisteminde; Kamu SGK sigortalarını devam ettirir.
b)Hükümet,gerekli görürse,BKK ile Kadın Vatandaşların; TAE için Silah altına alınmalarını; 5 yıllık iktidar dönemi süresince, erteleyebilir.
16-Temel Askerlik Eğitimi için silah altına alınan;Er,Onbaşı ve Çavuşlara; yürüttükleri bu onursal, vatani kamu görevi süresince: bir BAÜ’nün;%25,%50 ile % 75’i arasında, her yıl için BKK ile belirlenecek miktarlarda, aylık Harçlık verilir ve TSK’ca;Kamu SGK’ya;1 BAÜ üzerinden,Aylık,Emeklilik ve Sağlık Sigortası pirimi yatırılır.
17-a)Türkiye Cumhuriyeti, cesur, onurlu ve gerçekçi bir kararlılıkla; 1963 den beri atlatılıp oyalandığı, Avrupa Birliği’ne üyelik-kulluk ve Gümrük Birliğine; sömürge ve açık pazar olma macerasına son verir. TC başvurduğunda; Ab üyesi, ülke sayısı; 9 idi. 2011’de ise 28!
b)Ayrıca 1954’den bu yana ülkemize, insanımıza hiç bir yarar sağlamadığı gibi, NATO Standardı dayatması adı altında; ordumuzu dışa bağımlılığa, geri teknolojiye ve ithal silahlara muhtaç ve komşularımızla düşman eden; AB’ye-GeBelik süreci ve sözde Nato üyeliği,gerçekte abd’ye mandalık,boduna eşlikten, ayrılırız. Abd-nato; TC’ye: hile ve baskıyla biri devlet, 2 özel; 3 Uçak ve birde Top Faprikamızı kapattırdı! Ayrıca, yetkilileri satın alarak, Türkiyede;MKEK ve Özel Sektöre; Ulusal Tasarım,Sıtandart, Patent ve Markalı, yerli üretimli, Türk Malı Silah,Milli Araç ve Cihaz yapımını engelledi.Eskişehir; TC DDY ve Şeker Fabrikası atölyelerinde; Türk Mühendis,Teknisyen ve Ustalarınca, tamamen yerli ve TM olarak üretilen; 2 Devrim Otomobili-1961 ile 2 adet Tıraktörün-1974-76,seri üretimine izin verilmedi?? Tıraktörün kaybolmayan birtanesi,2015 yılında hala çalışıyordu!**Abd-nato- İncirlik askeri üssü; İsrailin güvenliğini sağlamak, gerektiğinde buradan, Arap ülkelerini bombalamak ve TC Hükümetlerine tehdit ve baskı unsuru ile TC’yi parçalayıp, yıkmak için kurdurulan;pkk,pyd,ışıd,daeş gibi terör örgütlerine, destek vermek için açılmıştır! Tükiyenin; Rusya ve İrana karşı, savunulmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Rusya ve İran nerde? Adana-İncirlik üssü nerde? Açıp bir Haritaya bakın! c)Türkiyenin, tam bağımsız, bağlantısız, tarafsız kalması arzu edilirsede, diğer seçenek olan; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi, kardeş Türk Cumhuriyetlerininde üyesi olduğu BDT’ye (Bağımsız Devletler Topluluğu) veya Şangay İşbirliğine;tam ve eşit üye olarak, katılabiliriz. Yapılması gereken, en doğrusu; Kardeş Türk Cumhuriyetleriyle kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilip, “TEK MİLLET,AYRI DEVLET” PİRENSİBİNE DAYALI;TÜRK-TURAN BİRLİĞİ’nin kurulup,çalıştırılmasıdır. Türk Halkları Birliği, Şangay İş Birliği Örgütü ve BDT’nin; birleştirilip, genişletilerek; Türkiye, Rusya, İran, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Çin, Kore ve diğer Güneydoğu Asya ülkeleri ile Japonya’nında; EŞİT ÜYE sıtatüsünde katılımıyla; Asya- Doğu Birliğine dönüştürülmesi, batı emperyalizmine dur der! Böylece dünyada; Avrupa Birliği, Abd-Nafta gibi, yeni bir siyasi ve ekonomik güç, bir dünya devi doğar. Ancak, Abd doları, Ab Eurosu gibi ASYA adlı yeni bir para birimi oluşturulmaz. Her ülke, kendi milli parasını kullanır. İkili dış ticaret,üye ülkelerin,karşılıklı milli paralarıyla, bankacılık sistemi kullanılarak yapılır.Üye Ülkelerin Ulusal Paraları değeri;abd dolarına eşit kabul edilir.Örneğin:1 $=1 TL=1 Rus Ruple=1 Çin Yuan=1 japon Yen=1 Hint Rupisi=1 İran Parası gibi.
18-Mevcut yönetim sistemi ve anlayışı temelden değiştirilir. Resmi işlemler; dürüstlük, eşitlik, güven, beyan esasına dayandırılır. Savcılığa, mahkemeye, belediyeye, tapu ve nüfusa başvurular; e-devlet yöntemiyle, elektronik ortamda-internet üzerinden, Matbu Standart Form Dilekçelerle yapılır. Mümkün olduğunca, form dilekçeye belge ekletilmez. Devlet; memuruna, vatandaşa, Halkta; memura ve devlete güvenir. Örneğin: üniversiteye kayıt için öğrenciden, yeni düzenlemeyle; askerlik şubesi, polis ve savcılıktan belge getirmesi, muhtardan ikamet belgesi , hastaneden sağlık raporu çıkartması istenmez. Yurtdışına gideceklerden; askerlik ve vergi borcuna ilişkin belge istenmez. Taşıt aracı alan ve satanlar, askerlik şubesine gönderilmez? Yıllık; taşıt aracı vergisi,1, 2 yılda bir Araç fenni muayenesi ve Egzoz ölçümü gibi, vatandaşa zulme yönelik ve devlet için gereksiz,yararsız uygulamalar, kaldırılır.TÜV’de araç muayenesi;2.ci el araç alım-satımında-devirde yapılır.
19-Atatürkün, 1938’de ölümüyle birlikte ve özellikle 1944-1954’ten sonra, TC Hükümetleri; Atatürk İlkeleri ve CHP’nin Altı Okundan biri olan; Milliyetçilik ilkesini, hiç uygulamamıştır. Hatta bir TC devleti başbakanı; Türk Milliyetçiliğini, ayağı altına almıştır! Yalakalarıda; Türküm demenin; kişiyi İslam Dininden çıkardığını ileri sürdüler! Türklüğü, Türkçeyi ve TC Vatandaşlarının kullandığı, bu Alfabeyi; Kemal Atatürkmü uydurdu, yoksa Araplar gibi, bunlarıda Allahmı yarattı? Azınlıklar; batıya yaranma ve iktidara gelebilmek için basamak aracı yapılmış ve azınlık psikolojisiyle; birbirine sıkıca bağlı olduklarından, etnik gruplara, popülist yaklaşımlarla şirin gözükmeye çalışılmıştır. Kontenjan ayrılması, anadilde yayın, yargıda savunma ve eğitim hakkı gibi. Hükümet, 2011 Van depreminde; yöre halkı, TC Kanunlarını hiçe sayıp;zemin etüdü,özel yapı denetimi,inşaat ve iskan izni ile kat mülkiyeti ruhsat işlemi ve zorunlu deprem sigortasını, gözardı etmesine rağmen, sanki Türkiyede ilk defa deprem oluyormuş gibi; devlet imkanlarını bölgeye akıttı.Depremde Yaralananlar ile ölenlerin yakınlarına ve pkk adına, Iraktan kaçakçılık yapan militanlar; sivil şehit sayılıp,tazminat ödenip, maaş bağlandı! Binlerce Vanlı insan; ermenilerin isteği üzerine; batıya göçettirilip, işe alındı.Yine TSK;yüzlerce köy, mezra ve komu boşalttırıp,buraları insansızlaştırdı?Çünkü ermeniler; Türkiyenin doğusundaki 6 vilayeti(Şimdi 15 il?) insansız istiyor? Bir Fransız Aydını; “Etnik olarak, Fransız kökenli olmayan, bir Fransız vatandaşı; isterse doktor, mühendis, işadamı, belediye başkanı, milletvekili olabilmeli, ama Fransa’nın geleceği için; Öğretmen, Yargıç,Subay ve Din adamı yapılmamalıdır!” uyarısında bulunmuştur. İran, Alman, İngiliz, Çin, İspanya, Rus, İtalyan ve Yunanlılarda benzer anlayış ve uygulama içindedir. Abd yönetim sisteminde, derin devlet; Beyaz, Hıristiyan ve Anglo sakson olmayanları, engelleyip önünü kesmektedir.Sözde Başkan Obama ise Buştun,sadece güneşte fazla kalmışıdır!Ayrıca, Abd;ilerleyip, kalkınıp, ilerde süper gücüne zarar verebilecek, ülkelerin; ekonomi, terör ve savaşla, birlik ve dirliğini bozmak için; o ülke halkını; etnik,dini ve mezhep farklılıklarını kullanıp, ayrıştırarak; Yugoslavya,Afganistan,Pakistan,Libya,Yemen,Irak ve Suriye gibi, birbirine düşman etmekte, içsavaşla parçalanma ve dağılma sürecine sokmakta. Yada Türkiye gibi ülkeleri, borç batağına itmekte, dolar-faiz-enflasyon şeytan üçgeniyle; ülke ekonomisini dışa bağımlı,hammadde kaynağı ve batı mallarına, açık, serbest Pazar yapmaktadır. Tüm bu sömürü ve çürütme politikasını; Sunni Mezhep görüntüsüyle örtmektedir? Müslüman Arapların, Halifeler döneminde, Şam valisi; maliye işleri görevini, bir Yahudiye verir. Bunu haber alan Halife, “Adaletsiz davranır, fitne çıkarır…” diye, Yahudiyi görevden aldırıp, yerine bir Arap Müslümanı görevlendirir. Valiye, “Maliye işlerini gereğince yürütecek, bizden biri yoksa! Bu devleti sürdürmeye çalışmamızında bir anlamı yoktur!” der. Bizim bu sözleri, uygulamaları, Selçuklu, Osmanlı ve 90 yıllık Cumhuriyet dönemini, özellikle de günümüz (2003) şartlarını, dikkate alarak, çok iyi düşünüp;komşularımıza ipret olmamak için geleceği; tarihten ders,öğüt alarak; gerçekçi, doğru planlamamız gerekir.Bir Fıransız Yazar: “Osmanlı;1299-1922 yılları arası; Rus,Çin ve İngiliz siyaseti uygulayıp; bugün bağımsız olup, 42 devletcik kuran; eski vatandaşı halkları, okullarda;akılcı yöntemlerle, Türk diliyle okutup, Türkçe öğretip, konuşturup, yönlendirme, özendirme, iyilik veya zorla; İslam Dinine girdirse ve Demokrasi, Laiklik, Cumhuriyet sistemine geçseydi;DİLDE,FİKİRDE,İŞDE, TÜRK BİRLİĞİNİ SAĞLAYACAK Ortamı Oluşturduğundan; Bugün,yani 1990 yılında, Osmanlı hala var ve Dünyanın, tek süper gücüydü! Osmanlının,Askeri ve Ekonomik olarak güçlü olması; varlığı Ve bugünün dünyasında;İngilizce uluslar arası iletişm dili ve ingiltere,abd,rusya ile günümüzün ekonomik devi diye bilinen,çin diye bir devlette olmayacaktı?”
20-Milliyetçilik-Ulusalcılık-Yurtseverlik-Vatanseverlik-Devletçilik; Vicdani Sorumluluk Bilinci- Fedakarlık- İdealistlik-Hikmetli,İyi İnsan Olmak,Erdemli Vatandaşlık:Milli değerlere saygı göstermek, millete yalan söylememek, devlet malını hortumlamamak,Hukukun Üstünlüğünü, Ulusal Hakları, Kamu Yararını ve Adaleti; dürüst, öngörülü ve cesurca, savunup korumak. Yetenek,beceri ve donanımına uygun, yasal, meşru, topluma yararlı; bir iş, sanat, meslek edinip, İşini, Görevini; yerinde, zamanında, gereğince yapmaktır. Milliyetçilik; Milletini sevmek, saygı göstermek, Yasalara uygun davranmak. Devletin tam bağımsızlık, bağlantısızlık ve egemenliği ile yurdun bütünlüğünü korumak. TC Vatandaşlarının; Can, Namus ve Alınteri Malının Güvenliğini sağlamak. Özgür, egemen, borçsuz, huzur içinde ve umutla yaşatmaktır. Atatürk ve Arkadaşları; inançlı,idealist,vicdani sorumluluğunun bilincinde, ilkeli, öngörülü, cesur bir Türk Milliyetçisi olmasaydı; bağımsızlık mücadelesini başaramaz, Türk Cumhuriyeti ve Devletini kuramaz, Türk devrimlerini yapamazdı! 1821-1854,1856,1878,1908,1912,1914,1922 arası; Osmanlıyı yönetenler;görevinin ehli olmayan,çapsız, yetersiz,ahmak,hatta hain,batı emperyalizmine satılmış kişilerdi!Atatürk ve Arkadaşları gibi,değil Yeni Bir Devlet Kurmak! 3 keçiyi bile gütmekten aciz, beceriksiz insanlardı.1908 yılında ele geçirdikleri; 609 yıldır varlığını sürdüren, Osmanlı Devletini;1550 yılındaki gücüne, tekrar ulaştıracağız, söylemindeyken; 14 yılda yıkıma götürdüler!**Atatürk’ten Özdeyişler; “Benim endeğerli varlığım, Türklüğümdür. Özgürlük, benim karakterimdir. Ya İstiklal,Ya Ölüm. Biz Milliyetperver ve Türk Milliyetçisiyiz. TC Devletinin Temeli, Türk Kültürüdür. Cumhuriyet, Fazilettir.Sözkonusu Vatansa, gerisi teferruattır”.
21-Abd mandacısı, bod’cu, nato’cu, imf’ci, tahkimci, küreselci, diyalokcu ve medeniyet ittifakçıları: TC’yi kuran önderlerin; fikirlerini,ulusal değerleri öldürüp, amaçlarının içini boşaltan veya heykellerini yaptıran şekilciler, ab, gb, bodcu ve borçcular; asla Türk aydını ve Atatürk milliyetçisi olamaz. Selçuklu ve Osmanlı devletini içten çürütüp yıkanlar, montroscu ve sevrciler; bunların, batı yanlısı dönme, devşirme, işbirlikçi, fitneci ve ikiyüzlü, münafık atalarıdır!
B- EĞİTİME İLİŞKİN REFORMLAR:
1-a) Bina ve personel savurganlığına yol açan, planlama ve eşgüdümde sorun yaratan, çeşit ve türüyle illerdeki sayısı, otuza ulaşan devlet okulları; üç müdürlük çatısı altında toplanır. Bunlar: İlköğretim Okulu Müdürlüğü, Fen Lisesi Müdürlüğü ve Meslek Lisesi Müdürlüğüdür. Tüm Mesleki ve Teknik bölüm ve programlar; Meslek Lisesi Müdürlüğü çatısı altında toplanır. Gereken Mahalle ve Semtlere;Okul şube şeflikleri açılır.
b) Okul binası yetersiz;köy, mahalle ve semlerde;Sabahçı,Öğlenci ve Haftasonları olmak üzere; üçlü Öğretime geçilir. Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri, okullar, eğitim öğretimde kullanılır. Haftalık ders puroğramı:16 saat olmak üzere: Her güne 5-6 saat ders konur. Günlük 6 saatlik, Zorunlu ders saatini doldurmayan,Sabahçı öğretmenlere;2’ci ve 3.cü öğretimde görev verilir. Diğer öğretmenlere ise ekders ücreti ödenir.
2- Öğretmenlik alan ve dallarının sayısının, 66’ya ulaşması nedeniyle; öğretmenlerin yurt ölçeğinde dengeli dağılım ve planlamasının yapılması, imkansız hale gelmiştir.600 bin öğretmen(*2016: 1 mn) kadrosuna rağmen, bazı illerde dal öğretmeni bulunamamakta , batıda ve büyük illerimizde ise (aşırı yığılma nedeniyle) yüzlerce fazla dal, alan öğretmenine ders verdirilemeyip, sadece ücret ödenmektedir! Yeni düzenlemeyle Öğretmen olmak isteyenler; kendi ilindeki Devlet Ühiversitesinde okur, kendi il-ilçe ve beldesinde öğretmenlik yapıp, hemşerilerine, kendi evinde oturarak hizmet eder. Bu nedenle eğitim sorununun çözümü için; öğretmenlik alan, program ve dalları; 3’e indirilir. Öğretmen adayı, 3 branşta eğitim görür ve bu 3 branşta okullarda görevlendirilir. Bunlar:
a) Türkçe ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği,
b) Matematik ve Fen Bilgisi Öğretmenliği,
c) Okul Öncesi,Ana Sınıfı,Rehberlik ve Engelliler Öğretmenliği;*Bu 4 puroğramın eğitimini, birlikte alır, hangisinde başarılı ise, o dalda çalışıp,hizmet verir.
3- Resim, spor, müzik gibi yetenek ve beceri isteyen, teknik ve mesleki dersler; o yöredeki konusunda uzman, başarılı kişilere ücret karşılığı verdirilir. Teknik dersleri de mühendisler, uzmanlar, teknikerler, ustalar verir. Böylece okulla sanayi bağı kurulmuş, eğitim güncelleştirilmiş, yörenin ihtiyacı olan dalda eleman yetiştirilip, uygulamaya dönük özellik kazandırılmış olur. Öğrenciler, toplumu tanır, birikimi paylaşır, hayatla iletişim kurar.
4-a) Her İl’e Üniversite ve nüfusu 100 bini geçen ilçelere; Hukuk ve Tıp Fakültesi ile Sağlık MYO, İlk Yardım,Çocuk,Hasta,Yaşlı Bakım MYO,Aşçılık,Fırıncılık,Pastacılık MYO, Tarım MYO, Veterinerlik MYO, İnşaat,Onarım,Restore MYO, açılır. Üniversiteler, ilçe ve beldelere; yörenin sosyal, ekonomik ve coğrafi şartlarına uygun, fakülte ve MYO açarlar. Kamu Hastaneleri; Şifa Yurdu-Sağlık Ocağı adıyla, Devlet Üniversitelerine bağlanır.
b) YİBO, Yatılı Lise ve Taşımalı sistem öğretime son verilir.Belde ve köyünde okul bulunmayan, öğrenciler; öğrenimini, Açık İlköğretim ve Açık Lisede devam ettirir. En iyi okul, eve en yakın olandır. Yeni düzenlemeyle öğrencisiz, işlevsiz kalacak; Yatılı İlköğretim Bölge Okulları ve Yatılı Lise binaları; yurt ve derslik olarak kullanılmak üzere; Belediyelerce, Devlet Üniversitelerine ücretsiz tahsis edilir.
c) Üniversitelere, öğretim üyelerini; o yörede doğup büyümüş,o yer nüfusuna kayıtlı, o yer ilköğretim, lise ve üniversitesinden mezun;yerlileri arasından,başarı derecesine göre seçerek, Üniversite Yönetim kurulu alır. Demokrasinin bir gereği olarak;MYO Başkanı, Fakülte Dekanı ve Ün. Rektörünü; o okulda görevli öğretim üyeleri, purofesör unvanlı adaylar arasından, gizli ve yazılı oyla, 5 yıllık bir dönem için seçer.
d) İlköğretim ve Liselere, öğretmenleri; o yörenin yerlileri arasından seçerek, Okul Yönetim Kurulu alır. Öğrenciler istemezse, görevine son verir. Başka bir şehire veya okula, naklen tayin edilemez. Okul müdürlerini; 5 yıllık bir dönem için o okulun öğretmenleri, adaylar arasından, gizli ve yazılı oylamayla seçer. Bir kişi müdürlüğe, ikinci kez veya dönem için tekrar aday olamaz ve seçilemez.
5- Kredi ve Yurtlar Kurumu kaldırılır. Devlete ait ilköğretim, lise ve yüksek öğrenim yurtları , üniversitelere bağlanır. Öğrencilere,Devletçe; nakit parasal kredi ve burs verilmez. Geliri yetersiz ve çalışkan öğrencilerden; yurt, yemek ücreti, öğrenim harcı, ders araç, cihaz, kitap kiralama ve cd-bellek parası alınmaz. Devlet üniversiteleri, enaz %30, özel üniversiteler ise en az %10 oranında öğrencisine, parasal olmayan öğrenim bursu verir. Ailesinin geliri yetersiz öğrenciler, tatillerde ve boş zamanlarında;AVM- market, benzin istasyonu, otel, lokanta,kafe, çay bahçesi, tatil köyü ile okuduğu üniversitede;part-time çalışarak, harçlıklarını çıkartırlar.
6-a) Günümüz şartlarında;amaç, anlam, önem ve fonksiyonunu yitiren, kamu kurumları ile KİT, İDT ve BİT’ler; Belediyelere bağlanıp kaldırılır. Binaları ve arsaları, belediye mülkü olur. Makine ve araç-gereçleri belediyece satılır. Belediyeler, bu kamu arsa ve binalarını, üniversitelere ücretsiz olarak tahsis eder.
b) Sayıştay, DPT, Teftiş Kurulları, Denetmenlik ve Kontrolörlükler kaldırılır. Bu kurumların personeli; TBMM ve Belediyelerde, uzman olarak görevlendirilir.
7- Ayrıca kamuya ait eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, lokal, kamp, orduevi, polisevi, öğretmenevi ile kamu kurum lojmanlarıda, belediyelere devredilir. Bu tesisler, belediye mülkü olur. Belediyeler, uygun binaları, üniversitelere; derslik ve yurt olarak kullanılmak üzere, ücretsiz tahsis eder. Tahsis edilen bu kamu binalarının, bakım ve onarımını, kullanan kurum yaptırır. Belediyeler, uygun arsaları; park bahçe, çocuk bahçesi, sipor ve oyun sahaları, piknik yeri ve otopark olarak, yeniden düzenler.
8- Kültür Bakanlığı kaldırılıp, görev yönünden Eğitim Bakanlığıyla birleştirilir. Ancak il ve ilçelerdeki; kütüphaneler, müzeler, anıt ve sit kurulları ile kültür merkezleri, belediyelere bağlanır. Turizm bakanlığı da kaldırılıp il ve ilçelerdeki teşkilatı belediyelere bağlanır. Turizm Bakanlığının görev ve merkez teşkilatı, Yerel Yönetim Bakanlığı’na devredilir.
9- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Eğitim ile Sağlık Bakanlığına bağlanıp kaldırılır. İl ve ilçelerdeki çocuk yuvası, yetiştirme yurdu,engelli eğitim merkezi ve huzur evleri, belediyelere bağlanır. Eğitim ve Sağlık Bakanlığı, bu hizmetle ilgili genel yasa düzenlemelerini, hazırlayıp yapar.
10- Gençlerin geçerli bir Meslek edinmesi, hem Türkiye de hemde başka ülkelerde kolaylıkla iş bularak, yeterli ve düzenli bir gelire, sahip olabilmesi için:
a- Trabzon, Samsun, Zonguldak, Kocaeli, Tekirdağ, Bursa-Gemlik, İzmir-Çeşme, Muğla-Fethiye, Hatay-İskenderun, Adana-Karataş-Yumurtalık,Antalya-Alanya ve İçel-Silifke-Anamurda: Gemi Kaptanlığı Fakülteleri açılır.
b-Adana,İzmir, Nevşehir, Amasya-Merzifon, Konya, Eskişehir, Balıkesir-Bandırma ve Antalya’da; Uçak ve Helikopter Pilotluğu eğitimi veren Fakülteler açılır.
11- Fakülte ve MYO’lara: % 70 oranında; oyer nüfusuna kayıtlı, oyerde doğup büyüyen ve oyer ilköğretim ve liselerinden, mezun olanlar alınır. Kalan % 30’luk kontenjena ise diğer bölgelerden öğrenciler ve Yabancı ülke öğrencileri alınır. Türki Cumhuriyetler, komşu ülkeler ve üçüncü dünya ülkeleri gençleri için devlet ve özel üniversitelerin, her bölümünde; 5-20 kişilik kontenjanlar ayrılır. Bu öğrencilerin kazanılıp, ilerde iki ülke arasında dostluk, lobi, kültürel ve ekonomik işbirliğini sağlayıcı, rol üstlenebilmeleri için; ya hiç ücret alınmaz yada öğrenim harcı ve diğer okul, yurt giderlerinin yarısı alınır. Bu öğrencilerde %30 oranında uygulanacak öğrenim burslarından yararlandırılır. Kontenjan dışı, ülkemize yüksek öğrenim yapmaya gelen yabancı öğrencilerden, okul, yurt ücretleri tam alınır. Abd bu yöntemle süper devlet oldu! Abd, İngiltere, Fransa gibi devletler; yabancı öğrencilerin, ülkelerinde öğrenim görmesi nedeniyle; hem önemli bir gelir sağlıyor, üniversiteleri gelişip büyüyor, uluslar arası geçerlilik kazanıyor.Hemde bu öğrenciler aracılığıyla, o ülkelerle dostluk, kültürel ve ekonomik ilişkileri, gelişip artıyor. Ör: Türkiye’de okuyan, Azeri, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen yada İranlı, Türkiyeye gezmeye gelecek, bizimle alışveriş yapacak, Türk hastanesinde tedavi olacak, Türkiyeyle dostluğu ilerletecektir.
12- Üniversiteler, bölüm ve kontenjan artırıp, her yıl okumak isteyen; 1,5 milyon lise mezununa; giriş sınavsız,taban puansız; AÖF ve AÖ MYO dahil; okuma, yüksek öğrenim yapma fırsatı tanımalıdır. Türkiyedeki profesör ve doçent sayısı, İngiliz üniversitelerindeki profesörlerden daha fazla! Öğretim üyesi ve yeterli okul binası var. Üniversiteler, ikili, üçlü öğretime geçerek (sabah, öğle sonu, akşam ve hafta sonları gibi), ortak ve uygun dersleri anfilerde yaparak, dersleri internetten yayınlayarak,üniversite kapısında bekleyen öğrencilere,öğrenim fırsatı yaratılmış, onların hayatla mücadele etmeleri kolaylaştırılmış, verilen ek bilgi ve kültürle; bilinç, özgüven kazandırılmış, kendileriyle barışık olmaları, bir iş, sanat, meslek edinmeleri sağlanmış olur. Gençler, yetenek ve becerisine uygun dallara;giriş sınavsız, taban puansız kabul edilir. Üniversite giriş sınavı kaldırılınca, haksızlık,kayırma, yolsuzluk olmasın diye;Fakülte ve MYO kontenjanlarının % 70’ine; o yöre nüfusuna kayıtlı olan, o yerde doğup büyüyen, o yöre ilköğretim ve lisesinden mezun olan, sabıkasız, bir kötü alışkanlık ve zararlı bağımlılığı bulunmayan,bilinçli,idealist öğrenciler; istedikleri bölüm ve puroğramlara, giriş sınavsız olarak, alınır.
13- Açık öğretim MYO ve Fakültesinde kontenjanlar artırılır. A. Öğretimde okuyan öğrencilere: A. Öğretim ders kitapları; cd-bellek olarak verilir. Dersler, tv ve internetten yayınlanır. Açık Öğretim;Hukuk Fakültesi, Sağlık MYO, İlkyardım,Çocuk,Hasta,Yaşlı Bakım MYO ile Aşçılık,Fırıncılık,Pastacılık MYO,Tarım MYO, Veterinerlik MYO bölümüne; tüm lise mezunları, ayrımsız kabul edilir ve kontenjanı 200 bine çıkarılır. Her hukuk fakültesini, sağlık MYO’yu bitiren, hakim, avukat, hemşire, ebe olacak değil, ama! Hukuku, yasaları bilen bir turizmci,aşçı, marketçi, ilk yardımı, çocuk, hasta, yaşlı bakmayı, iğne yapmayı, yara pansumanını, tansiyon ölçmeyi, bulaşıcı hastalıkları bilen bir çiftçi, bilinçli bir ev kadını olur. Dilerse;kitap,internet veya hafta sonları ve yaz tatilinde;İSMEK SERTİFİKA Puroğramı Dersanelerinde;yabancı dil öğrenip, yurtdışına giderek, hemen ve bol ücretle, ameliyat, acil servis ve gece vardiyası hemşireliği, işi bulur.
14- Eğitim ve öğretimin amacı, ilkeleri değiştirilir. Eğitimin amacı: insanları, bilgili, kültürlü, bilinçli, ilkeli, idealist yapmak, vicdani sorumluluk duygusu kazandırmak. Yeteneğini açığa çıkarıp, becerisini geliştirmek. Okumayı, araştırmayı, yazmayı sevdirmek. Hayatta daha rahat yaşayabilmeleri için öğrencilerin; yetenek, beceri ve karakterine uygun; bir iş,sanat, meslek edinmelerini ve özgüvenli, umutlu, kendileriyle barışık olmalarını sağlamak. Abd, Dünyada varlığını sürdüren;250 farklı etnik guruptan,insanı;göçmen olarak kabuledip, Vatandaşlığına almış.Bu kişiler;”Ben Abd Vatandaşıyım, Abd’yi seviyorum. Benim Aslım,kökenim; Alman,İngiliz,İtalyan,İspanyol” diye, öğünmektedir! Tıpkı Abd’de olduğu gibi, Anadoluda, Trakyada yaşayan insanların; Türkiye; benim vatanım, TC; benim devletim. Ben önce Türk vatandaşıyım, sonra; Çeçenim, Çerkezim, Gürcüyüm, Kürdüm, Lazım veya Arnavutum, Arabım, Ermeniyim, Rumum, Yahudiyim diyebilmeli! Kendi öz kültürünü canlı tutup, yaşatacağı dernek ve vakıflar açıp, orada serbestçe gülüp eğlenebilmeli. Aklını, enerjisini; terör için değil,kendinin ve ailesinin durumunu iyileştirmek, daha güvenli ve mutlu olmak.Kendi il,ilçe ve beldesine hizmet edip, barışı kurup Türkiyeyi büyütmek için kullanacağı, bir ortam sağlanmalıdır. Türkiye’de, tarihi, sosyolojik, kültürel ve fizyolojik olarak, anadili ve ırkı farklı, 27 ayrı etnik guruptan insan var. TC Devleti; Abd, Kanada, Avustralya, yeni Zellanda ve Güney Amerikaya bakıp,gerçekçi bir model geliştirmeli ve bu insanları; TC vatandaşlığı adı altında kaynaştırmalı, bir hedefe yönlendirmeli. Bu, ancak; herkesin, zorunlu 10 yıllık temel eğitimden geçmesi ve yine Türk halkının %70’inin;giriş sınavsız, taban puansız, üniversiteli olmasıyla mümkündür. Terör örgütleri; pkk,kck, hizbullah, daeş,ışıt,asala, dhkpc vb yokedip, Can, Namus ve Mal Güvenliğinin sağlanmasıyla pekiştirilir. Asla terör örgütleriyle müzakere edilip, taviz verilerek değil! Rusya, Çeçenlerle ne yaptı?
15- Özel liseler ile devlet liselerine,giriş sınavları kaldırılır. Öğrenci,evine en yakın İlköğretim okulu ve liseye başvurur ve liseye;ilköğretim başarı puanına göre,taban puansız, kabul edilir.
16-a) Üniversitede dersler; tv, internet, cd-bellek ve diğer teknik alet ve cihazlar kullanılarak yürütülür. Atölye, Laboratuar derslerine ve İşyerinde Uygulamalı Staj eğitimine ağırlık verilir. Öğrencilere, seçeceği derslerde; ev ödevi, puroje ve tez verilir. Okul dersleri süresince, işyerlerinde; haftanın 2-3 günü, uygulama stajı yaptırılır. Okutulması gerekli ders kitapları, okul demirbaşına alınır ve öğrencilere kiraya, veya cd-belleği verilir. Öğrenciler ders kitabı satın almaz. Seçilen bir ders kitabı her yıl değiştirilmez, en az on yıl okutulur.
b)Öğrenciler, okula kitap getirmez.Ayrıca,Ezberciliğe dayalı eğitim ve bunun uzantısı;klasik yazılı ve sözlü sınav sistemi bırakılır.Ezbercilik;Gençlerin beyninde deprem yaratır;Akledip düşünmeyi, sorgulamayı engeller!Farklıya karşı çıkar,yenilik,değişim ve ilerlemeye kapanıp, tutucu, bağnaz olur.İcat yapamaz,bilim ve teknolojide ilerleyemez.Öğrenci;Çarpım Taplosunu ezberlemez, Hesap makinası kullanır.Öğrenciler;İlköğretimin;okul öncesi-Ana sınıfı kısmı olan, ilk 3 yılında;Sınava tabi tutulmaz,Karne almaz.İlköğretim Okulu Öğrencileri; 4 ve 5.ci sınıfta; her ayın son okul, ders günü; o ay görülen ders konularından, 40 sorulu (*Her dersten 10 soru),60 dakika süreli, TEST SINAVINA girer. Yazılı ve Sözlü sınav yapılamaz. Sınavları, Okul idaresi,yapar. Dersin öğretmeni; notlara karışmaz,sadece eğitim,öğretim faaliyetini yürütür. 10 yıllık Temel Eğitimde Öğrenci sınıfta kalmaz.Yıl olarak 5 yaşında ilköğretime başlar ve 10 yıl(*5 yıl İlköğretim ve 5 yıl Lise) sonunda Liseden mezun olur. Ancak,Beşli Not Sistemine göre; Diploma notu derecesi; A,B olmayanlar; Fakülteye alınmaz. Lise Diploması ortalama not derecesi; C,D olan öğrenciler;MYO’da yüksek öğrenim görebilir.E ile Okulu bitirenler ise sadece İSMEK Sertifika Dersanesine gidip,Meslek öğrenebilir. Fakülteler 5 yıl, MYO’lar ise 3 yıl sürelidir.
17- Öğrenciler aynı anda ve yılda, 2 fakülte, MYO yada Açık Öğretimde birlikte okuyup, 2 yüksek öğrenim diploması birden alabilir. İkinci bir programda okuyabilmek için, ikinci sınıfa; doğrudan ve en az A-B derece ile geçmek şarttır. Yeni bölüme ait dersler; ek olarak seçilip okunur.
18- Özel ve devlet, lise ve üniversitelere, giriş için düzenlenen; öğrenci seçme sınavı, kaldırılacağından; öğrencileri, SBS, LGS, OKS,TEOG, YGS, LYS, ÖSS gibi derslere ve sınavlara hazırlayan, özel dershanelere, ihtiyaç ve gerek kalmaz. Avrupa(Almanya, Fıransa, İngiltere, İtalya), Abd ve Japonya da;TEOG, SBS, YGS ve LYS’ye benzer bir sınav yok! Öğrenciler, karakter, eğilim, istek, yetenek ve becerisine uygun bulduğu, okumak istediği alan ve dallardaki Fakülte veya MYO’lara başvurup, öğrenim görmektedir. Bu durumda özel dershaneler kapatılacağından, bir araya gelerek; İlköğretim okulu ve Lise ile 2-8 ay süreli; İSMEK: İş, sanat, meslek edindirme ve yabancı dil kursu sertifika puroğramları açabilirler. İsteyen özel dershaneler ise yeni, özel vakıf üniversiteleri kurabilirler. Böylece, varlıklı aile çocuklarının, Abd, İngiltere, Avusturya’ya okumaya gidip, yılda 20-50 bin Abd doları, Ab eurosu milli serveti; yurt dışına götürmesine gerek kalmaz. Türkiye’de açılacak yeni üniversitelerde okuyacağından, milli servet Türkiyede değerlendirilmiş olur.
19- Özel üniversiteler için düzenlenen; Ö.S. Sınavı, hemen kaldırılır. Parasal gücü yeterli öğrenciler; istedikleri üniversite programına, dalına, alanına, branşına girer. İlgi, yetenek ve becerisine uygun dalda, severek öğrenim görür. Böylece zaman, emek ve para israf edilmemiş olur. Özel üniversiteler, sabıkasız öğrencilerin, başvurularını; ilköğretim başarı puan ortalaması ve lise bitirme diploma derecesini esas alarak, yüksekten düşüğe sıralar ve bu sıraya göre; kontenjan sayısınca bölüme kayıt yapar.
20-a) Devlet Üniversitelerine, giriş için yapılmakta olan; YGS-LYS uygulamasına, hemen son verilir. Sabıkasız Öğrenciler, Üniversiteye;giriş sınavsız ve taban puansız olarak, yetenek ve becerisine uygun alana, Lise diploma derecesi ve ilköğretim başarı puanına göre, kaydedilir.Ancak, torpil, kayırma ve haksızların önlenmesi ve bu durumun yakından takibi için; Bu Denetim Sistemi uygulanır: Bir şehirde kurulu,Fakülte ve MYO’ların, % 70’lik Öğrenci Kontenjanına; o şehir nüfusuna kayıtlı,o yerde doğup büyümüş, o yer İlköğretim ve lisesinden mezun olan, sabıkasız ve Kötü alışkanlık, zararlı bir bağımlılığı bulunmayan öğrenciler; diploma başarı derecesine göre, sırayla alınır. Kalan, % 30’luk kontenjana ise bölge dışından gelenler ile yabancı öğrenciler kabul edilir.
b)ÖSYM;Eskişehir Anadolu Üniversitesi,Açık Öğretim Kurumuna bağlanır ve adı; DSM: Devlet Sınav Merkezi olarak,değiştirilir.DSM; 10 yıllık Açık Öğretim TEO’nun; İlköğretim 4-5.ci ve Lise 6-10.cu sınıfları ile 5 yıllık Açık Öğretim Fakülte ve 3 yıllık Açık MYO’nun;Kasım ayında birinci yarıyıl ve Nisan ayında ise ikinci yarıyıl, Dönem sonu final,Bekleme ve Bütünleme sınavlarını yapar. Yine, Devlet ilköğretim okulu ve liselerinden, isteyen okulların;Dönem içi aylık sınavları ile Devlet üniversitelerinden isteyenlerin;Dönem içi ile Aralık ve Mayıs Aylarındaki; 2 dönem sonu; final,bekleme ve bütünleme sınavlarını, yapıp yürütür. DSM ayrıca, üniversitelerin araştırma görevlileri ile öğretim üyelerinin; mastır, bilim doktorası, doçentlik,purofluk gibi Akademik yükselme ile Türkçe ve Yabancı Dil sınavlarını yapıp yürütür. Akademik yükselme sınavları, bu 4 dalda düzenlenir. Yine, Devlet TEO’larında Öğretmen olarak çalışanların;bu 4 puan grubuna göre,Uzman Öğretmenlik ve Başöğretmenlik sınavları yapılır.DSM; Mart ve Ekim aylarında olmak üzere, yılda 2 kez, Akademik ve Yabancı Dil sınavı,düzenleyip,yürütür.Adayların, her dönemde yalnızca birine katılabileceği; 60 dk süreli test sınavında; her gruba, Fen Lisesi ve Açık Öğretim Lisesinde okutulan, ders konularından, 40 soru sorulur. Gruplar:
a) Türkçe-Sosyal Bilgiler
b) Türkçe-Fen Bilgisi
c) Türkçe-Matematik
d) Türkçe-İngilizce’dir.
-Örneğin: (a) grubunda sorulan soruların; 10’u Türkçe, 30’u ise Sosyal derslerle ilgilidir. Sınavda cevaplanan, her doğru soru için: 2 puan verilir. Ayrıca liseyi, A-Pekiyi dereceyle bitirenlere; her doğru yapılan soru için; ek, artı 0.50 puan, B-İyi dereceyle mezun olanlara; artı 0.25 puan, ek olarak verilir. Orta derece ile mezun olanlara ek puan verilmez. Bu yönteme göre 40 soruyu tam yapan ve liseyi de pekiyi dereceyle bitiren 100 tam puan almış olur. Puan hesaplanırken; Okul-lisenin türü, bölümü, okulun genel başarı, durumu gibi hususlar, sınav notu hesaplamasında dikkate alınmaz.
21-DSM’ce düzenlenecek, Akademik Sınav soruları; lise 9.cu sınıfın, birinci ve ikinci dönemi ile lise 10.cu sınıfın birinci döneminde okutulan, ders konulardan,seçilip sorulur.
22-Özel üniversiteler ile yabancılar,Türkiyede; Askeri okul, Polis okulu,Açık öğretim ile Eğitim Fakültesi ve Öğretmen yetiştirmeye yönelik, program, dal, bölüm açamaz. Özel vakıf üniversiteleri ve yabancı üniversiteler; Tıp, Dişçilik, Hukuk, Mühendislik,Mimarlık ile Kaptanlık, Pilotluk, Sipor, Müzik, Resim, Tiyatro vb dal ve alanlarda; Fakülte ve MYO açıp, eğitim, öğretim faaliyeti yürütebilir.Yurt dışında yüksek öğrenim görenlere,Türk devlet okullarında öğretmenlik görevi verilmez. Devlet ve Özel üniversiteler ile Açık öğretim diplomaları, hukuken eşdeğerdir.Bu husus,birçok devlette uygulanmaktadır.
23-a)Türk Üniversitelerinde: Fakülteler;5 yıl, MYO;3 yıl sürelidir. Tez hazırlama dahil, Mastır; 1 yıl, Bilim Doktorası; 2 yıl sürelidir.TUS ise bölüm ve alanına, yani Mastır ve Bilim doktorası olma düzeyine göre; 1 ve 2 yıl sürelidir.
b)Açık Öğretimde;200 biner kontenjanlı, yeni Fakülte ve MYO’lar açılır. Örnek Bölümler:
1- Hukuk Fakültesi
2- Hemşirelik ve Ebelik MYO
3- İlk Yardım, Çocuk, Hasta ve Yaşlı Bakım MYO
4- Fizyoterapi, Tıbbi ve Sipor Masaj Teknikleri MYO
5- Aşçı, Fırıncı, Pastacı MYO
6- Elektromekanik Alet, Cihaz, Kurulum, Kullanım, İşletim, Bakım, Onarım, Servis MYO.
7- Tarım MYO
8- Veterinerlik MYO:Sadece Hayvancılıkla ilgili dersler,uygulamalı okutulur.Türkçe,Tarih, Fen,Matematik gibi bir ders okutulamaz.
C- EKONOMİK REFORMLAR:
1- Taban fiyatı uygulaması ve devlet destekleme alımları uygulamasından vazgeçilir. Sonuç ortada, devlete yararı ve ekonomik mantığı yok. Kar-Zarar sonuçlu, parasal işler; ekonomi kurallarına göre ve Özel Sektörce; yapılıp işletilip yürütülür. Ancak çiftçinin- üreticinin emeğinin karşılanıp, işini gereğince yürütebilmesi için; Bitkisel ve Hayvansal ürün; tahıl, sepze ve meyvelerin; tarla,bahçe,ev,işyeri, toptancıhali ve semtpazarında; temel,enalt-enaz, alım-satım fiyatı; 1 TL’den başlatılır. 1 TL’den daha aşağı bir fiyatla, Buğday,arpa, Pırasa, Elma, biber, domates, patates, soğan, pancar,maydonos ve Süt gibi,hiçbir Tarım ve Hayvansal ürün, alınıp satılamaz.Sepze,Meyve ve Tahıl gibi bir Tarımsal ürünün satışı ve alıcıya teslim edilmesinde; Toptancı Haline götürülme zorunluluğu konamaz. Alıcı,Ürünü;Tarladan, Bahçeden alıp, kendi yerine götürüp,işleyip,kullanıp,pazarlayabilir.
2- Çiftçilere, sahip olduğu tarla dönümü yada ektiği ürün çeşidi nedeniyle; doğrudan ve dolaylı, destekleme parası, kredisi verilmez. İndirimli,kıredili,taksitli,hibe;mazot,tohum, gübre, yem, ilaç vb satış yapılmaz. Hükümet,gölge etmesin,kota koymasın,karışmasın yeter!
3- Çiftçi, esnaf, memur, işçi, emekli, fabrikatör, şirket, turist, ihracatçı ve yabancı yatırımcılara yapılan;çifte vergilendirmenin önlenmesi,vergi muafiyeti, teşvik ve vergi iadesi gibi, yanlış işlem ve haksız ödemeler kaldırılır. Yerli veya yabancı, gerçek ve tüzel kişilere; hiçbir nedenle,yatırım, ihracata ve turizme teşvik ile vergi iadesi, enflasyon ve kur farkı ödemesi yapılmaz. Devlet gerçek ve tüzel kişilere, kredi vermez.
4-Bir önceki yılın, Ulusal-Milli Gelirinin; en az %40’ı kadar para, dolaşımda tutulur. Milli Gelirin, %30’u kadar TL para; BKK ile daha fazlası ise Ulusal Meclis kararıyla basılır. İç piyasada alış veriş, ihale, ödeme ve alım satımlar TL ile yapılır. Komşularla olan ikili dış ticaret, karşılık, eşitlik, saygı ve güven ilkelerince ve ülkelerin ulusal paralarıyla, bankacılık sistemi aracılığıyla yürütülür. Ticarette 3.cü bir ülke parası kullanılmaz.
5-SOSYAL GÜVENLİKLE İLGİLİ HUSUSLAR:
1) Ekonomik ve hukuki eşitlik açısından, bir mantığı bulunmayan; dul, yetim, emekli eşi, emekli kızı, 65 yaş ile engelli, şehit ve gazi, milli sporcu, devlet sanatçısı, depremzede, kaçakçı, pişmanlık duyan itirafçı terörist, polis ve Mit muhbiri vb ad ve unvanlarla, kişilere karşılıksız verilen, maaşlar-ödemeler kaldırılır. Ayrıca Yeşilkart uygulamasına son verilir.
2) Bağkur, Emekli Sandığı ve SSK birleştirilir.Kamu Sosyal Güvenlik Kurumu; tüm sigortalı ve serbest meslek çalışanları ile işçi, memur, işveren ve esnaftan; öğrenim durumu ve kamu SGK’ya; sosyal güvenlik;emeklilik ve sağlık sigorta pirimi ödenen, hizmet süresine göre ve aynı şartlarla; tüm sigortalılardan; emeklilik ve sağlık sigorta primi toplar ve aynı gösterge tablosu üzerinden, aylık emekli maaşı bağlar.Tüm Sigortalı ve Emeklilere; ayrıcalıksız, eşit, adaletli, düzenli ve yeterli hizmet verir.
3)Kamu kurumu ve özel işyerlerinde çalışan,memur ve işçilere; aylık ücretleri; çalışmadan, aybaşında(ayın birinde) peşin ödenir.Kamu SGK Sigorta primleri; 30 tamgün üzerinden, hesaplanıp alınır. Çalışanlara, öğrenim durumuna ve hizmet süresine göre;Aylık Temel Ücret ve işin önemine, zorluğuna göre ise Aylık Tazminat verilir. Tazminatı;İşveren ve Sendika birlikte belirler. Verilecek tazminatların, çeşit ve miktarı, her personel için ayrı ayrı belirlenir. Tazminatlar, eylemli çalışılıp, hakedildikten sonra; ertesi ayın; başında,o ayın aylık ücretiyle birlikte, veya 15’inde ödenir.
4) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, kamu kurumu statüsünden çıkarılır. Vakıf Başkanlığı görevini, Belediye Başkanları yürütür, Ancak diğer üyeleri sivilleştirilir. Yerel bir halk vakfı, DKÖ olarak faaliyetine devam eder. Devlet gelirlerinden bu vakıflara para aktarılmaz.
5) Çalışanların eş ve çocuklarına; aile ve çocuk yardımı yapılmaz. Çalışanlar birey kabul edilir. Bekarlar kaytarıp,evliler, hele çocuğu olanlar,işte dahamı çok çalışıyor!
6) SİGORTALILIK VE SOSYAL GÜVENLİK PRİMİ:
a) Çalışanlardan; asli- aylık temel ücret göstergesinin(*30 TAM GÜN üzerinden): %10’u oranında, Kamu SGK Emeklilik için sigorta prim keseneği kesilir.
b) Aylık Temel Ücret ve Tazminatlardan; % 5 oranında Gelir Vergisi kesilir.
c)Tüm Sigortalılardan,eşit miktarda olmak üzere; BAÜ’ nün (Brüt Asgari Ücretin), %10’u oranında; Sigortalılık ve Emeklilik döneminde,Sağlık Hizmeti vermek için; Aylık Temel Ücretlerinden kesilerek, Kamu SGK Sağlık sigortası primi alınır.
d) İşveren ve Devletçe; işyerinde çalışan Memur ve İşçi; aylık temel ücretlerinden yapılacak, toplam kesinti oranı; % 25’tir. Tazminatlardan, Emeklilik sigorta ve Sağlık pirimi kesilmez.
7) SAĞLIK HİZMETİ: a) Suçlar, cezalar, ekonomik, sosyal ve hukuksal haklar,bireyseldir. Emekli aylığı;Kamu SGK’ya; sosyal güvenlik-emeklilik sigorta primi yatıran, kişiye verilir.
b) Yine çalışırken ve emekli olunca, ayakta ve yataklı tedavi hizmeti yalnızca, sağlık primi yatırana verilir. Kişiler bakmakla yükümlü olduğu;Sosyal güvenliksiz, eş ve çocukları ile ana, baba gibi yakınları içinde sağlık hizmeti almak istiyorsa, onlar içinde sağlık primi yatırır. Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereği, sağlık hizmetinden yararlanabilmek için; ya kişiler sigortalı olarak, bir işyerinde çalışır, yada kendileri, Kamu Sosyal Güvenlik Kurumunun banka hesabına, bireysel olarak, aylık sağlık sigortası primlerini yatırır.
c)Türkiyede;bir işyeri,tarım veya sanayi türü üretim tesisinde; Sigortasız İşçi çalıştırılamaz. Ancak, semt pazarında pazarcılık,dairelerin boyanması,evlerde geçici temizlik,apartmanların haftalık temizliği,Binalardaki geçici bakım ve tamirat işleri,tarlada,bahçede bitkilerin çapalanması ve ürün toplanması,geçici çocuk veya yaşlı bakımı,Site tipi olmayan,küçük apartmanların kapıcı ve kalorifercileri,Küçük hayvan sürüsü çobanları gibi,işyeri niteliği taşımayan,geçici ve düzensiz işlerde;Haftada 1- 3 gün arası ve ayda ençok 10 gün çalışılan işlerde;Kamu SGK sigortasını;geçici işverenin yaptırma zorunluluğu yoktur.Bu tür iş yapanlarında,sigorta yaptırma zorunluluğu vardır.Bunlarda,Kamu SGK sigortasına kayıt olmadan çalışamaz,iş yapamaz.Ancak,bu kişiler,Kamu SGK sigorta pirimlerini, kendileri; Serbest Meslek Sigortalı gurubundan,her ay SGK Banka hesabına yatırır.
6-a) Çeki karşılıksız çıkanların, ÇEK karneleri ve hakları iptal edilir ve bir daha verilmez. Bu konuyu, Cumhuriyet Merkez Bankası ile Bankalar birliği ve Bddk takip eder. Çeki; veren kişi, doldurup imzalar. Çek; üzerinde yazılı tarihte geçerlidir. Banka ödemeyi, çekin üzerindeki tarihte yapar.En doğrusu çeklerin değeri, ödeme miktarı;Bankaca üzerine matbu olarak yazdırılır.Çeki düzenleyen kendi el yazısıyla;ödeme yapılacak tarihi atıp,imzalar.
b)Kıredi Kartı borcunu, 2 ay ödemeyenlerin; Kıredi Kartı, Bddk- Kıredi Kartları Merkezince iptal edilir ve bir daha K. Kartı verilmez. K. Kartları süresiz düzenlenir; heryıl değiştirilmez, yenilenmez, gerektiğinde iptal edilir.
7- Taklit, sahte, hileli, bozuk, sağlığa zararlı mal üretenlere, son kullanma tarihi geçen gıda maddesini satanlara; ele geçen malın değerinin; üç katı para cezası(*miktar düşükte olsa, verilecek para cezası miktarı;1 BAÜ’den az olamaz) ve altı ay hapis cezası verilir. El konulan mallar, Gıda maddesi ise, Hayvanat Bahçeleri ile Belediye Hayvan Barınaklarındaki Hayvanlara verilir. Allah,bizim gibi,düzenli,sağlıklı gıda bulamayacağı için; Hayvanlara, merhamet etmiş,küflü,bayat,bozuk gıdalarakarşı, dayanıklı yaratmıştır. Dayanıklı tüketim malları, okul öğrencileri ve kamu kurumlarına ücretsiz dağıtılır. Kaçakçılıkta elegeçen mallar;asla imha edilmez,satılmaz, kaçakçıya geri verilmez. El konulan mallar;Adli emanet depolarında bekletilip,çürütülmüzEn geç 10 gün içinde, C,Savcısı kararıyla;görüntülü kaydedilir,tahlil ettirilir, tutanaklı tespiti yapılıp,delil olarak yargıda kullanılır. Mallar,ilgili kurumlara teslim edilir.
8- MİRAS, NAFAKA, VASİYET:
1) Bir kişi ölünce, malları; yalnızca, birinci derece yakını olan; eş ve çocuklarına kalır. Eş veya çocuklarından biri sağ ise, mirasın tamamını, sağ olan mirasçı alır. 2. ve 3. derece yakını olan diğer akrabaları; mirastan pay alamaz. Mirasçının, birinci dereceli yakını yoksa, miras mal, belediyeye kalır. Evlatlık;Mirasın,sadece % 20’sini alır.
2-a) Kişiler, sağlığında yada öldükten sonra uygulanmak üzere, avukata; uzman doktor raporlu ve noter tasdikli Vasiyetname düzenleterek; sahip olduğu mallarının, %20’sini; diledikleri gerçek ve tüzel kişilere bırakabilirler.
b) Sözleşmeleri; Avukat düzenler, Noter onaylar.
3) Boşanan eşler;Yargı kararıyla birbirinden ayrılıp; evlilik bağı kesilip,hukuksal yakınlığın sona ermesiyle, evlilik öncesi gibi, tekrar iki yabancı olduklarından, dolayı; birbirinden, toplu tazminat ve aylık nafaka alamaz. Nafaka yalnızca, çocuklara; 18 yaşına kadar ödenir. Ana, baba; 18 yaşına ulaşıncaya kadar, çocuklarına bakmakla;görevli,sorumlu,yükümlü ve ödevlidir. Çocukların; yaşlı, hasta, engelli ve muhtaç ana, baba ve küçük kardeşlerine bakmaları ise Dini ve Toplumsal bir görevdir.
4) Boşanan eşlere; Evlilik-Nikah akdinden sonra, elde edilen mallar: Yargı organınca, eşit şekilde bölüştürülür. Türk Hukukunda; Mal Ayrılığı Sistemi geçerlidir.
9- a) Holdingler, şirketler, fabrikalar, belediyeler ve kamu kurumları gibi, tüzel kişiler; SİPOR kulübü kuramaz ve işletemez. SİPOR dernekleri- kulüpleri; ilköğretim okulu, lise ve üniversitelere, bağlı ve dayalı olarak, kurulup faaliyet gösterir. TC sınırları içinde; profesyonel (para karşılığı);bireysel veya toplu,takım olarak, sporculuk yapılamaz. Hiçbir spor kulübü, sporculara; transfer parası, yada yalnızca spor yapması için yıllık, aylık ücret ödeyemez. Spor, amatör ruhla, sağlıklı olabilmek ve boş vakitleri olumlu, yararlı şekilde değerlendirmek veya yerel,bölgesel,ulusal ve uluslar arası düzeyde yarışmak, başarı duygusunu tatmak için hobi amaçlı yapılır.
b) Gerçek ve tüzel kişiler, yurtiçi ve yurtdışındaki yarışmalara katılan; sporcu ve spor takımlarına, sponsorluk yaparak; bunların ulaşım, konaklama, alet, cihaz ve giyim giderlerini; reklam giderleri bölümünden,tanıtım amacıyla karşılayabilir. Belgeye dayalı bu tür harcamalar, bütçe yılı için, yasal gider olarak kabul edilir. Şirketlerin, reklam, tanıtım, puromosyon, araştırma ve sıponsorluk giderleri; Gelirlerinin,yeniyse sermayesinin; % 5’ini (veya bir önceki yıl ödediği vergiyi) geçemez. Bu miktardan daha fazla yapılan harcamalar, yasal gider olarak kabul edilmez. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi spor kulüpleri, ilköğretim okulu, lise yada üniversite açarak, spor kulüplerini, bu okullarla ilgilendirir. Bir okul takımı olarak faaliyetlerini devam ettirebilirler. Her spor kulübü; en az üç spor dalında faaliyet gösterir.
10-a) KDV, yıllık taşıt, yıllık emlak, gümrük, damga, ilan, reklam, eğlence, çevre temizlik, kira geliri vergisi gibi anlamsız ve eziyet türü vergiler kaldırılır.Hiç Sabancı ile Asgari ücretli bir işçi;bir malı aldığında aynı miktar vergi verirmi?Bu nedenle Adaletsiz bir vergi olan; KDV kaldırılır. Gerçek ve tüzel kişilerin-şirketlerin; Bürüt Gelirinden alınan; Gelir ve Şirket-Kurumlar Vergisi % 5 oranına çekilir. Vergi matrahı belirlenirken; yeni yatırım, giderler, kar ve zarar, dikkate alınmaz. Lafa gelince Türk halkının % 99’u Müslüman deniyor! Fakat % 2,5 oranlı zekatı bile, kim gereğince veriyor? Fitre ve Umre tamamda, bunun dışındaki Nafaka, Sadaka, Hayır gibi ödevlerde işler karışık!?
b)Türkiyede ticaret,sanayi,maden,tarım ve üretime yönelik, işyeri ve tesis açan,YABANCI Gerçek Kişi ile Şirketlerin;Bürüt Gelirlerinden; % 10 oranında, Gelir ve Şirket-Kurumlar Vergisi alınır. Kira, reklam, mal, enerji veya Sabit ve değişken giderleri ile yeni,ek yatırım,kar ve zararları, dikkate alınmaz.Yabancılara vergi muafiyeti tanımak,Çifte vergilendirmeyi önleme, şirket merkezi yurt dışında gibi,hileli anlaşma yaparak;TC Vatandaşlarını aldatıp,haksız rekabetle,kişisel çıkar sağlamak,vatan hainliğidir! Yabancılara; vergi iade işlemi yapılamaz,enflasyon ve kur farkı ödenemez,teşvik, destek pirimi verilemez. Yabancılar; TC vatandaşlarının yaptığı,yürüttüğü bir hizmeti,işi, üretimi yapamaz. Türkiyede üretilen bir mal için, üretim tesisi kurmasına izin verilmez. Yabancılar ancak, ithal edilen mallar için üretim tesisi kurar veya çıkarılmayan bir madeni; çıkarıp, işler ve enaz yarımamül hale getirir.Çıkarılan bir madeni;hammedde olarak,yurt dışına gönderip, satamaz. Türkiyede işyeri,üretim tesisi kurma,maden arama,çıkarma,işletme izni alan yabancılar; 3 ay içinde çalışmalara başlamaz,1-3 yıl içinde tesis kurup, faaliyete, üretime geçmez veya 2 yıl süreyle;çalışmalara,üretim faaliyetine ara verirse; İdare; Tutanak tutup, Yabancı şirketi uyarır,tanınan 3 aylık ek süre içinde,çalışmalara başlamazsa; sözleşme ve izinlerine,tek taraflı olarak,İdarece son verilip,izinler iptal edilir. Arazi ve binalar,başka isteklilere kiralanır. İznin,sözleşmenin iptali nedeniyle yabancılara;hiçbir tazminat ödenemez ve yabancılar bu konuda yargıya başvuramaz.Yabancılar Türkiyede;ancak ülkelerinde kurulu,faaliyet gösteren bir okul,üniversite,bankanın,şirketin;Bakanlık ve Belediyeden izin alarak, Şubesini açıp;TC Kanunlarına uygun faaliyet gösterebilir.Yabancı şirketlerin; Muhasebe müdürünün, idari, teknik personel ile işçilerin,enaz yarısının; TC Vatandaşı olması zorunludur.
11- Toplumsal birlik,dayanışma,barış ve sosyal yardımlaşmanın,hükümete güvenin, yaşam umudu ve yatırım hevesinin, sağlanabilmesi için;ekonomik ve siyasi istikrar,can güvenliği, geleceğin öngörülebilmesi ile yıllık enflasyonun; %5’in altına çekilmesi şarttır. Enflasyon, İngiltere, Japonya, Almanya, Abd, Rusya düzeyine çekilirse; emeklilerin maaş kuyruğu kendiliğinden ortadan kalkar. Vatandaş TL’den kaçmaz. Bankaya gidip, kuyruğa girerek maaşını, ilk günden çekmez. Bankaya talimat verir. Alışveriş ve harcamalarını; banka, mağaza, kredi kartı yada çekle yapar. Yanında para taşıma gereği bile duymayacağından, paralar bankada ve günlük dolaşımda olur; ekonomi canlanır. Kimse, sarrafa, bankaya, döviz büfesine gidip; altın, dolar, euro almaz, Borsa’ya ilgi artar. Cumhuriyet Merkez Bankası ve Borsa; doğrudan Ekonomi Bakanlığına bağlanır. Ekonomiyi, Hükümet yönetir. Kurullar danışmandır. Öneride, tavsiyede bulunur. Karar organı ve uygulayıcı Bakanlıktır.
12- Türki Cumhuriyetler, Rusya, Arap ülkeleri ve tüm komşu ülkelerle sınır ticareti başlatılır. Alışverişler, karşılıklı olarak, iki ülke milli parası, yada değiş tokuş-mal değişimi suretiyle ve serbestçe yapılır.Petrol,büyükbaş,küçükbaş hayvan,meyve,sebze dahil,he tür mal, alışverişe konu edilir.Sınırlama,kota ve gümrük vergisi konulamaz. İthalat ve ihracatımızın;enaz %50’si;komşu devletlerle; karşılık,eşitlik,saygı ve güven ilkelerine dayalı olarak,2 ülke ulusal paralarıyla, Bankacılık sistemi yöntemi ve Sınır ticareti yoluyla gerçekleştirmeye, çalışılır. Hammadde, Petrol ve doğalgaz, mal karşılığı; İran, Irak ve Türk cumhuriyetlerinden alınır. Ayrıca,Romanya, Yunanistan, Gürcistan, Azerbaycan, İran, Irak, Kıprıs ve Akdenizden çıkan;petrol ve doğalgazın, Türkiyedeki yokluğu ve neden olmadığı,çok iyi araştırılır?
13- Hükümetin genel bütçeyi, belediyelerin yerel bütçelerini ve üniversite gibi katma bütçeli kamu kurumlarının bütçelerini, 5 yıllık olarak hazırlaması; kamu hizmetini hızlandırıp, verimi artıracaktır. Her kurum, yıllık uygulama planı ve çalışma programlarını, kendisi hazırlayıp yürürlüğe koyar. Bütçelerini;meclisleri veya yönetim kurulları; onaylar ve uygulanmasını, Basın,STÖ ile birlikte, gözetip, denetler.
14- Anonim ve limitet şirketler ile gelir vergisine tabi küçük işyerleri, bir önceki yıl gelirlerinin %5’i oranında, yani ödedikleri vergi kadar; mal, hizmet yada paralarını; yol, elektrik, orman, ağaçlandırma, park, köprü, su gibi altyapı ve sağlık hizmeti veren, kamu kurumlarına, veya kamusal hizmet yürüten; dernek ve vakıflara, yada okulların eğitim hizmetlerine harcayıp, bağış olarak verebilir. Resmi belge, makbuz karşılığı yapılacak bu tür bağışlar, harcamalar, bütçe yılı için yasal gider olarak, kabul edilir.
15- Türk Halkının,Devlete ve TL’ye; yeniden güveni sağlanarak, yastık altındaki altın ve dövizlerin, (dolar ve euronun), TL’ye ve banka sistemine döndürülmesi şart.Yabancıların talimatı ve Türk Halkına düşmanlık nedeniyle;Alım gücü çok düşürülüp, dünyanın en değersiz beş parasından biri yapılan, sanki para değil, pula dönüştürülen, TL’den; altı sıfır atılarak, Abd doları ve euroya eşitleyip,Cumhuriyet altınına endekslenerek, alım gücünü sürekli koruyabilmek için yapılması gerekenler. En başta Dalgalı-Değişken, Günlük Kur rejiminden çıkılıp, Sabit Kur sistemine geçilir.Döviz,Satım üs değerini, Bakanlık Talimatıyla,CB; bir yıllık veya 6 aylık dönemler için belirler. 1 TL=1 $=1 E Dengesi gözetilip, korunur.Bu eşitliği,kur dengesini sağlayamayan,yani TL’nin itibarını koruyamayıp, TL’yi; Paralıktan,pula çeviren Hükümet;İktidar olma,yasallık ve meşruiyetini yitirmiş olur. (*TL’den, 6 sıfır, atıldığı yıl: 2002): (*Yıl;Aralık 2020: 1$=7.50 TL, 1E=9.10 TL! Cumhuriyet altını;3 bin TL, 1 BAÜ:2800 TL. Mazot L;6.50 TL)
a- Siyasi ve Ekonomik istikrarın sağlanması; TBMM’nin egemen, hükümetin iktidar olması. Bu yapılmadan atılacak adım; kafa karıştırma, halka eziyet ve aldatmaya yönelik olur. Hükümet,halka güven,umut vermeli,eğitime ve üretime yönelik, gerçekçi yatırım yaparak, aydınlık hedefler gösterebilmelidir.Bölünmüş Karayolu,köprü,havaalanı,konut, kongre merkezi,sıtat yaparak;Kalkınmış,siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamış,ülke yoktur.
b- Bütçe denkliğinin; gelir ve gider dengesinin sağlanması. Bütçenin açık vermemesi. Devletin, topladığı gerçek gelir kadar harcama yapması.
c- Dış ve iç borçların tamamen ödenmesi ve yeni borç alma, borçlanma politikasının terk edilmesi. TC devletinin borçtan kurtarılması. Osmanlının, yıkılma nedenlerinden biri; aldığı borçlar (*400 mn Altın!),diğeri ise ulusal tasarım ve patentli,yerli,milli silahı,aracı olmayışıdır? Borç alanlar; önce huzurlarını, sonra şereflerini, sonuçtada mal varlıklarını kaybederler. (*yıl 2020: TC devleti borcu; 500 mr $ geçti!)
d- Dış ticaret açığının kapatılması; ihracat kadar ithalat yapılması ve Türkiye’de üretilen malların, ithaline izin verilmemesi.Ayrıca,ihracata teşviğin kaldırılması.
e- Yıllık enflasyonun, %5’in altına çekilmesi.
f- Banka mevduatı ile özel sektör kıredilerine tanınan, devlet garantisinin kaldırılması.
g- Zorunlu Genel Sağlık Sigortasının çıkartılması. Karadelik olan Bağkur, Emekli Sandığı ve SSK’nın birleştirilip, tek Kamu Sosyal Güvenlik Kurumuna dönüştürülerek, aynı mevzuatla, eşit, adaletli, yeterli ve çağdaş hizmet verir hale getirilmesi.
h- KİT, İDT, BİT ve devlet bankalarının, tamamen özelleştirilmesi. Hisselerin % 70’i; SGK, TSK , Polis ve Eğitim Vakfı ile İşçi-Memur Sendikaları Konfederasyonu ve TOBB’un oluşturduğu 6 ortaklı yönetim kuruluna devredilir. Geri kalan % 30’luk hisse ise Borsa’da Halka arzedilir.
i- Taban fiyatı, doğrudan çiftçi destekleme, destekleme alımı, vergi iadesi gibi, ekonomi mantığı dışı, yanlış uygulamaların kaldırılması.
j- Devleti işlemez, kurumlarını hizmet veremez hale getiren;bürokratik işlem,kırtasiyecilik ile saray gibi lojman,makam odası ve ithal makam aracı,uçak,helikopter; saltanat ve savurganlığına, son verilmesi. Kamu kurum ve kamu personeli sayısı ile mevzuatın azaltılması. Devlet işlerinin;Açıklık,Şeffaflık, Güven,Saygı ve Beyan ilkesine göre yürütülmesi. Devletin,Halktan,Basından gizli, bir sırrı olamaz.Yargı veya Bakanlık; yayın yasağı koyamaz, kitap,gazete toplatamaz.
16- Hükümet, her yıl için tazminat ile aylık maaş gösterge puanlarının çarpılacağı, asgari ücret katsayısını belirler. Memur, işçi, milletvekili, bakan ve emeklilere; aylık maaş ve ücret olarak, ençok 1 BAÜ’nün 4 katı ödeme yapılır. Enyüksek tazminat ise, en düşük tazminatın 4 katını geçemez. *Bir BAÜ; 2 ile 4 Cumhuriyet altını, parasal tutarı arası; oran ve miktarda belirlenir. (*Aslında,2002 yılında,BAÜ; 3 CA( 20 gr-24 Ayar külçe altın) parasal miktarından az ve 7 CA’dan yüksek oranda belirlenemez,Kuralı konmuştu.Ancak Hükümet; ulusal parayı pul,dövizi, altını; pırlanta etti! Hükümet,Ulusal Parayı yönetemedi,TL;Pula çevrilip,dolar ve euro çok yükselip;9-10 TL oldu!).
17- a) TEAŞ’ın, elektrik gelirlerinden bir kısmını TRT’ye ödeme uygulamasına son verilerek, halkın daha ucuz elektrik kullanması sağlanır.
b) Ülkenin uygun yerlerine, rüzgar ve güneş enerjisinden, elektrik üreten santral kurulması, işletilmesi özendirilir. Bu sistem geliştirilip; köylerin, çiftliklerin, kendisi için ucuz elektrik enerjisi üretmesi sağlanır. Devlet, ev ve işyerleri için rüzgar ve güneşten,elektrik üreten, enerji sistemi yapımcılarını destekler.Doğa dostu alet üretimi yapan işletmeler ile Elektrikle çalışan taşıt araçlarından, yalnızca %1 oranında;Kuramlar ve Gelir Vergisi alır.
c) Doğalgazla sadece elektrik üretilir. Sokaklar kazılıp evlere verilmez. Ev ve işyerleri, ucuz elektrikle çalışan, kılima ve elektrikli kaloriferle ısıtılır. Yemekler, elektrik ocağıyla pişirilir. Doğalgaz ile mutfak ve piknik tüpünün,özellikle apartman tipi evlerde kullanımı bırakılır.
18- İthal edilen ve yurtiçinde üretilen elektronik cihazlardan alınan, bandrol-vergi pulu uygulamasına son verilir.
19- ÖZELLEŞTİRME:
a) Kamuya ait KİT, İDT, BİT gibi tüm iktisadi ve sanayi nitelikli devlet kuruluşlarının, bankalar dahil kıymet takdirleri yapılır. Gerçek değerinin %50 ile %70’i oranında hisse senedi çıkarılır; bu hisse senetlerinin üçte biri; bu kuruluşlarda çalışan işçi ve memurlara; yıllık kar payı, temettü, ikramiye karşılığı olarak verilir. Diğer üçte ikilik bölümün ise;Borsa’da hisse senetleri halka arzedilerek, satılıp özelleştirilir.
b) Tüm Devlet Bankaları; Cumhuriyet Bankası, adı altında birleştirilir.Sıtratejik önemi olan; Telekom, TPAO, Petkim, Tüpraş, MKEK, Aselsan,THY, Tusaş gibi kurumlar; SGK ve İşçi-Memur Sendikası ile TSK, Polis ve Eğitim Vakfına devredilir, yabancılara satılamaz.
c) İktisadi kuruluşların özelleştirme öncesi, arsalarının yeniden kadastro ve parselasyonu yapılır. Üretim için gerekmeyen arsalar ayrılıp belediyelere devredilir. Yine doğrudan üretimle ilgisi olmayan; lojman, sosyal tesis, misafirhane ve diğer binalar belediyelere devredilir.
d) Belediyeler; bina, lojman ve arsalardan, uygun olanları, üniversitelere ücretsiz tahsis eder.
e) Örnek Özelleştirme; Antalya Dokuma, Antpil, Antkrom, Ant-Vakıflar-Zeytinlik,Ant-Zirai Donatım, DSİ Lojman, Karayolları Lojman, TMO, Tarım ve Orman İşletmeleri,TİGEM’e bağlı, Boztepe ve Narenciye gibi, kamu tesisleri özelleştirilmez. Bu kamu kuruluşlarının, makine ve aletleri ihaleyle satılır. Alan gerçek ve tüzel kişiler yeni fabrikayı, Burdurun, Ispartanın ilçelerinde kurar. Belediye bu fabrikaların uygun arsalarını, park-bahçe yapar. Bina ve diğer arsaları ise üniversitelere tahsis eder. Antalya, devlet veya özel, en az 5 üniversiteyi barındıracak kapasiteye sahiptir. Antalya Turizm,Eğitim ve Sera Kenti olmalıdır. Öğrenciler, ders döneminde kamuya ait dinlenme tesisleri ile yazlık evlerde pansiyoner olarak, yada Turistik otellerde kalır. Böylece oteller, Eylül-Mayıs dönemindede, müşteri bulup hizmet verir. Vatandaşlara, 12 ay iş kapısı olur.
20- Güvenlik güçleri, belediye yada meslek odası personelince yakalanan; bandrolsüz, kaçak basılan, izinsiz üretilen, çoğaltılan, sahte, korsan kitap, müzik ve film kasetleri, bellek, CD diskleri ile bilgisayar yazılım programları ve diğer basılı, sesli, görüntülü mal ve eşyalar; imha edilmez, kırılmaz ve yakılmaz. İlgili meslek odasına tutanakla verilir. Meslek odası, yakalanan bu malları satıp, gelirlerini meslektaşları için harcar yada kamu kurumları, okullara hediye olarak verir. Çünkü kaçakta olsa bu mallar;TC Vatandaşlarınca,para ödenip, satın alndığı an; milli servettir, artık TM’dir!Boykot amaçlı,bu mal Fıransız markalı diye, yakılamaz! İlkeli,Kuralcı,Bilinçliysen, bir daha, Fıransız malı, satın almazsın!
21- a) Yakalanan eroin, esrar, kokain gibi UYUŞTURUCU maddeler ve bu tür uyarıcı haplar; yakalanınca, yakılıp imha edilmez. Tıp fakültesi hastanelerine tutanakla teslim edilir.
b) Uyuşturucu yakalayan kamu görevlisi ile ihbar edenlere, pişman olup bilgi verenlere; bu kaçak malı; yakaladığı, yada haber verdiği için asla para ödülü verilmez! Kamuya olan sorumluluğunu, yerine getirmiş,Vicdani; vatandaşlık, insanlık, yurtseverlik,ödev ve görevini yapmışlardır. Kendilerine bu başarıları için, halk adına teşekkür edilir. Memurların yükselmelerinde bu başarıları dikkate alınır.Kaçakçılarla-Kamu Görevlileri işbirliği yapıp, sözde uyuşturucuyu imha ederek, ödül için Devlet soyulup,kul hakkı yenilmektedir. Uyuşturucu, üretim ve satışı, serbest olsa; eroin, kokain, esrar fiyatları; ancak çay, kahve, şarap fiyatı kadar olurdu?Yasak olması,pisikolojik nedenle kullanım oranını artırmaktadır.
c) Uyuşturucu bağımlılarının, bu kötü alışkanlıktan kurtarılma oranı; % 1 civarında. Uyuşturucu üretim ve satışı yasak olduğundan; uyuşturucu bulunması zor, satın alınması ise çok pahalıdır. Çoğu uyuşturucu bağımlıları, ihtiyaç duyduğu uyuşturucuyu, satın alacak parayı; ailesine karşı baskı, kaba kuvvet kullanarak veya gasp, hırsızlık yaparak, yada vücudunu fuhuşta satarak sağlamaktadır. Bu olumsuz durumda, toplumun huzur ve düzenini bozmaktadır.
d) UYUŞTURUCU Sorununa Gerçekçi Çözüm:
-Yakalanan uyuşturucu, üniversite tıp fakültesi hastanesine teslim edilir. Uyuşturucu bağımlılarının başvurusu sağlanıp, kendilerine;Uyuşturucu Kullanıcı Kimlik Kartı verilir. Bu kişilere günlük yada haftalık olarak, tıbben gereksinme duydukları miktar, ücretsiz olarak dağıtılır. Böylece uyuşturucu elde etmek için suç işlenmesi önlenmiş ve Türkiye’de yürütülen uyuşturucu üretim ve kaçakçılığına, büyük bir darbe vurulmuş olunur. Tıp fakülteleri her zaman, bu kişilerin uyuşturucu bağımlılığından kurtarılması hususunda; Polis, Basın, tv, okullar ile işbirliği içinde; eğitsel ve tıbbi çalışmaları yine yürütür. Sigara, uyuşturucu, alkol, kumar ve fuhuş bağımlığı, bir tür psikolojik hastalıktır. Bağımlıların önce, bu kötü ve zararlı alışkanlıktan kurtulmak istemesi, uzman doktorlarında; uzun süreli, tıbbi yardımda bulunması gerekir. En akılcı yol; gençleri okullarda bilgilendirip, uyararak, belgesel filmler izleterek; kötü ve zararlı alışkanlık edinmesini önlemektir.
D- SAĞLIK REFORMU:
1- Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastaneleri ile SSK ve diğer kamu kurum hastaneleri; devlet üniversitesi tıp fakültelerine, devredilip bağlanır. Üniversite Tıp Fakülteleri; eğitim, araştırma, uygulama;SAĞLIK- ŞİFA MERKEZİ(* hastanesi) olarak; sigortalı, emekli ve diğer halka, sağlık hizmeti verir. Aile ve İşyeri Sağlığı Merkezi ile Ana ve Çocuk Sağlık Ocakları ise Belediyelere bağlanır. Bakanlık ve Sağlıkçıların, en temel ve asli görevi;İnsanları;Okul eğitimi, Basın,TV-Medya,İnternet yoluyla bilgilendirip, bilinçlendirerek, hasta olmalarını önlemektir. Tedavi sonra gelir.Tıpkı,Hırsızlığın yapılmasının önlenmesi gibi!Türkiyede,Halkla alay edilip,Tiyatro oynanıyor;Hırsızlık yapılmasına çanak tutulup, Hırsızlar yakalanıyor gibi yapılıp,sözde yargılanıp, cezalandırılıyor! Hiç, 20 sabıkalı Hırsız olurmu?
2- Sağlık Hizmetlerinin Yeniden Planlanması:
a) Sigortalı ve emeklilere; ayakta muayene ve tedavisini yaptırmaları için yılda iki kez; ocak ve temmuz aylarında, yarımşar olmak üzere, bir yılda toplam; bir BAÜ tutarında; muayene, tahlil, film, diş purotez, gözlük ve ilaç ödeneği verilir. Memur, işçi,işveren, esnaf ve diğer serbest meslek sigortalılar ile emekliler; hastalandıklarında; diledikleri doktor, sağlık kuruluşu, yada özel ve resmi hastaneye gidip; ayakta muayene ve tedavi olabilir, istediği eczaneden ilacını alabilir. Böylelikle yığılma, kuyruk ve birkaç ay sonraya muayene, film ve tahlil günü verme, sorunuda kalkmış, hemde vatandaş; doktorunu, özgürce seçmiş ve israfa varan ilaç tüketimi frenlenmiş, ilaçların olumsuz yan etkisi azaltılmış olur. Hükümet, BKK ile bu sağlık ödeneğini, 4 katına kadar artırabilir, yada yarı oranına dek azaltabilir.
b) Sigortalı ve Emekliler; yataklı sağlık ve tedavi hizmetini; hem devlet tıp fakültelerinden, hemde anlaşmalı özel sektör hastanelerinden, alabilir. Kamu SGK’dan Emekliler, sevksiz olarak, çalışan SGK’lı sigortalılar, işyerinden izin alıp, sevk yaptırarak, istediği sağlık kuruluşuna gider. Yataklı tedavi giderlerini; ilgili sağlık kuruluşuna, Sosyal Güvenlik Kurumu öder. Ancak hizmetin, zamanında ve gereğince verilişi ile fiyat ve kalite denetimini sağlamak için hastalardan; yataklı tedavi hizmeti, Katkı Payı alınır. Devlet hastanelerinde yataklı tedavi görenlerden, fatura bedelinin %10’u, özel hastanelerde tedavi görenlerden ise % 30’u oranında, yataklı tedavi katkı payı alınır.
3- Merkeze bağlı köylerle birlikte, mülki idare nüfusu: 100 bin ve daha fazla olan yerleşim birimlerinde, devlet hastanesi kurulur.Nüfusu,100 binden küçük, yerleşim birimlerindeki acil hastalar; minibüs tipi cankurtaran-ambulans, yada helikopter ambulanslarla hastanelere götürülür. Devlet, Aile ve İşyeri Sağlık Merkezi ile Ana ve Çocuk Sağlık ocakları; il, ilçe, belde ve en az 5 bin nüfuslu,yerleşim birimlerinde açılır. Daha az nüfuslu yerleşim birim,mahalle,semt ve köylerde; devletçe sağlık merkez ve ocağı, açılamaz. Özel sektör yada doktorlar, isterse bu yörelere, muayene ve sağlık merkezi açabilir. Sağlık evi uygulaması ve sağlık evleri kaldırılır.Aile ve İşyeri Sağlık Merkezi ile Ana ve Çocuk Sağlık Ocakları;İl,İlçe ve Beldelerin; Bucak,Mahalle,Semt ve Köylerinde, açılıp, Vatandaşlara sağlık hizmeti verir.
4- Gerçeğe aykırı belge düzenleyerek,Kamu SGK ve sağlık kurumlarından; haksız veya fazla para alan,özel sağlık kuruluşlarıyla yapılmış olan; anlaşma,sözleşme; tek taraflı iptal edilir ve bir daha bu kuruluştan,devlet sağlık hizmeti almaz. Ayrıca hile yapan kişiler hakkında,Savcılığa suç duyurusunda bulunulur. Gerçeğe aykırı bilgi verip, sağlık kuruluşuyla anlaşarak, haksız çıkar sağlayan, sigortalı ve emeklilerede: SGK’ca; elde ettikleri haksız kazancın, dört katı para cezası(*1 BAÜ’den az olamaz) verilir. SGK; Devleti,aldatıp soyan;hastane, sağlık kuruluşu ile ilaç firması,eczane hakkında; yaptıkları bu hırsızlık, sahtecilik, hile ve dolandırıcılık nedeniyle, Mahkemede Yargılanıp,cezalandırılması ve verdikleri zararın, karşılanması için suç duyurusunda bulunur ve Tazminat ister.
E- YEREL YÖNETİM REFORMLARI:
1- TC Sınırları içindeki gerçek kişiler ile tüzel kişilik, şirket ve vakıfların kullandığı; arsa, tarla, arazi ve bina gibi taşınmazlar ile mera, yayla, dağ, deniz, göl, akarsu gibi Devlet hazinesi ve kamu kurumlarının kullanımındaki arsa, arazi ve binalar; Devlet-Kamu malıdır. İl, İlçe ve Beldelerdeki Devlet mülkiyetinde bulunan, özel idare ile defterdarlık, maliye,milli emlak; yönetim ve gözetimindeki arsa,tarla ve hazine arazileri, Belediyelere geçer. Ayrıca göl, deniz, akarsu, dağ, yol, kanal, ova, köprü, liman, mera, otlak, orman gibi, halkın ortak kullanımına açık, tüm kamu malları; devlet adına, Belediyelerin; yönetim, hüküm ve tasarrufuna verilir ve belediye mülkü olur. Taşınmazlara ilişkin, gözetim, denetim hak ve görevi ise Basın, Meslek Odası ve DKÖ’lere aittir. Belediyeler, bina, arsa ve arazileri; kamu hizmeti vermeleri için, hizmet süresince, ilgili kamu kurumlarına ücretsiz tahsis eder. Kamu kurumlarınca kullanılmayan; bina, arsa,tarla ve arazileri ise belediyeler; gerçek ve tüzel kişilere, beşer yıllık dönemler halinde 40 yıla kadar, KİYİB(* Kirala-İnşaat Yap-Onar-İşlet-Bak) yöntemiyle; tesis yapım ve işletim hak ve yetkisini, açık arttırma yöntemiyle, bu işi yapmakta olanlara,ihale eder veya talep,istek üzerine sözleşmeyle kiralar.
2- Belediyeler; üniversiteler, okul müdürlükleri, özel kuruluşlar ve İSMEK Dersaneleriyle işbirliği yaparak; işsizlere, vasıfsız gençlere: İlkyardım, çocuk, hasta ve yaşlı bakıcılığı, İngilizce dilinden kitap çevirmenliği,Turist Rehberliği, Tercümanlık, Roman, Hikaye yazımı, Bilgisayar programcılığı, Bilgisayar oyunları tasarımı, Teknik tasarım, desinatörlük, stilistik-teknik resim, Aşçı, Fırıncı, Pastacı, İnşaat, Tarım ve Hayvancılık, Sipor, Müzik Kursları açarak; bu kişilerin kendine güvenmesi, kendiyle barışık olması, bir İş,Sanat,Meslek edinerek; yaratıcılık, başarı ve üreticilik duygularının açığa çıkarılmasına, iş bulup yada kurarak, düzenli bir iş ve yeterli gelire sahip olmasına; önder,yardımcı,destek olur.
3- Belediyeler; yayla,otlak- meraları, büyük ve küçükbaş hayvancılık yapanlara; 40 yıla kadar, 5 ‘er yıllık dönemler halinde kiraya verir. Ayrıca kara avcılığına uygun, avlak niteliğindeki arazileri ise avcı derneklerine, avlak olarak kullanılmak üzere kiralar. Avcılık ve Atıcılık Derneği; sözleşmeli Veteriner Hekim çalıştırır. Kırlara içinde kuduz aşısı bulunan yiyecek bırakılır. Atış poligonu kurup, tüfek,tabanca ve okçuluk yarışması düzenler. Ağır kış şartlarında yabani hayvanlara, ot, yem ve yiyecek verir. Tavşan, kaz, ördek, hindi, sülün, keklik, tavuk, bıldırcın,Balık gibi hayvanları üreterek, her yıl avlağa,kırsal alana,göl,baraj,akarsulara bırakır. Kuşlar, kene gibi zararlı böcekleri,Balıklar Sivrisinek larvalarını yiyerek, doğanın dengesini sağlarlar.
4- Nüfus İdareleri, Belediyelere bağlanır. Vatandaşlık Kimlik Kartları ve Pasaportlar; Kıredi kartı özellik ve büyüklüğünde, çipli olarak düzenlenir. Pasaportuda N. İdaresi verir. Vatandaşlara, yıl olarak 16 yaşına girinceye kadar, eski tip Nüfus Cüzdanları verilir ve bunlara fotoğraf yapıştırılmaz. TC sınırları içinde Evlilik ve Nikah İşlemini, yalnızca Nüfus İdaresi yapar.
5- Nüfus idareleri, doğum nedeniyle çocuğunu nüfusa kaydettirmek isteyen, erkek ve kadınların evli olmalarına bakmasızın, sağlık kuruluşunun çocuk doğum belgesi veya tanık beyanıyla, çocuğu ilgilinin nüfusuna, bir aylık bildirim süresi içinde kaydeder. Çocuğun anne yada babasından biri, Nüfus idaresine gelmişse; memur onun göstereceği; resmi doğum belgesi, tanık veya yargı kararına göre, gelmeyen anne veya babanın; ad ve soyadına göre, nüfus kütüğüne kaydeder. Çocuğun doğumundan itibaren üç ay geçmişse, nüfus idaresi durumu polise bildirip, konunun araştırılmasını ister. Ölüm olayı bildiriminin, bir ay içinde yapılması zorunludur.Ölümü,Nüfusa; ilk elden bilgi sahibi olan; Hastane,Polis gibi Kamu Kurum Personelide,bildirmekle yükümlüdür. Yoksa işlem cezalı yapılır. Nüfus kayıtlarının, başka İl, İlçe ve Beldelere nakli yapılmaz. TC Vatandaşlarının nüfus kaydı; TC Devletinin kurulduğu; 29 Ekim 1923 tarihi-veya 1934 Soyadı Kanunu,uygulama tarihi esas alınarak devam ettirilir. Ancak bu durum,TC Vatandaşlarının; dilediği yerde çalışıp,ikamet edip, oturmasına mani değildir.
6- Konut veya işyeri olarak, bina yapmak isteyenler; arsa kiralama ve kullanım belgesi-tapu, mimari puroje ve planla başvurup, Belediyeden bina yapım- inşaat izni alırlar. İnşaat bitiminde; Konutlar için ayrıca bina kullanım- iskan izni alınmaz. Kişiler bir binayı, daireyi; işyeri olarak kullanabilmek için işyeri açma izni alırlar. İşyeri Açılış, üretim ve faaliyet İzinleri; ilgili Meslek odası ve Belediyeden alınır.
7- Araç fenni muayenesi ve egzoz gazı ölçümü için 1-2 yılda bir insanlara eziyet edilip sıkıntı verilmez. Araç fenni muayenesi ve egzoz gazı ölçümü; yalnızca ikinci el araç alım satımı, devri sırasında ve alıcı tarafından yaptırılır. Vergi borcu olmadığına dair belgede istenmez. Abd’de böyle bir uygulama yok!
8- a) Yıllık motorlu taşıt aracı vergisi ile yıllık emlak vergisi kaldırılır. Toplanan vergi yetersiz, anlamsız, sadece yılda iki kez, vergi bahanesiyle vatandaşa eziyet ediliyor.
b) Bina, arsa,tarla,arazi,kaynak-pınar,kaplıca,akarsu,baraj,gölet,göl,balık havuzu için deniz, yayla, otlak- mera, maden, kum, taş, mermer ocağı gibi taşınmazlar; Belediyece kiraya verilirken, kiracılardan; binalarda bir yıllık toplam kira değerinin; diğerlerinde ise 5 yıllık kiranın; %10’u kadar,Taşınmaz- Emlak Kiralama Harcı alınır. Ancak alınacak harç tutarı; bir BAÜ’den az olamaz.
c) Motorlu taşıt satın alanlar, araçlarını; Noter aracılığıyla satın alır ve alış bedelinin %10’u kadar, Taşıt alım vergisi öder.KUT- KARA ULAŞIMI ve TAŞIMACILIK-Şoförler odasından, ticari taşıt çalıştırma izni, araç ruhsat ve plakasını çıkartır. Taşıt alım satım, sürücü belgesi düzenleme ve ruhsat,pilaka işlerine; Emniyet ve Trafik Müdürlüğü bakmaz, karışmaz.Polis;Tırafik düzenini sağlar.Tırafik Kazalarını önleyici, araştırma, çalışma yapar.Yasaya uymayan,yada aykırı davrananlara, ceza yazar.
9- Gençlik ve Spor Md, Kültür Md. İle M. Eğitim Müdürlükleri; birleştirilip kaldırılır, görevlerini belediye yürütür. Kapalı spor salonu, çim saha, stad ve yüzme havuzu gibi tesisler; belediyelere devredilir. Belediye, bu tesisleri, spor kulüplerine ücretsiz tahsis edip, kiralar. Bakımını spor kulüpleri yapar. Sipor salonu ve sıtatlardan, elektrik ve su parası alınmaz. Ülkemizde susuzluk puroplemi var, bu nedenle sıtatlara çim ekilmez, Yüzme havuzu inşa edilmez.Futbol sahalarına,sunni,sentetik çim döşenir.
10- Belde, İlçe ve İl Belediyeleri; Belde, İlçe veya İl Belediye mülki sınırları içindeki köylerde dahil, tüm yerleşim ünitelerini kapsayan, genel bir imar planı hazırlar. Belediye, mülki sınırları içindeki arazileri sınıflayarak; okul, tarım, sanayi, işyeri, eğlence, konut-yatakhane bölgesi, çöp toplama ve atık arıtma,orman-yeşilsaha-millipark ve içme suyu havzası gibi, kullanım ve koruma alanlarını, belirler. Uygun yerlerde yeni yerleşim bölgeleri planlar. Tarıma elverişsiz, su havzası, sanayi bölgesi ve fay kırıklarına uzak, deprem riski az bölgelerdeki arazileri; en az 1000 m2 (bir dönüm) ölçeğinde parselleyip,arsaya dönüştürür. Ürettiği bu arsalara; metro, karayolu, su, elektrik, kanalizasyon, telefon gibi altyapı hizmetlerini götürtür. Ev yapımına hazır bu arsaları; isteyenlere,bina yapım karşılığı, 40 yıllık bir kullanım dönemi için kiralar. Böylelikle dere,sel yatağına,fay hattına, sanayi ve işyeri bölgesine, sağlıksız, imara aykırı,yolsuz,otoparksız,güvensiz,sağlıksız, bina ve gecekondu yapımı önlenmiş olur.
11- Hükümet ve Belediyeler, doğalgazı; yalnızca fabrikalara ve doğalgazla elektrik enerjisi üreten santrallara verir. Evlere, tehlikeli olduğundan ve yollar sürekli kazıldığından, doğalgaz yerine ucuz şekilde üretilen, elektrik enerjisi verilir. İnsanlar serinleme, ısınma ve mutfaklar için ucuz elektrik enerjisi ve klima kullanır. Evler elektrikle çalışan kalorifer ve klima ile ısıtılıp,serinletilir. Elektrik enerjisi ücreti olarak halktan; Almanya, Çin, Gürcistan, İran ve Rusya’ nın, elektrik enerjisi satış fiyatı ortalaması alınır.
12- TSK-Askeriye, yargı, polis, üniversite ve TEO gibi, bazı kamu kurumları hariç, diğer kamu kurumları, belediyelere bağlanır. İl, ilçe ve belde ölçeğindeki tüm Kamu hizmetlerini, belediyeler yürütür. Bir kamu hizmetin, yürütümüne ilişkin; görev, yetki, sorumluluk ve imkan; tek kurum, birim ve memurda toplanır.
13- İl, ilçe ve bölgeler arasında; 2,3,5 yıl da bir periyodik, rutin, sürgün ve rotasyon olarak yapılan; memur naklen atamaları durdurulur. Harcırah ödemeleri kaldırılır. Memurlar iklimine, kültürüne alışık olduğu, kendi memleketinde kamu görevi yapar ve kendi memleketinin insanlarına hizmet verir. Halkta bu kişileri ve verilen kamu hizmetini; Basın ve STÖ’ler yoluyla; 7 gün 24 saat, gözetip denetler. Her 5 yılda bir, devlet memurlarının görev yerlerinin değiştirildiği, farklı yerde çalıştırıldığı, sömürge yönetim sistemi kaldırılır.
14- Caddelere paralel yapılan, kaldırımların altına; tünel, kanal açılarak; elektrik, telefon, içmesuyu, atıksu gibi altyapı boru ve sistemleri; gerektiğinde içine girilip, bakım ve onarımının yapılabileceği genişlikteki tünel içinden geçirilir. Her arızada yol, kaldırım kazılarak; emek, para ve zaman israfı yapılması önlenir. Şehrin altyapısı, bir defa ve en az 40-50-100 yıllık bir gelişme dönemi öngörülüp, dikkate alınarak, pilanlanıp yapılır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
BİLGE KAĞAN’IN ÇALIŞMALARI VE DAYANDIĞI İLKE
A-Bilge Kağan’ın Hilal Partisi Genel Başkanı Seçildikten Sonraki Hizmetleri:
Bilge, partisine;yeni bir hedef, program ve ruh kazandırarak,Türk Halkının; ilgi, beğeni, güven ve desteğini sağlamış, Türk halkıda, seçimlerde partisini iktidara getirmiştir. Eski siyasi partiler gibi,Halkı; Dini inanç,etnik,siyasi görüşlerini kullanarak kandırıp, sahipsiz,savunmasız,korumasız bırakılan devleti; yolsuzluk, yasakla yağmalanacak, eşe dosta,yandaşlara, peşkeş çekilecek, tanıdıkların bir baltaya sap olamamış beceriksiz çocuklarının, kamu kurumlarında bir memuriyet görevine alınıp, rehabilite edildiği, bir yer olarak görmemiş! Halkı; bilgilendirip, aydınlatıp, yanına alarak; bilinçsizlik,gaflet,dalalete bağlı,yanlış ve hatalarla, yada kasten, vatana, millete hiyanetle yapılan, yıkıcı müdahalelerle; devleti, hantallaştırıp kırtasiyeciliğe, bürokrasiye boğup,ulusal değerleri içten çürütüp, ulusal bilinçten, cesaret, fedakarlık ve sorumluluktan yoksun, ilkesiz, idealsiz, erdemsiz; ikibuçuk milyon memur, terörü, mafyayı, kaçakçılığı, hırsızlığı önleyemeyen; yargı, ışıda esir düşen polis ve başına nato-bod çuvalı giyen 450-630 bin askerli ordu ile bu devlet ve millet için ne yaptığı, hiç bilinemeyen; Asgari ücretin 20 katı maaşlı,iktidar partisi kulu,sadece elkaldıran; 600 milletvekili? Otuzyedi bakanlık, binlerce makam ve hizmet otosu, sayısız müdürlük ve kurulla işlemez, hizmet üretemez hale getirilen, halkı devletten soğutan; bürokrasiyi, bozulan sistemi yenileyip, Atatürk’ün 1919,1923 - 1938 şartlarında kurduğu;Ulusal Devlet; ilke, amaç,anlam ve mantık rayına oturtmuş ve bunu yaparken; 21.yy gerçeklerini, halkın beklentilerini dikkate almış ve günümüzün gelişmiş bilim ve teknolojisini kullanmıştır. Devleti çağdaşlaştırmaya, bürokrasiyi, kırtasiyeciliği, kamu kurumu, kamu personeli ile il, ilçe, belde ve köy gibi yerleşim birimi sayısını; (*ki bugünkü Türkiye toprakları üzerinde;Telefon,internet,uçak,otobüs olmayan; Osmanlı döneminde; 15 vilayet-il vardı. 2010’da: 81 il ve 801 İlçe!? ) en aza indirip, etkin ve verimli çalışmayı gerçekleştirmiş. Siyasi ve Ekonomik İstikrarsızlığı yenmeyi; iki partili siyasi sisteme geçerek, cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığı birleştirip, Devlet Başkanlığı, yönetim biçimini benimseyerek;ancak Diktaya dönüşümünü önlemek için Tek dönemle sınırlı tutarak,yine devletin borç para alma yanlışlığını, kaldırarak, gerçekleştirmiş! Halkın kendi ile barışık olmasını, devlete güvenmesini, geleceğe umutla bakmasını; rekabete dayalı,Basın,STÖ kontrol ve denetimli, ulusal üretim ekonomisi ve yerli kaynakla; kalkınmaya yönelerek, sağlamış. Cumhuriyetçi, Demokratik, Laik Türkiye’yi kurmayı;inanmış,ilkeli, idealist,bilinçli, öngörülü, güvenilir, dürüst, cesur, fedakar bir ekip ve çalışkan,şuurlu Türk İnsanının, desteğiyle; Cumhuriyeti, Demokrasiyi, Laikliği sahiplenmeyi, Devleti,Vatanı, Ulusal Hakları korumayı, hep birlikte başarmıştır.Örneğin;2.ci Abdulhamit; 1876-1909 arası, 33 yıllık dönemde, iyi niyetle ancak,görevinin ehli, vatansever, dürüst, öngörülü, iyi bir ekip kuramadığından;hırsız ve yalaka bir kadroyla; ne Devletin güçlenmesini sağlayabilmiş, nede çöküşünü durdurmuştur. Kurduğu; Yıldız Hafiye- Teşkilatı Mahsusa-MİT; 1909 yılında Abdulhamidin;Şeyhül İslam fetvasıyla tahttan indirilip, 1918 yılına kadar,hapse atılması felaketini bile öngürüp, uyarıp,önleyici tedbir geliştirmemiştir. Ne gariptirki; genetik olmalı;MİT;1960,1971,1980 ve 15 Temmuz 2016 Darbeleri ile Teröristlerin yurt dışına kaçışını;öngörüp,haber alıp, Hükümete bildirmemiş, tedbir geliştirip önleyememiş!Sadece hava atıp,maaşlarını haram edip, yangelip yatmışlar!Halka yarar sağlamayan, Basının;gözetip,denetlemediği;bir kamu görevi, devlet memuriyeti olamaz!Ne yazıkki Türkiyedeki kamu kurumlarının yarısı, mit gibi!
B- Bilge Göktürk, Devlet Başkanı seçilince; ilk işi, Eğitim reformunu başlatmak oldu. Eğitimde öncelik verilen konular ve gerçekleştirilen reformlar:
1- Lise ve üniversiteye giriş sınavları ile ders ve sınavlara hazırlık,Etüt Dershanelerini kaldırdı. Lise ve üniversitelere; ilköğretim ve lise başarı derecesine göre, öğrenci alınması sistemine geçildi. Özel Dershaneler; bir araya gelip, ilköğretim okulu, lise ve üniversite ile İSMEK- İş, Sanat, Meslek Edindirme ve Yabancı dil, Sertifika Puroğramı Kursları düzenleye, yönlendirildi.
2- Her ile yeni bir Devlet Üniversitesi, yine her İl ve nüfusu 100 bini geçen ilçelere; birer Hukuk ve Tıp fakültesi açıldı.
3- Açıköğretim Kurumunda; 200 biner kontenjanlı, ekstern Hukuk fakültesi ile Sağlık bilimleri MYO’da;Ebelik-Hemşirelik, İlkyardım, Çocuk, hasta, yaşlı bakıcılığı, Fizyoterapistlik, Sağlık memurluğu, Tıbbi ve sipor masörlüğü, Ameliyat, narkoz ve diyaliz teknikerliği gibi bölümler açıldı.Yargı, hastane ve işyerlerinde öğrencilere;işyeri uygulama stajı yaptırıldı. Böylece, hem yüksek öğrenim görmek isteyen öğrencilere, üniversite okuma imkanı tanınmış, hemde geçerli bir meslek edinmeleri sağlanmış oldu.
4- Eğitim Fakültelerinin; Okul Öncesi, Ana Sınıfı,Rehberlik ve Engelliler Öğretmenliği puroğramı, yeniden düzenlendi: Bu bölüm öğrencilerine,okul öncesi, ana sınıfı ile görme, işitme, psikolojik engelliler ve rehberlik öğretmenliği dersleri, topluca verilir. Mezun olanlar, hangi alan,puroğram,dalda başarılı ise o konuda hizmet yürütür.
5- Ayrıca, il, ilçe ve beldelerdeki sayıları, otuzu geçerek; bina, araç, gereç ve personel savurganlığına yol açan, devlet okullarını; İlköğretim okulu, Fen lisesi ve Meslek lisesi olmak üzere, 3 okul müdürlüğü çatısı altında topladı. (*2002 yılında Bilecik-Söğütte; Kaç okul ve kaç öğrenci var,bir sorup,araştırın?)
6- Zorunlu temel eğitimi; 10(*İlköğretim 5 yıl,Lise 5 yıl) yıla çıkardı. İlköğretime başlama yaşı, yıl olarak 5 kabul edildi. Ancak, İlköğretimde Test sınavı yapılması, not ve karne verilmesi; 4 ve 5. Sınıfta başlatıldı.
7- Okullardaki cinsiyet- kız/erkek ayrımını, kaldırdı; hepsini öğrenci kimliğinde eşitledi. Tek tip standart giyimi, önlük, etek, çorap, üniforma, kravat, takım elbise mecburiyetini kaldırdı. İlköğretim, lise ve üniversite öğrencilerine, giyim serbestisi getirdi. Öğrencilere, isterse okula; eşofmanla, spor ayakkabı, sandaletle, çamurlu havalarda çizme ile kotla, sitreçle veya yöresel kıyafetlerle gelebilme, başı açık veya kapalı, sınıfa ve derse girebilme, özgürlüğü tanıdı. Çünkü eğitim ve öğretimden amaç; öğrencilere, okulu, okumayı sevdirmek, onlara gelecek hayatlarında yardımcı olacak, temel bilgileri vermek, örnek eğitimle;cumhuriyet, demokrasi, laiklik bilinci, anlayış, idealistlik, barış, doğruluk, saygı, yardımlaşma, ekip çalışması, uzlaşı, birliktelik kültürü kazandırmaktır. Dengeli, yeterli beslenme, düzenli spor yapma alışkanlığı kazanmayan, fiziksel ve ruhsal dengeyi kuramaz. Bu kişiler;akledip düşünüp,sorgulayıp,ipret, öğüt alıp, ilkeli, özgüvenli ve kendiyle barışık olamayacağından;işini;yerinde,zamanında, pilanlı, öngörülü ve gereğince yapamayacağı için geleceğe umutla bakamaz. Kıskançlık, şükürsüzlük, sabırsızlık,nankörlük,israfcılık,cimrilik;geçimsizlik,bireyi başarısızlığa sürükleyeceğinden; huzur ve mutluluğu; uyuşturucu ve kumarda arar. Sigara, alkol, fuhuş gibi zararlı alışkanlıklar ve kötü bağımlılıklar edinir. Sağlığımızı, geleceğimizi yok eden, cennet gibi dünyamızı cehenneme çeviren, insanlık düşmanı yılanlara sarılmamayı, en sadık dostun; kitap, doğa, hayvan ve spor olduğunu, bize öğretecek olan;Sevgi Yuvası-Gerçek Aile ve Bilim Ocağı-Okuldur. Çocuklarımızı, Gençlerimizi; sokak ve tv’ler değil; Okul ve eli öpülesi Analar ile Ulusalcı Aydın ve Vatansever Kahramanlarımızın, örnek yaşantısı, ilkeli, idealist, fedakar,topluma yararlı davranışları eğitmelidir. Bir ülkede, öğretmen, yargıç; kahvede, lokalde kumar oynar, doktor alkol alır, imam ise kitap okuyarak; bilgisini, yararlı önerisiyle toplumdaki etkisini,erdemini,hikmetini artıracak yerde!Ahireti yada dünyanın sıkıntılarını, unutabilmek için tarikata girer,para kazanmak için mevlit okur,hatim indirir ve sigara içerse; gençlerin, halkın, yenilik ve değişime açık olması, ileri gidip kalkınması mümkün değildir. Bu nedenle Abd, İsveç gibi; hiçbir kamu kurum binası içinde ve toplu taşıma araçları ile kapalı, toplu ve halka açık, kamusal alan ve yerlerde; sigara içilmesi, alkol alınması ve kumar türü oyun oynanması yasaklandı ve bu konunun gözetim ve denetim görevi; Polise, Basına, Meslek Odaları ve Demokratik Kitle Örgütlerine verildi.
8- Okulların bina ve dersliklerinden, ekonomik şekilde yararlanılarak, tüm öğrencilere, öğrenim imkanı sağlayabilmek için, ilköğretim okulu, lise ve üniversitelerde; sabahçı, öğlenci, akşamcı ve hafta sonu olmak üzere; ikili, üçlü ve dörtlü eğitim sistemine geçildi:
a- İlköğretim Okulu :
1) Sabah Gurubu: 09.30-13.30;*Haftada 4 gün okul ve Bir günde 4 ders okutulur.
2) Öğlenci: 13.30-17.30
b- Lise ve Üniversiteler:
1) Sabahcı: 10.00-14.00
2) Öğlenci: 14.00-18.00
3) Sadece Üniversite, Akşam Gurubu: 18.00-22.00
4) Hafta Sonu: 12.00-18.00 veya 14.00-20.00 arası (*Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri; Haftada 3 gün okul ve günde 5-6 saat ders.Toplam 16 saat ders yapılır.)
c- Üniversitelerde Yaz okulu açılamaz. Yarıyıl ve Yaz Tatili günlerine, Sınav konamaz.
1) Okullar, 1 Eylülde açılır.15-30 Aralık tarihleri arası, Üniversitelerde; Final-Bekleme-Bütünleme Sınavları yapılır. 1 Ocak- 1 Şubat tarihleri arası; Yarıyıl Tatilidir.
2) İkinci dönem; 1 Şubatta başlar. Sınavlar; 15-30 Mayıs arasıdır. 1 Haziran-1 Eylül arası; Yaz Tatilidir.TEO ve Üniversite öğrencileri; 4 ay tatil yapar.Dileyen öğrenciler,Tatilde;Dini bilgi eğitimi için ibadethanelerde açılan kursa gider. Yabancı dil,müzik,sipor ve İSMEK Sertifika puroğramlarına katılıp, bilgisini artırır,yeteneğini açığa çıkarıp,becerisini geliştirir, hobi ve meslek edinir. Deniz kıyısına, ormana, yaylaya kampa gider.Ailesinin işlerine yardımcı olur,yada bir işte çalışıp, öğrenim harçlığı kazanır.
d) Üniversitelerde;Her Yarıyıl içinde yapılan,zorunlu 3 adet, aylık Test Sınavları ortalaması; en az (C) olan öğrenciler, doğrudan dersi geçmiş sayılır ve dönem sonunda o ders için yapılan; Final, bekleme, bütünleme Sınavına, katılmaz.
9- Gençlerin; aynı emeği sarfedip, aynı miktar parayı harcayıp, aynı zamanı öldürmesine rağmen, Hititce, Latince, Sümerce, Felsefe, Tiyatro, Müzik, Heykel ve Sipor gibi, bölüm diplomaları; duvara süs olarak asılma dışında, gençlere hayatta; ne iş bulup para kazanma, nede saygınlık ve mutluluk sağlamada, olumlu bir katkı yapmıyor. Bu nedenle gençlerin, ülkemiz ve dünyada geçerli, bir iş,sanat, meslek edinebilmesi için, özel üniversitelerde; tıp, sağlık, fizyoterapi,mimarlık,inşaat,elektrik ve makina mühendisliği, gemi kaptanlığı, uçak ve helikopter pilotluğu, bilgisayar programcılığı, endüstriyel tasarım- stilistlik, antrönör-teknik direktörlük-sipor hakemliği, sipor ve tıbbi masörlük, aşçılık-fırıncılık-pastacılık gibi, bölümlerin açılması zorunlu tutuldu. Türkiyedeki Özel ve Yabancı Üniversiteler; Açık öğretim,ekstern öğretim, askerlik, polis ve eğitim fakültesi-Öğretmenlik dışında, öğrencilerin istediği, ekonominin, çağın gereksinme duyduğu bölümleri, açmada serbest bırakıldı. Türkiyede yüksek öğrenim faaliyeti yürütmek isteyen yabancılara;ülkesinde kurulu üniversitelerin; öğretmenlik sertifika ve pedagojik formasyon dışındaki; program, dal ve branşlarda; şube bölümü, açma yetkisi tanınıp, verildi.Bu kural,Fıransa ve Yunanistandan alındı.
10- İlköğretim okulu ve lise öğretmenlerine; yabancı dil bilme şartı aranmaksızın, mastır ve bilim doktorası yapma şartı getirildi. Mevzuata, ençok 5 yıl içinde, herhangi bir dalda, mastır yapmayan veya uzman öğretmenlik sınavını kazanamayan, öğretmenlerin; görevine, yetersizlik nedeniyle son verileceği, hükmü konuldu. Lisansüstü eğitim yani mastır ve doktora öğretimi kolaylaştırıldı. Açık Öğretim Kurumunun, Açık Fakültelerinde,Yüksek Lisans Öğrenimi görmek isteyenler için; öğrenim harcı alınmayan, derslere devamı olmayan, mastır programları oluşturuldu.Önceleri, Mastır için istenen LES (sınavları) kaldırıldı. Her fakülte bölümüne, lisans üstü- mastır- yüksek lisans ve gerekli programlara ise doktora eğitimi kondu. Öğrencilerin, yüksek lisans programlarına; Fakülte bitirme başarı derecesine göre, kabul edilme sistemine geçildi. Üniversitelerin her bölümüne, yüksek lisans için enaz 25 ile 50 arası, öğrenci kabulü zorunlu hale getirildi. Ancak üniversitelere, araştırma görevlisi olarak girmek isteyenlere; üniversiteyi iyi veya pekiyi derece ile bitirme, mastır yapma ve DSM’nin Türkçe sınavından, en az B puanı, alma şartı konuldu. Türkiyede görev yapıp, Türk gibi Türkçe düşünüp, konuşacağından, yabancı dil bilme şartı kaldırıldı. Abd, İngiliz,Alman, Çin ve Rus öğretim üyeleri ile bilim adamlarından; emperyalist bir devletin, dilini bilmesi isteniyormu? Yabancı bir dil bilmeyince, bu ülkelerin bilim adamları yetersizmi? Ülke kalkınamayıp, gerimi kalmış,enflasyon;müzminleşip,canavaramı dönmüş, ulusal parası, pulamı dönüşmüş, fabrikaları;özelleştirme görüntüsüyle kapatılıp, ağaçları kesilip, arsasına
Avm, gökdelenmi yapılmış, ithalata bağımlı hale getirilip,sömürgemi olmuş, terör,borç batağınamı saplanmış, ulusal kaynaklara dayalı, yerli malı,milli tasarımlı üretim yapamıyormu?
11-a) Öğrenciler; her öğrenim dönemi başında, zeka testine tabi tutulur. Önceki yıllar karne ve diploma başarısı, yetenek ve becerisi, derslere devam ve disiplin durumu ile dönem içi test sınav, ödev,puroje,tez,UAL;Atölye,Laboratuvar,İşyeri uygulama sıtaj başarı notları ve bu aykü test sonuçlarına göre, gruplara ayrılır. Okulun derslik kapasitesi göz önüne alınarak 20-50 kişilik sınıflar oluşturulur.
b) Öğrenciler; her ayın, son okul,ders günü, o ay görülen ders konularından olmak üzere, bir yarıyılda; 3 kez,zorunlu test sınavına katılır. Sınavlara girmeyen öğrenciye; 5 üzerinden 1 puan, not olarak verilir.İdari ve sağlık izinli öğrenciler;izin sırasındaki aylık test sınavından muaf tutulur.Girdiği diğer test sınav notları,ortalaması alınır.
12-a) Her okul müdürlüğünde bir Afacanlar Sınıfı açılır. Kaçıncı sınıfta olduğuna bakılmaksızın; bir yarıyılda,idari izinsiz,sağlık raporsuz, derse devamsızlığı; 70 saati aşan, Bir Öğrenim döneminde yapılan,aylık test sınavlarında; 7.ci zayıf notu alan, kurallara aykırı davranan, yönetmeliğe uymayan, okulda, derste, disiplinsiz davranışta bulunup, sınıfın huzurunu bozan,dersi engelleyen, okul binası ve ders araçlarına zarar veren, öğretmen ve öğrencilerle kavga eden, kopya çeken veya adli suç işleyerek; yargılanıp adli ceza alarak, sabıkalı duruma düşen, öğrenciler; Okul Disiplin Kuruluna sevkedilir ve kurul kararıyla Afacanlar sınıfına gönderilir. Afacanlar sınıfı sorumlusu seçilen; anlayışlı ve sabırlı, rehber öğretmen; iyi hali görülen öğrenciler hakkında, olumlu rapor düzenlerse; disiplin kurulu kararıyla; bu öğrenciler eski sınıfına tekrar döner. Afacanlar sınıfında da olumsuz tutum ve davranışlarını sürdüren, öğrenci; disiplin kurulunca, yazılı olarak iki kez uyarılır. Yine disiplinsiz davranışlarını devam ettirirse, tutanak tutulur. Örgün eğitimden çıkarılıp, yaygın eğitim; Açık İlköğretim ve AÖL’ye kaydı aktarılır. Öğrenci, artık yeni öğrenimini, açık öğretimde sürdürür. Kaçıncı sınıfta olduğuna bakılmaksızın, tüm Afacanlar Sınıfı öğrencilerine; Türkçe, Belgesel-Gezi ile Sipor ve Müzik/Belgesel dersleri verilir. Aylık test sınavları; esas sınıflarındaki derslerden, Afacanlar Sınıfı öğrencilerine de uygulanır.
b)Öğrenci Karnelerinde; dönemiçi test sınavları not ortalaması, ev ödevi, tez, puroje, işyeri uygulama stajı, atölye ve laboratuvar başarı notu, derslere devamsızlık gün sayısı, disiplin durumu ve alınan cezalarda gösterilir.
c)Üniversitede ders yapılmasını engelleyen,Dönem içi Test ve Dönem sonu bekleme,bütünleme,final Sınavlarında;Başarısız olup,sınıfta kalan,Diğer öğrenci ve öğretim üyelerine karşı, şiddet kullanan, bina ve eşyalara zarar veren, yönetmelik hükümlerine aykırı davranan, veya uymayan, İşlediği adli suç nedeniyle;yargılanıp,hapis cezası alarak,sabıkalı duruma düşen, öğrencilerin; kayıtları;Üniversite Disiplin kurulu kararıyla; bu Fakülte ve MYO’lardan silinerek, Açık Öğretime aktarılır.
13- İlköğretim okulu, lise ve üniversitelerin,uygun dersleri ile Açık İlköğretim, AÖL, AÖF ve AÖMYO derslerinin;internetten,tv ile cd-bellek filmleri aracılığıyla verilmesi, yapılması, yürütülmesi esas alındı. Uygulanmakta olan, her yıl öğrencilere kitap satın aldırma ve kitapla eğitim sistemi kaldırıldı. Okutulması mutlaka gerekli, zorunlu ders kitabı olarak seçilen eser-kitapların da, okulların kitaplığına demirbaş olarak satın alınıp, öğrencilere kiraya verilmesi kararlaştırıldı. Aileler her yıl kitap alınma derdinden, ormanlarda kağıt için kesilme derdinden kurtarıldı. Okul kitaplık demirbaşı için alınan, bir kitabın; en az 10 yıl okutulması, yönetmelikle zorunlu tutuldu.
14- İlköğretim okulu,lise ve üniversitelerde;Öğrencilerin, akledip düşünmesini, sorgulamasını engelleyip, robota çeviren; ezberciliğe dayalı, sözlü sınav ve klasik yazılı sınav ile ucu açık sınav uygulamasına, son verildi.Avrupa bilim ve teknikte hızla gelişirken; Osmanlının, gerileyip, savaşta yenilip, yıkılma nedeni;Medreselerde uygulanan, ezberci eğitim sistemidir! Böylelikle öğretmenlerin; atak, açık sözlü, soru soran, farklı yorum yapan öğrencilerin; söz ve davranışlarını kişiselleştirerek, öğrenciye zayıf not vermesi önlendi. Her ayın son eğitim günü yapılacak, bütün derslerden ve o ay içinde işlenen konulardan, toplam; 40 soru sorulan, 60 dk süreli, Test tipi sınav sistemine geçildi. Soru adedi; her dersten 10 soru olmak üzere, toplam 40 soru olarak düzenlendi.Soruların cevabı, 2 şıktan seçmeli oldu.Her doğru cevaba: 0,5 puan verildi. Sınavları, Okul İdaresinin yapıp değerlendirmesi kabul edildi. Dersin öğretmeni not vermeye karıştırılmadı. Ödev,tez,puroje, atölye, laboratuvar ve işyeri uygulama sıtajlarından, sınfta kalmak kaldırıldı. Öğretmenlerin sorumluluğu; eğitim, öğretim görevini yürütmek olarak, belirlendi.
15- İlköğretim, Lise ve Üniversitelerde; 5’ li not sistemi zorunlu hale getirildi.
1) A= Pekiyi=5 =4,5-5,0 =45-50
2) B= İyi =4 =4,0-4,5 =40-45
3) C= Orta=3 =3,0-4,0 =30-40
4) D=Yetersiz=2 =2,0-3,0 =20-30
5)E=Zayıf-Boş= 1 =1,0-2,0 =10-20
16- Açık İlköğretim ve Açık Lise dışında, ilköğretim okulu ve liseleri;derslere devam etmeden, dışarıdan 1-2 yılda bitirme ve gece lisesi uygulaması, kaldırıldı. İlköğretim okulu ve liselerde sınıfta kalma, yıl kaybetme uygulamasına son verildi. İlköğretim ve lise başarı puanı ortalaması; (E) zayıfta olsa, öğrenci; 10 yıllık temel eğitim, zorunlu hale getirildiğinden, liseden 10 yıl sonra mezun edildi. Ancak, lise bitirme derecesi;A,B olmayanlar; özel ile açık öğretim ve devlet üniversitelerine bağlı fakültelere, kabul edilmedi. Liseden (C-D) puanla mezun olanlar; yalnızca MYO ve Açık Öğretimin MYO bölümlerine kabul edildi. Başarı derecesi çok düşük bu öğrencilere, burs verilmedi. -E- Dereceyle Liseyi bitirenlere;İSMEK sertifika puroğramına, katılma hakkı tanındı.* Fakülte: 5yıl, MYO: 3 yıl süreli oldu! Açık Öğretim Sınavları: yılda 2 kez düzenlendi: Yarıyıl sonu ile bekleme sınavı:Kasım ayında, Öğretim Yılı sonu ile bekleme sınavı ise: Nisan ayına kondu!
17- Okullarda;UAL-İşyeri uygulama sıtajı ile atölye ve laboratuvar derslerine, önem verildi. Doğayı, milli parkları, hayvanat bahçelerini, kamu kurumlarını, müze, çiftlik, sera, fabrika,baraj ve santralleri gezmek, işyerlerinde uygulama stajı yapmak; eğitimin bir parçası kabul edildi. Derslerde Ders olarak; Teknik gelişmeler, bilimsel deneyler,buluş-icatlar,Coğrafi Keşifler, Uzay- yıldızlar, Deniz altı, Doğa;orman,dağlar,akarsular,çöller,yabani hayvanlar ile 1.ci ve 2.ci Dünya Savaşı belgeselleri izletildi. Öğrencilere her yarıyılda; kendinin, ilgi duyup seçtiği ders ve önerilip, kabul ettiği konuda; kendi aklı, yeteneği, bilgi ve becerisiyle yapabileceği; haftalık ev ödevleri verilmesi, puroje, tez hazırlattırılması sistemleştirildi. Dersin öğretmeni; atölye, laboratuvar, ev ödevi, puroje, tez ve işyeri uygulama sıtajı için not verecek, bu Notlar; karne ve diplomada; başarı göstergesi,bilgi ve değerlendirme ölçüsü olarak, yer alacak, ancak öğrenci; bunların zayıf olması halinde, ikmale ve sınıfta kalmayacak.Bu kararın nedeni;puroje çizimi,tezin;olumsuz değerlendirilmesi,zayıf not verilmesi yüzünden,diploma alamayan,eğitimine son veren Gençler! Ekonomi ile günlük hayat ve eğitim, öğretim arasında;canlı ve sağlıklı bir,bağ ve iletişim kuruldu. Okullarda; ekonominin, yöresel sanayinin, tarımın istediği; bilgi ve beceriye sahip, öğrenciler yetiştirilmeye! Öğrenciye; ileride sağlıklı bir yaşam sürdürmek,edindiği meslekte işbulup,kurup,düzenli ve yeterli gelir elde ederek; hayatını güzelleştirmek, için kullanacağı, yararlı, temel bilgiler verilmeye başlandı. Gereksiz konular dersten çıkarıldı. Örneğin çarpım tablosu; günümüzde hesap makinesi var. Yaygın ve çok ucuz. Bir iki ay sayıları,Logaritma cetvellerini, ezberlemek için uğraş vermeye gerek yok. Matematik formülleride böyle, hesapları; hesap makinesi ile yaptıralım. Okullarda, bilgiye; nerede ve nasıl ulaşılacağını, nasıl kullanılacağını gösterelim, öğretelim. Öğrencilere havuz problemi yerine,haftalık harçlığıyla giderlerini, nasıl karşılayabileceğine,para yönetimine, tasarrufa ilişkin matematik soruları soralım.
18-) Öğrencilere;ilköğretim okulu, lise ve üniversitelerde; her yarıyılda 4 olmak üzere, bir öğretim döneminde, toplam; 8 çeşit ders okutulması kararlaştırıldı.
b)YİBO, Devlet yatılı Lise uygulaması ve TEO’da taşımalı sisteme son verildi. İl,ilçe,belde, mahalle, semt ve köyünde okul bulunmayan öğrencilerin; Açık İlköğretim, Açık Lise ile Açık Fakülte ve Açık MYO’da okuyup,eğitim görme, sistemine geçildi. İlköğretim okulu ve lise kantinleri kapatıldı.TEO’da Öğlenleri yemek verilmesi kaldırıldı. Çünkü,TEO’da;Haftalık okula gitme,ders görme;4 günle sınırlandı. Ayrıca Sabahçı ve Öğlenci olmak üzere, öğrenciler; iki guruba bölündü ve bir günde okutulacak ders sayı ve süresi;4 adet ve 4 saat olarak belirlendi.
19- Öğrencilerin, ilköğretim, lise ve üniversitelerde; haftada 4 gün ve bir günde 4 saat ders görerek, diğer zamanlarında; o gün gördüğü dersi tekrarlaması, yarın işlenecek derse göz atıp hazırlanması, ev ödevini yapması, test çalışması, kütüphaneye gitmesi, spor yapması, oyun oynaması için zaman ve imkan sağlandı. Haftasonu tatili; Cuma, cumartesi ve pazar günlerini kapsayacak şekilde genişletilip, bu günlere;işyeri uygulama stajı kondu. Staj, ders yılı başlamasıyla birlikte başlatılıp, öğretim dönemi sonu,ara ve yaz tatiline kadar, sürecek şekilde planlandı. Sağlık ve Turizm okulları dışında, yaz tatiline genelde staj konulmadı. Öğrenci isterse, harçlık için yaz tatilinde çalışabilir. Kamu kurumu ve özel sektörün özelliğine göre, öğrenci stajları; farklı uygulanabilir. Örneğin;Tıp Fakülteleri ve Sağlık eğitimi gören öğrencilerin, Hastane stajları; 7 gün, 24 saat, süreyle yürütülür; Pazartesi-Perşembe 4 günlü ve Cuma-Pazar 3 günlü, olmak üzere 2 gurup ve Sekizer saat süreli, 3 vardiya şeklindeki, öğrenci gruplarıyla yürütülür. Günlük normal mesai saatleri dışında, nöbet sistemi uygulanır ve az sayıda öğrenciye, gece nöbeti görevi verilir.
20- Eşdeğer öğretime ve eşit işe; eşit, aylık temel ücret ile sorumluluk, fedakarlık, yetenek ve beceri gerektiren, zor, tehlikeli işe, görevinde başarılı olan personele, farklı aylık tazminat ödenme sistemine geçildi. Eğitim sisteminin ana felsefesi; her öğrencinin,bilgi,donanım,fizik ve ruh yapısı, ilgi, eğilim, yetenek, istek, karakter ve becerisine uygun; bir programa girmesi, dalda, bölümde okuması oldu ve isteyerek okuduğu bu eğitim dal ve sahasına uygun, bir işte çalışması hedef alındı. Öğrencilerin, bir okul dalını, mesleği; çok para kazanılıyor, kaloriferli lojmanı, makam aracı var, toplum çekiniyor, saygı gösteriyor, tembel işi, akıl, çaba gerektirmiyor, engelli ve delinin bile yürüttüğü, devlet memurluğuna kolay giriliyor gibi, nedenlerle tercih etmesi, seçmesi önlendi. Çünkü insanlar, yetenek ve becerilerine uymayan, benimseyip sevmedikleri işleri; zamanında ve gereğince yapamaz. Kişiler, baştan savma, rastgele, istemeyerek yaptıkları işde, başarı sağlayamaz. Başarısız insanlarda; kendiyle barışık, özgüvenli, umutlu, huzurlu ve mutlu olamaz. Halkın çoğu böyle olan ülkelerde; kalkınıp gelişip, büyüyemez ve sorunlarını da asla çözemez. Hatta bu devletler; kısa sürede borç ve terör batağına çekilir,içsavaşa sürüklenip,parçalanır, özgürlük ve bağımsızlıklarını yitirirler. Ülke ve doğal kaynakları;emperyalist devletlerin,küresel sermayenin, gılobal, tekelci şirketlerin; sömürgesi,açık,serbest pazarı, çocukları ise işgalcilerin kulu, kölesi ve cariyeleri olur. Ulusal kültür ve ulusal dil dışlanır, okullarda zorla, sömürgecilerin yabancı dili okutulur.
21- Yeni, çağdaş bir personel ve ücret sistemi ile doktor, hakim, mühendis, öğretmen, polis, subay, veteriner hekim ve ziraatçıların, hatta milletvekili, bakan, belediye başkanı ve muhtarların; eşit aylık maaş almaları sağlandı. İnsanların, maddiyat ve kısa dönemli kişisel çıkar, özenti için okul tercihi, aile zorlamasıyla meslek seçimi yapma, yanlışlığı düzeltildi. Yeni sistemde, hayvan seven; veteriner,doğayı, tarımla uğraşmayı seven; ziraatçı. Çocukları seven, güleryüzlü, sabırlı, anlayışlı kişiler; öğretmen. İnsanları sağlığına kavuşturup onların minnetle, gülen gözlerle bakışını görmek isteyen, idealist, araştırmacı,fedakar,sorumluluk sahibi kişiler; doktor, ebe, hemşire,sağlık memuru. İdealist, fedakar, yurtsever,vatansever, yağcılıktan uzak, dürüst, ileri görüşlü, mücadeleci, dayanıklı, cesur, sabırlı, prensipli, disiplinli, ilkeli,bilinçli, tutarlı, kararlı, akledip düşünen,sorgulayan, ikna etme, yönlendirme gücü, bellek derecesi yüksek, sportmen yapılı kişiler ise yargıçlık, polislik ve subaylığa yöneldi. Biz eskiden bir dönüm tarladan bir ton ürün alırken, Abd, Japonya ve Almanya; 4-5 ton almakta idi. Yeni sistemde bizde bu üst seviyeyi yakaladık. Günde 50 kg. süt veren ineği, 5 kg süt veren keçiyi, yerli tavuk ve lezzetli,rayihalı ürün veren;yerli sebze tohumunu ürettik. Polisimiz, Askerimiz ve Yargıcımız; kültür ve iklimine alışık olduğu, kendi memleketinde, ilçe ve beldesinde; görev yapmaya başladığından; artık teröristin, çetenin, mafyanın, kaçakçı ve hırsızın; ne zaman, nerede suç işlemeyi planladığını, önceden doğru öngörüp,tedbir alarak,suç işlenmesini-eylemini önledi. Yada işlenen bir suçu haber alınca, anında olaya müdahale edip, suçluyu saklandığı delikten, eliyle koymuş gibi bulup yakalamaya başladı. Savcı 24 saatte sorgulamayı tamamlarken, hakim 4 saatte dosyasını görüşüp kararını verdi ve ertesi gün karar yazılıp, onay için aynı ilçede görevli temyiz yargıcına iletildi. Yargılama 10 gün içinde tamamlanıp, karar kesinleşip uygulandı. Halkta devlete, milli servete, ülkeye sahip çıkıp; 7 gün 24 saat, kamu personelince verilen, kamu hizmetlerini;Basın ve STÖ’ler yoluyla gözetip,denetleyip; aksak, eksik ve yanlışlara, anında müdahale etti. Artık Devletin; Vatandaşın can, namus ve mal güvenliğini sağlamak, günlük iş ve işlemlerini kolaylaştırıp, yaşamı güzelleştirmek için var olduğunu. Memurların, kamu hizmetini; yerinde, zamanında ve gereğince vermek için aylık maaş aldığını. Memurlarda, aylık maaşın, kendilerine;Düşünsel ve Eylemli olarak;Halkın, gece- gündüz, yaz- kış, sıcak- soğuk, yağmur- kar, Çamur-Toz demeden,çalışıp kazandığı,alınteri kazancın, vergisinden ödendiğini biliyordu. Çünkü halkın tamamı lise mezunu ve % 70’i sevdiği, istediği bir dalda üniversiteyi bitirmişti.
22- Hukuki açıdan, Devlete ait Açık Öğretim ile yüzyüze eğitim veren, lise, fakülte, MYO ve özel okul diplomalarına, denklik, eşdeğerlik tanındı. Diplomaya değer kazandıranın; o kağıt üzerinde yazılı okul, bölüm adı değil, ona sahip kişinin; dürüstlüğü, cesareti, öngörüsü, vicdani sorumluluğu, fedakarlığı, aklı, bilgisi, yetenek ve becerisiyle bunların kullanımına ilişkin; azmi, ideali, gayreti, çalışma ve projeleri olduğu, tüm ülkede kabul edildi. Artık kişilere; sahip oldukları diploma ve ceylan derisi koltuğunda oturduğu, kamu kurumları, bindiği mersedes makam aracı ve hiyerarşi mevkilerine,unvanlara göre değil! Aldığı ücretin; hakkını vermesi, ürettiği malın kalitesi, Hizmeti,Topluma;yerinde,zamanında ve gereğince vermesi. Hizmetin süreklilik, önem ve yararına göre; değer verilip, saygı gösterilir oldu.
C- Bilge Kağan Göktürk’ün, Önemli Hizmetleri:
1- TSK-Türk Silahlı Kuvvetleriyle İlgili Düzenleme:
a) Asker mevcudu 650 bine ulaşan:450 bin;TAE gören Er ve 200 bin purofesyonel subay ve kadrolu, ücretli Erbaş? Ülke Nüfus durumuna göre, dünyanın en kalabalık ordusu? Ancak, ne komşu devletler çekiniyor,nede pkk ciddiye alıyor.Etkisi ve caydırıcılığı yok!Çünkü, Ulusal tasarımlı, yerli üretimli,milli, marka,patent ve sıtandartlı,TM; silah,araç ve cihazı yok? Başına nato çuvalı giyen,TSK; nato mandası, dışa bağımlı, el silahıyla;savaş yapıp,zafer elde edemiyor? İngiltere’nin ordu mevcudu; 140 bin! TSK REFORMUYLA; Türk Ordusunu; miktarca azaltıp; Er ve Erbaş sayısını 100 bin: 70 bin TAE gören Er ve 30 bin PSA- Purofesyonel. Sözleşmeli Asker. Rütbeli Subay sayısını ise 38 bin kadro ile sınırlayıp dondurdu. Piyade, jandarma, süvari, tankçı, istihkam, muhabere, topçu, bando, mızıka, mayıncı, tamirci gibi, günümüz bilim ve teknik dünyasında anlam ve önemini yitiren bazı askeri sınıflar kaldırıldı. Yeni düzenlemeyle,5 Ordu Bölgesi kuruldu ve askeri sınıflar; kara komando, deniz komando (suüstü savunma, sualtı taarruz vb), hava indirme ve paraşüt komando birlikleri, terör örgütleri ve organize suç örgütleriyle mücadele edecek ve gerilla tipi savaş yapacak timler ile teknik destek hizmet birimlerinden oluşturuldu. Savaş uçağı kullanımı durduruldu.Yalnızca Askeri Helikopter ile İHA VE SİHA kullanıldı.Büyük savaş gemisi kullanımıda kaldırıldı. Sahil güvenliğin denetimine uygun,hızlı ve etkin silahlı, deniz araçları kullanıldı. Güvenliğin etkin sağlanmasında; UYDU Sisteminden yararlanıldı. b) TC; nato mandalık,boda eşiklik ve cia emireri şubeliğinden ayrılıp, Türkiyedeki nato üsleri kapatılıp,kaldırıldı. İşgalci, tehdit, şantaj ve baskı unsuru,terör örgütleri dektekcisi;yabancı silahlı askerler, yurdumuzdan çıkarıldı. TSK dışa bağımlılıktan kurtarıldı. Türk Askeri; Ulusal Tasarım,marka,patent ve sıtandartlı, TM, Yerli ve Milli Üretim; silah, mermi, araç, alet, cihaz kullanmaya başladı. TC Devleti; abd-usa -nato mandalığı, imf, ab-eu-gb kapitülasyonlarından kurtularak, yeniden tam bağımsızlık ve bağlantısızlığını kazandı. Türke ve İslama düşmanlığı, varlık, birlik ve yaşam sebebi yapan; abd, ingiltere, fıransa, avusturya, israil, ermenistan ve yunanistan gibi devletlerle; diplomatik, ekonomik tüm ilişkiler kesildi. Elçilikler karşılıklı kapatıldı. TC yeniden bir Asya devleti oldu ve yönünü, Türk Cumhuriyetleri ile İslam Devletlerine döndü. Küreselleşme,Avrasyacılık,Türk-İslam Sentezi,Kainat Devleti, Uzay Yarışı, Batılılaşma yanılgısına, Çağdaşlaşma aldatmacasına; Selçuklu, Osmanlı ve Yugoslavya gibi parçalanıp dağılmadan, yıkılıp batmadan, sonverdi!
c) Osmanlı devletinin, vicdani sorumluluk taşıyan vatandaşları;30 Ekim 1918 tarihli,Mondros Ateşkes Anlaşmasıyla; aldatılıp yanıldıklarını; 13 Kasım 1918’ de İstanbulun; 84 bin; abd, fıransız, ingiliz, italyan ve yunan askerince, yine 15 Mayıs 1919’da İzmirin, yunanlılarca işgali üzerine, öğrenmişlerdi. Ancak iş işten geçmişti! Üzerlerine ölü toprağı serpilip,1978 yılından beri;pkk;üç beş çapulcu, eşkıya, başını ezecez,belini kırdık, silecez,dağıldılar, kimse örgüte katılmıyor,birdaha terör yapmayı düşünemiyecekler bile,Anayasa değişikliğine EVET deyin;Terör tarih olacak,kandili bombaladık,100 teröristi etkisiz hale getirdik Masalıyla; aldatılıp,uyutulan, Türkiyenin saf vatandaşları; 1978 yılında kurulup, gaflet, dalalet ve hıyanet içindeki görevlilerinde;yardım, destek ve gözyummasıyla; onbinlerce insan öldüren, ermenilerin isteği üzerine,doğudaki köy ve şehirleri boşalttırıp,halkı batıya göçettirip, Türkiyeyi karışıklığa iten, Türk devletine; 500 mr $ aşkın ekonomik zarar verip,borç batağına sokturup, natoya-boda; kul, köle, manda yaptırıp, içten çürüten, 29.cu kürt isyanını başlatıp,içsavaş çıkararak, Türkiyeyi parçalayıp,yıkmaya çalışan; pkk (*partiya karkaren kürdistan) terör örgütünün gerçek yüzünü ve Askeri, Polisi Şehit ederek; Türk Halkını;TC Devletinden soğutup, devlete olan;güven, ümit ve saygısını yokedip, Türk Devletini; tıpkı Osmanlı gibi, sahipsiz, savunmasız,korumasız bırakma amacını; bir türlü anlayıp, göremedi?Bu para,Türk Tarımı, Sanayisi ve Eğitimi için harcansaydı; Türkiye şuan, enaz bir Almanyaydı?
d) Zorunlu Temel Askerlik Eğitim Sistemi; çağın teknik gelişmeleri, savaş silahlarının, beden gücü değil, profesyonellik gerektirmesi, askerin sayıca kalabalık olmasının önemini yitirmesi, iletişimin artması, demokrasinin yaygınlık kazanması gibi nedenlerle, adayların öğrenim durumu esas alınarak, yeniden düzenlendi. Askere alma yaşı ve askerlik dönemi; 18-30 olarak belirlendi.Pisikolojik nedenle, Eylemli TAE’ye katılmak istemeyenlere, farklı seçenekler tanındı: Bedelli askerlik, İlkyardım, Arama kurtarma, Orman Yangın ekibinde görev almak, Huzurevi, yetiştirme yurdu, hastane ve devlet okullarında ücret almadan, sosyal hizmet yürütmek gibi.
e)Biz farkında değildik ama, aslında Birinci Dünya Savaşında bile, askerin sayıca kalabalık olmasının hiçbir önemi yoktu. Osmanlı Devleti; seferberlik ilan edip, 4 milyonu aşan kişiyi, orduya alıp; alman komutanların yönetiminde, almanların isteğiyle açılan;4 büyük 11 cephede, savaşa gönderdi. Kötü komuta, yanlış yönetim, ihanet, gerekli silah ve mermi yokluğu, açlık, soğuk ve hastalıktan: 2 milyonu aşkın Türk Askeri; şehit ve esir düştü! Osmanlıyı yenen ve yıkımına neden olan, İngiliz ordusu mevcudu ise 600 bin askerden oluşuyordu! Askerlerin çoğuda İngiliz kökenli değil, sömürge halklardandı.İngiliz ordusu kaybı:40 bin ile 60 bin kişi!
e) Türk Ordusu; Sayıca azaltılmasına karşılık, profesyonelleştirildi. Eğitim, yönetim ve komuta Subaylarının; Harp Okulu ve Harp Akademisi, Teknik Subayların; Fakülte, Meslek Subaylarının; MYO ve Sağlık Subaylarının; Fakülte ve MYO’lardan sağlanması benimsendi. Kurmaylık kariyerini kazanmayan, mastır veya bilim doktorası yapmayanlar; binbaşılıktan yukarı rütbelere yükseltilmedi. Zorunlu Temel Askerlik Eğitimi, geliştirilip, çağın ihtiyaçlarına cevap verecek düzeye getirildi. Orduya hareket hızı ve etkinlik kazandırıldı. Er ve Subaylara; helikopter,güdümlü füze, roket,uçaksavar, makineli tüfek, tabanca dahil tümüyle TC vatandaşı;idealist,yurtsever,teknik tasarımcı,mühendis ve işini severek yapan,erdemli,hikmetli İnsanlarca;Ulusal Tasarımlı, Türkiyede,TM olarak üretilen,Yerli, MİLLİ silah, araç ve cihazlar verilerek, Türk Ordusuna ulusal hüviyet kazandırıldı. Bilge Kağan’ın kardeşi Gültekin Göktürk; “Bir savaşta, Orduyu; güçlü yapan, ona moral kazandıran, onu zafere ulaştıran; ne askerin sayıca çokluğu, nede teknoloji harikası, pahalı,yabancılardan alınan silahlardır. Zafer; vicdani sorumluluk bilinci taşıyan, eğitimli, disiplinli, fedakar, sabırlı,ilkeli, inançlı, cesur, idealist, dürüst, öngörülü,birlik ve beraberlik içindeki,Mantıklı,Öngörülü Emir ve Doğru, Ahlaki davranışıyla; kendini sevdirip, Askere içten,gönülden,saygı duyduran;Komutanlar ile arkadaşı için ölümü göze alan; vatansever, yurtsever Askerlerindir. El silahıyla savaşa gidilmez ve zafer kazanılmaz.” Özdeyişiyle, ağabeyine; reformlar konusunda büyük destek vermiştir. Bilge Kağan ve kardeşi Gültekin, tek kişi gibi, birlikte çalışarak, adeta ikinci bir Atatürk olup; TC Devletini, yeniden eski gücüne ulaştırmışlardır. Artık Türk Subaylarının, değil başına çuval geçirmek; Türk Ulusuna, TSK’ya, böyle bir hakareti düşünmek bile; Türk’e düşmanlık ve savaş sebebi sayıldı.
2- Genel ve Merkezi Yönetime İlişkin Düzenlemeler;
a) Hayatta hiçbirşey başaramayan kişilerin;bu malı kim alır,hizmete kim talip olur,işyeri çalışırmı,işi becerebilirmiyim diye düşünmeden, kendini kolay yoldan ispatlamak için neredeyse her caddeye; 3-5 cep telefonu, bilgisayar, lokanta dükkanı açması gibi, hırslı insanlarda siyasi parti kurarak, parti enflasyonuna neden olmuşlardır. 1946’da çok partili sisteme geçen ülkemizde; 100 den fazla siyasi parti kurulmuş olup, bugün faaliyetini sürdüren,Siyasi Parti Sayısı; 55’tir.(*2015 yılında ise bu sayı 97 oldu?). Son seçime 14 parti katılmış ve Meclise 4 siyasi parti girmiştir. “Nerde çokluk orda gürültü, koku” deyimi gereği; çok partililik, koalisyonla yönetilen, güçsüz hükümet şekillerini doğurmuştur.Yada, muhalefetin çok parçalanmışlığını kullanıp, yabancılarla Türkiyenin aleyhine işbirliğine girişip,dini,ırkı duyguları kullanıp! Vatandaşı; duymak istediği yalanları, söyleyip aldatarak; azınlık oylarıyla iktidarı ele geçirip, çoğunluğu başına buyruk yöneterek; ülkede siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklara neden olmuştur. Bu nedenle Abd, İngiltere ve Japonya gibi büyük devletlerin uyguladığı; iki partili, dar bölgeli seçim sistemine geçildi. Demokrasinin işlemesi için İktidar kadar muhalefet partisininde güçlü ve etkin olması gerekir. TBMM deki 550 olan milletvekili sayısı, 100’e indirildi. Milletvekillerinin, millete karşı olan, üstünlüğü, ayrıcalığı, kıyak maaş, kıyak emekli aylığı, yurtiçi, dilerse yurtdışında istediği yerde, devlet keseninden muayene, tedavi olma imkanı kaldırıldı. Yasama dokunulmazlığı, yalnız meclis kürsüsünden yapılan konuşma ile sınırlı tutuldu. TCK’da sayılan suçların işlenmesi, dokunulmazlık dışı bırakıldı. TBMM’nin; Hükümetin icraatını, tasarrufunu; gözetip denetleyebilmesi için Bakanların, seçilmiş değil, İstisnai kamu görevlisi olması kuralı kondu. Bakanlık görevine; üniversite mezunu, konusunun uzmanı; bürokrat, teknokrat, başarılı işadamları ve serbest çalışanlar atandı. Bakanlık teşkilat ve görevleri, yeniden düzenlendi ve 37 olan Bakanlık sayısı azaltıldı. Bakanlıklar; Eğitim, Ekonomi, Güvenlik, Sağlık ve Yerel Yönetim olmak üzere, 5 adetle sınırlandırıldı.
b) Milletvekili ve Yerel Yönetim Genel Seçimlerinde; Seçme yaşı 16, seçilme yaşı ise yıl olarak 22’ye indirildi. Böylece,demokratik haklar, tabana yayılıp,daha geniş halk kesimlerinin, kullanımına sunulmuş oldu. Türkiyeyi yönetecek insanlar ve fikirler, gençleştirildi. TC Devleti kurucusu Atatürk, Bağımsızlık Mücadelesini başlattığı 1919’da; 38, Hakkın Rahmetine yürüdüğünde ise 57 yaşındaydı.Vatan Şairi,Cumhuriyetçi Namık Kemalide,Padişah;dördüncü defa Ege adasına sürgüne gönderdi ve 46 yaşında, Ahrete yolcu etti!Demekki yaşlanmak istemeyenlerin;Cumhuriyetçi ve Demokrat olmaları gerekiyormuş!
3- Teftiş Kurulları ve Sayıştay:
1) Kamu kurumlarında görevli, devlet memurlarının; görevlerini ihmal ederek, kötüye kullanarak; vatandaşa eziyet etmesini,bir saat süreli ve 10 lira maliyetli bir devlet işini;birkaç gün, hatta hafta ve ayda,3-5 kez ve 100 TL maliyetle yaparak, devleti soymasını, Vatandaşa hizmet için oluşturulan, kamu kaynaklarını,yolsuzlukla yandaşlarına hortumlatmasını, okul binası,elektrik, yol,içmesuyu, acil ihtiyaçken;heykel,salon, tiyatro, yüzme havuzu, lojman yaptırılması, makam aracı alınmasını önleyebilmek için kamu kurumlarında, teftiş kurulları kurulmuştu! Buraya, sözde denetim memuru görüntüsüyle;görevinin ehli olmayan,vasıfsız,işi yapan memurdan daha kötü, niyet ve amaçlılar, torpille alındı ve memurları denetle diye,bol ücret ödendi? Ancak beklenen yarar gerçekleşmedi. Memur, memuru gözetip, denetlemedi! Özellikle 1954 ‘den sonraki yıllarda, ülkemiz; tarihin en büyük soygun, vurgun,yolsuzluk, hortumlama, rüşvet,talan olaylarına ve politikacılar ile bürokrat ve bunların işbirlikçisi, sözde işadamlarının,devlet yoluyla zenginliklerine şahit oldu. Teftiş ve Denetim kurulları ile MİT, Sayıştay,Polis ve Yargının; iş içten geçtikten aylar, yıllar sonra, minareyi çalanın kılıfını hazırlaması beklenilerek, evrak üzerinde yaptıkları denetim ve yargılamanın;Devlete,Türk insanına hiçbir yararı olmadı. Hatta halkın sırtında, birde denetçi, müfettiş, mali polis, mitçi ve yargı kamburu,kenesi oluştu.
2)Yeni düzenlemeyle; C. Savcıları; bir kamu görevlisinin, adli suç işlediğini, haber alınca; bir yerden, izin almaksızın, hemen inceleme, soruşturma ve adli kovuşturmayı başlatıp, mahkemede dava açar. Ancak sanık, memur çıkıp, kamu personeli olduğu anlaşılırsa; belgelenip, tutanak tutulur; adli soruşturma, kovuşturma ve yargılama, memurun gıyabında (Yokluğunda) ve tutuksuz olarak yürütülür. Memura;Savcılık iddia ve suçlaması, yazılı olarak gönderilir ve 10 gün içinde yazılı savunma vermesi istenir. Memur, ifadesi alınmak için;güzaltına alınıp,tutuklanıp, karakola, adliyeye götürülemez ve sorgulanamaz. 12 ayı aşmayan, kesinleşmiş hapis cezaları, paraya çevrilerek uygulanır. Bunun dışında memur; soruşturma, kovuşturma ve yargılama yönünden, diğer TC vatandaşlarıyla aynı mevzuata tabi olur. Adli bir suç işleyen, devlet memuru; mahkemeden; 12 aydan daha uzun süreli,hapis cezası alırsa; cezası kesinleştiğinde, memuriyet görevine,Kanun gereği son verilir ve tutuklanarak cezaevine konur. Memur isterse, kendini savunması için avukat tutabilir.
3-a) TC Devletinde; Kuvvetler Ayrılığı İlkesi; esas ve temel alındı. Yasama, Yürütme, Yerel Yönetim, Yargı, İç ve Dış Güvenlik Kuvvetleri(Polis ve TSK) ile Basın,STÖ ve Özel Sektör; Hukuk önünde eşit, birbirinden özerk,özgür ve bağımsız kabul edildi. Cumhuriyet, Demokrasi, Laiklik, Özgürlük ve Bağımsızlığın; teminat altına alınması için; TC Devletini oluşturan, Kuvvetler üzerinde; Vesayet yetkisi kurulamayacağı ve arka bahçe olarak kullanılamayacağı ilkesi kabul edildi.Askeri, Dini, Siyasi Parti,Yargısal ve yabancı kuruluş ve meclislerin; Vesayeti, tahkim, kapitülasyon,imtiyaz,ayrıcalık,üstünlük,dokunulmazlık,asla kabul edilemez. Kuvvetler; birbirine karışamaz, çalışmalarını engelleyemez ve birbirini kapatamaz.
b) Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği, Yargı; Kamu kurumlarının, Devlet Memurlarının; atama, karar, iş, işlem, eylem, harcama ve yürüttüğü hizmetlerle,idari sınır ve taşınmaz mal-mülk anlaşmazlıklarına; bakamaz, karışamaz, bu konularda dava açamaz ve karar veremez. Gerçek ve tüzel kişiliklerin; devlet;bakanlık,belediye ve diğer kamu kurumları ile olan anlaşmazlıklarını, kamu kurumlarının amirleri çözer. Kamu kurum amirlerinin, kararına karşı; Yerel-Belediye Meclisi, Bölge Meclisi ve Ulusal Meclise gidilir, itiraz edilir. Yabancı kurul, meclis ve mahkemelere gidilemez. TC Devleti, yabancı kurul, meclis ve mahkemelerin kararını tanımaz ve uygulamaz. Yabancıların kararı;Bağımsızlık.bağlantısızlık,egemenlik ilkeleri gereği; TC Anayasa, Yasa ve Yargı kararlarının üzerinde asla olamaz.
c)Yargı Birliği İlkesi gereği;Anayasa Mahkemesi, HSYK, YSK, Yargıtay, Danıştay,Bölge, İdare, Vergi, Tapu ve Askeri Mahkemeler kaldırılır. Yargı-Mahkemeler; gerçek- tüzel-özel kişiler arası; adli suçlara, ceza davalarına, hukuki ve ekonomik anlaşmazlıklara bakar, çözer. İl ve İlçelerde Adli davaları yürütmek üzere; Hukuk ve Ceza Mahkemeleri açılır.Türkiyede başka bir mahkeme kurulamaz. Adli Yargıda;eski Anayasa, Yargıtay ve Danıştay Mahkemelerinin, Yargılama Usulü uygulanır: Davalar; dosya üzerinden,dosyadaki bilgi, belge ve delillere göre, yürütülür. Dava tarafları, Hakimin önüne çıkmaz.
d)Yargı, Basına; bir adli olayla ilgili olarak, yayın yasağı koyamaz. Dava tarafları; bir adli olayı, davanın her aşamasında basına iletip, kamuoyunun bilgisine sunabilir. Bir adli olayın, sorgulama ve yargılaması, Basında; herzaman tartışılabilir. Yargı kararlarının eleştirilmesi, bir hak ve demokrasinin gereğidir.
4) Kamu kurumlarındaki; müfettiş, denetçi, denetmen, kontrolör, mürakıp, müşavir, danışman gibi, halkın hayatını iyileştirici, güzelleştirici, idari iş ve işlemleri kolaylaştırıcı nitelikte, bir görev, yetki,sorumluluğu bulunmayan,devlete yararlı bir hizmet üretmeyen, şekilcilik, bürokrasi ve kırtasiyeciliğe yönelik,göstermelik birkaç evrak düzenleme karşılığı,boşyere, haketmeden, her ay, bir memurun 3-5 katı maaş alarak, birde halka yük olan ve formaliteden öteye bir anlam ifade etmeyen, bu şekilci teftiş ve denetim sistemi ve Sayıştay kaldırıldı. Kamu kurumlarının ve kamu personelinin; atama, karar ve işlerini; işlem, eylem, hizmet sırasında ve harcama anında; Basın- medya, Meslek Odası ve DKÖ’lerin, 7 gün 24 saat süreyle, gözetim ve denetimine açtı.İdare ve Yargıda;gizlilik,devlet sırrı kaldırıldı.Mafya,terör örgütü, cia,nato;kiralık adamları vasıtasıyla herşeyi biliyor,ancak karar,işlem,eylem;Halktan gizleniyor! Devlette;Açıklık,Şeffaflık,Hukukun Üstünlüğü,Yasallık,Kamu Yararı ve Ulusal Haklarının gözetilmesi,sistem ve yöntemine geçildi.
5)Tüm devlet memurlarına, bir yerden izin almaksızın, yaptığı iş, verdiği hizmet ve çalıştığı kurumla ilgili olarak, Basına; bilgi, belge fotokopisi, bellek-cd kopyası ve demeç verme; yetki, hak ve serbestisi tanındı. Karanlık işler, karanlıkta yapıldığından, demokratik yönetimlerde devletin; halktan gizli bir işi, kararı, harcaması, anlaşma ve faaliyeti olamayacağından; yönetimde açıklık ve şeffaflık ilkesi esas alındı. Resmi işlemlerin; matbu standart formlarla, enaz belgeyle, basit kurallarla, hızlı ve ucuz şekilde yürütülmesi sonucu; verim ve kalite ile yurttaşlara, güven ve beyanla ulaşılması, sağlandı.
6) Dergiler, ayda bir yayınlanır. Gazeteler, dergi boyutunda ve haftada bir yayınlanır. Günümüzde radyo, tv ve internet var. Kağıt israfını ve doğanın yokedilmesini önlemeliyiz. Gazeteler, haftanın farklı günlerinde çıkartılabilir, İnternet Gazeteciliğinede geçilebilir. Kitap ve Dergiler, İnternet üzerinden yayınlanır. Devlet; gazete, dergi ve kitap yayınlayamaz, radyo, tv istasyonu, açıp işletemez. Kamu Kurumları, radyo, tv, gazete ve dergilere; ilan, reklam veremez.Gerektiğinde; Gazete ve tv’lere, Basın açıklaması yapar. Alım, satım ve yapım işlerini; yüklenicilere, Yargı Kararlarını ise vatandaşa, internetten duyurur.
D- Ekonomiye İlişkin Düzenlemeler:
1- Genel Sağlık Sigortası çıkarıldı. Bağkur, Emekli sandığı ve SSK birleştirilerek; tek Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında toplandı. Tüm çalışan sigortalılara ve emeklilere; aynı mevzuatla, eşit sağlık, adaletli emekli aylığı ve eşdeğer sosyal güvenlik hizmeti verilmeye başlandı.
2- İstanbuldan- İskenderun’a kadar, deniz kıyıları yazlık ev adı altında beton yığınlarıyla doldurulmuş. Sadece yılda; 15 gün ile 3 ay arası kullanılan bu evler, bu ülkenin milli servetidir. Toprağa, kuma gömülen bu serveti, tekrar ekonomiye kazandırabilmek için; Türk vatandaşı olma, Türk makamlarından izin alma veya karşılık esası şartı aranmaksızın, deniz sahillerindeki müstakil ev ve apartman dairelerini; BM üyesi 202 ülkenin vatandaşlarına, 40 yıla kadar, kullanım, işletim hak ve yetkisinin kiralanmasına ilişkin yasa çıkarıldı. Hiçbirşey yapmadan boş lafla yıllardır; madenleri, doğal kaynakları değerlendirmeyip, ülkeyi geri, halkı mutsuz, eğitimsiz, yoksul, devleti borçlu yapan ikiyüzlüler; vatanı satıyorlar, yabancılara Türk topraklarını peşkeş çekiyorlar diye feryada başladılar! Osmanlı devleti; 8 milyon km2 vatan toprağını kaybetti!Atatürk ile Yurtsever Aydın ve Kahraman Silah Arkadaşları; TC Devletini kurabilmek için;ancak, 800 bin km2 toprağı kurtarıp,yeniden Ayyıldızlı Bayrak Dalgalanan,Vatan yapabildi?Emperyalist batıyla işbirliği yaparakOsmanlıyı içten çürütüp,parçalayıp yıkan;eski Türklük düşmanı,şeytanın evliyası,vicdanı kiralık,ruhban münafıkların Torunları;yani,Sözde Yeni Osmanlıcı,Avrasyacı,Türk-İslam Birlikçiler;bu kaybın nedenleri ile emperyalist,haçlı abd’nin;pkk’yı maşa olarak kullanarak;ekonomik kıriz,isyan,terör ve içsavaşla;TC Devletinin ulusal değerlerini,sistemini;içten çürütüp,Türkleri;tıpkı Osmanlıda olduğu gibi,devletinden soğutup, TC’yi; sahipsiz,korumasız,savunmasız bırakarak, yıktırıp,kalan onda birlik son vatan toprağında;büyükkürdistan, büyükermenistan ve büyükisraili kurdurmak istediğini!Bu nedenle 1978 yılından beri,Asker ve Polislerin Şehit edilip,Ermeniler için Doğu ve GD,Anadolunun boşaltıldığını,Türk Halkından;sinsice gizleyip, açıklamıyorlar? Kuzey Irak’ta 2003 yılında;TSK subaylarının başına, abd-nato askerlerince;nato-bod çuvalı geçirilme,yine Musul konsolosluğunda Türk polisinin,ışıda;esir edilme zillet ve utancını, Türbanla örtüp, unutturdular! Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan her insan, Abd’ den ev, işyeri, fabrika alabiliyor. Eski ve yeni başbakanlarımızın,sanatçılarımızın çoğunun, Abd’de evi, işyeri var. En az 2000 TC vatandaşı iş adamının, Abd’ de evi, işyeri var. Eşlerine, Abd’de doğum yaptırıp, çocuklarına Abd vatandaşlığı kazandırıyorlar! Abd Miami şehrine, her Cuma günü THY, hafta sonunu burada geçirmek isteyen, zengin Türkler için bir dönem uçak kaldırıyordu! Eski bir İtalyan ve Alman başbakanının, İzmir’de evi var. Antalya’da 50 bin civarında Alman, 40 yıllığına kullanım hakkını kiraladığı, kendi evlerinde yaşıyor ve yılın bir bölümünü Türkiye’de geçiriyor. Yaşamını iyi şekilde devam ettirebilmek için Türkiye’nin ürettiği ekmek, tavuk, yumurta, sebze, meyve ile tüketim eşyalarını satın alıp, karşılığında geri ödemesiz, faizsiz, döviz veriyor. Devlet ise İMF’den, yabancı bankalardan; %18 faizle ve yalvararak, şartlı borç almaya çalışıyor. TC devletinin borcu 400 milyar doları- euroyu geçti. Borcu nedeniyle başını dik tutamıyor, sözü ciddiye alınmıyor. Dünya küçüldü, ulaşım ve iletişim gelişti. Kavramlar değişti. Barış; insanlar, ülkeler arası iletişim arttıkça canlanır. Yalnızca Antalya’da müşteri bekleyen 100 bin boş konut var. Almanya’da çalışan Türklerin, Almanya’da 60 bin işyeri ve bir kısmının da evi, dairesi var. TC devleti, bu şekilde giderse; dış borçlarını ödeyemez ve korkarım Osmanlı’nın durumuna düşer. Yabancılar verdikleri borcu faiziyle geri alabilmek için yine Duyunu Umumiye Teşkilatını kurup, ülke kaynaklarına el kor ve Türkiye uçuruma sürüklenir. Hem Avrupa birliğine girip, Avrupa ile aramızdaki sınırları kaldırmak istiyoruz, hemde sonunu düşünmeden yaptırıp, boş tuttuğumuz evleri; Arap, Çek, Finli, İranlı, İsveçli, Norveç ve Ruslara; nedense 40 yıllığına kiralamak istemiyoruz. Konu sadece evle sınırlı değil. Ev kiralayan Alman, İngiliz; “yeremi oturacak, hep oruç mu tutacak,” haliyle mobilya eşyası, beyaz eşya, meyve ve sebze alacak, piyasaya döviz sürecek. Devletin borç almasına gerek kalmayacak. Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleriyle durgunlaşan, çöken ekonomi canlanacak. Esnaf ve çiftçinin, ürettiği mallar; müşteri bulduğu, gelirinin artmasıyla borçlarını ödeyebildiği için yüzü gülecek. Almanya’da 2,5 milyon olmak üzere,yurtdışında 5 milyon TC vatandaşı yaşıyor. 500 bin eski TC Vatandaşı, Alman vatandaşlığına geçmiş.
3- Kamu kurumlarına ait eğitim ve dinlenme tesisleri, kamplar, lojmanlar, sosyal tesisler, polisevi, öğretmenevi, orduevi ve misafirhaneler; belediyelere devredilir. Belediyeler, bu yerleri; derslik ve yurt-pansiyon olarak kullanmak üzere, üniversiteye tahsis eder. Devlet; özel sektörü, vakıfları, sahildeki şehirlerimizde;Üniversite kurmaya teşvik eder. Sahildeki, il, ilçe ve beldelerde açılacak; fakülte ve MYO’ların öğrencileri; okulların eğitim döneminde yani, turizm mevsimi dışındaki aylarda; üniversiteye tahsis edilen sosyal tesisler ile vatandaşlara ait yazlık evlerde kalarak, öğrenimlerini sürdürür. Aileler, evlerini; turizm mevsimi dışındaki eğitim döneminde, öğrencilere; pansiyoner şeklinde, yada müstakil daire olarak kiralar. Böylece, 1 Eylül -15 Mayıs döneminde, boş duran evler, ekonomiye kazandırılıp, halka; ek gelir sağlanmış, hemde öğrencilere yatacak, sağlıklı bir yer temin edilmiş olur. Kıyıda kurulacak üniversitelerde, okumak isteyen öğrencilere;kıyı kesimindeki otel ve tatil köyleri, turizm mevsimi dışında, otellerini;bu öğrencilerin, konaklama hizmetine sunup, çoğu mevsimlik hizmet veren bu tesisleri; 12 ay açık tutmuş, otel personelinede 12 ay süreyle aylık ödeme yapmış olur.
4- a) Ülkeyi durgunluktan, Türk halkını işsizlikten, yoksulluktan, krizlerden ve iki rakamlı enflasyondan kurtarmak, siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamak için köklü ekonomik reformları hızla başlatan, Bilge;gözetimli, rekabete ve ulusal kaynaklara dayalı, üretim ekonomisinden yanaydı. Bu nedenle, BORSA aracılığıyla bütün KİT, İDT ve BİT’leri, 3 ay içinde özelleştirdi.Alıcısı çıkmayan fabrikaların ise makinelerini satıp, arsa ve binalarını belediyeye devretti.
b)Cumhuriyet Merkez Bankası ve BORSA; doğrudan Ekonomi Bakanlığına bağlandı. Hükümet politikasıyla uyumlu hizmet vermesi sağlandı.
5- Altyapı Hizmetleri ile Toplu taşımacılığın, yürütülmesi görevini, özel sektöre; KİYİB yöntemi ve Kamusal Yetki Sözleşmesi ile ihale etti.Elektrik, Su, Otoyol,Metro, Köprü, Doğalgaz, Atık Toplama ve Arıtma gibi kamu hizmetlerinden alınacak, tüketim ücretlerini belirlerken;Almanya, Çin, Gürcistan, İran ve Rusya gibi ülkelerdeki bu kamu hizmetlerinin; halka satış, fiyat ortalamasının alınması, kuralını getirdi.
6- Daha, AB üyeliğine kabul edilmeden,eşit oy hakkıyla, birlik yönetiminde yer almadan; Gümrük Birliği’ne katılıp;AB’ye GeBe olmamız,ayrıca Türk Cumhuriyetlerinden mal almamızı zorlaştırıp, haksız rekabete yolaçması,mal kaçakçılığının devam etmesi,hatta artmasına ve petrol,sigara,alkollü içki,uyuşturucu,elektronik eşya ve silah kaçakçılığının; terör örgütlerini finanse edip,yaşatıp,güçlendiren, enönemli kaynağa dünüşmesi gibi, sebeplerle; günümüz şartlarında anlam ve önemini yitiren, Gümrük Müsteşarlığı teşkilatını ve Gümrük vergisini kaldırdı.Zaten 28 ab ülkesi malından, gümrük alınmıyorda, niçin Azerbaycandan gelen maldan, gümrük alınacak? Türk Halkının bundan çıkarı ne? Bu,emperyalist batıya tanınan; çifte verginin önlenmesi, şirket merkezi yurt dışındaysa,vergi alınmayışı; yeni kapitülasyon,imtiyaz, ayıcalıklı vergi muafiyeti, haksız rekabet değilmi? Bina, araç, gereç ve personelini, belediyelere devretti. Yine, ithalat ve ihracat işlemlerini yürüten, daha doğrusu zorlaştıran! Gümrük gibi,rüşvet ve kayırmanın harman olduğu; Dış Ticaret Müsteşarlığını kaldırdı. İhracat ve ithalat ile ilgili işlemleri, yürütme görevini; Dış Ticaret ve İhracatçılar Birliğine verdi. Dış ticaret konusunda, genel düzenleme yapma; yetki ve görevini, Bakanlar Kurulunda topladı. Gb aldatmacasına ve 1963 yılından beri bizimle alay eden,Avrupanın; Ab üyelik sürecine son verdi.Ayrıca,ABD ile AB üyesi devletlere tanınan;kapitülasyonu, imtiyazı, ikiz yasayı,tahkimi ve AİHM’nin kararlarının; TC Anayasası ve TBMM’nin kararlarının, üzerinde olduğu, aşağılayıcı,mandalık kararını, iptal edip, kaldırdı.
7- Vergi çeşitlerini azaltıp; KDV, Çevre Temizlik, Yıllık Emlak, Yıllık Taşıt, Kira, İlan, Reklam vergisi gibi, halka eziyet olan ve kötüye kullanıma açık vergileri kaldırdı. Kamu kurumlarındaki müfettiş,vergi denetmeni, tahsildarlık, veznedarlık gibi; vergi, ceza, harç toplamak,denetlemek için; ücret alan kamu kadro ve görevlerini iptal etti. Hazine adına; Gelir ve Kurumlar Vergisi ile Harçlar ve tüm Devlet Gelirlerini ve diğer Kamu alacaklarını, toplama görevini; ceza ve kiralar dahil, Belediyelere devretti. Su, elektrik gibi kamusal hizmet ücretleri ile harç, vergi ve para cezaları; bir aylık süre içinde anlaşmalı bankalara yatırılır. Bankalar;bir aylık yasal süre içinde,devlet adına topladığı, bu paraları; son para yatırma günü,mesai bitiminden itibaren; ilgili kurumların hesabına aktarır. Kişiler; vergi, harç,kira, para cezası ile elektrik,su gibi, altyapı hizmet tüketim borçlarını; bir aylık, yasal ödeme süresi içinde yatırmazsa; gecikilen her ay için % 5 gecikme cezası alınır. Bu şekilde mevzuat yeniden düzenlendi. Doğalgaz ve telefonda olduğu gibi, elektrik ve su içinde akıllı, dijital, kartlı, kontürlü sayaçlar kullanıma sokuldu ve halk fatura ödemek için bankaya,görevli memur;ev ve işyerlerine gitme,eziyet ve zahmetinden kurtarıldı. Memurların, ev ve işyeri gezerek; sayaç okuyup, fatura düzenlemesine de gerek kalmadı.
8- Belediyeler, topladıkları Devlet gelirlerini; bu şekilde dağıtır:
a- % 20’sini:Hükümet-Yürütme-Genel Bütçe payı olarak, Başkente gönderir,
b- % 50’ini: Belediye;kendi yönetim gideri ve yerel hizmet yürütümü için kullanır,
c- %10’unu:Beldenin Devlet TEO;İlköğretim ve Liselerine,öğrenci sayısınca dağıtılır,
d- % 10’unu: beldede hizmet veren, Devlet Üniversitelerine;beldede kurulu Fakülte ve MYO öğrenci sayısınca verir,
e- % 10’unu: beldesindeki Yargı, Polis ve TSK’ya;memur kadro sayısınca, öder.
9- Taban fiyat uygulaması, destekleme alımı, vergi iadesi, doğrudan çiftçi destekleme gibi devletin borcunu, bütçe açığını artıran, ekonomik krizi tetikleyen, enflasyonu azdıran, gelir dağılımını adaletsizce bozan, popülist politikalara son verdi. Devleti, Meclisi, Hükümeti; Karar Organı, Yasa Yapıcı, Can, Namus, Mal ve Ülke Dış güvenliğini Koruyucu, Adaleti Sağlayıcı, Üst ve Genel Düzeyde; Yönetici hale getirdi. Devleti patronluktan, memurlarını işadamlığından, para dağıtım görevinden çıkardı. Devlet;üst düzeyde, genel yönetici,Hür Basın yoluyla gözetici, yönlendirici, güven ve umut verici, hedef çizici, güvenlik, barış ve adalet sağlayıcı oldu.
10- Hükümet, mevzuat değişikliğiyle, bakanlık, belediye ve üniversite bütçelerinin; 5 yıllık olarak hazırlanmasını kararlaştırdı. İşçi sendikaları ve işverenlerin, toplu sözleşmeleri; 5 yıllık bir dönem için yapmaları, zorunlu hale getirilerek, çalışma hayatında istikrar ve barış ortamı sağlandı.
11- Merkez Bankası ile Tüm devlet bankalarını ve BDDK gözetimindeki eski batık bankaları, birleştirip; tek banka haline getirdi ve özelleştirerek; SGK, Çalışanlar Sendikası ile TSK, Polis ve Eğitim Vakfına devretti. Cumhuriyet Bankası olarak hizmet vermesini sağladı. Ayrıca kurulu Banka, Menkul değerler hizmeti yürüten Finans kuruluşları ve Sigorta şirketlerinin, sayısını azaltıp, her grubu; 5 rakamında dondurdu. Banka, Finans kuruluşu ve Sigorta şirketlerini; sermayesi, müşteri, işlem sayısı, kredi ve topladığı mevduat hacmi, şube ve personel sayısı ile karlılık- kazanç durumuna göre sıraladı. İlk 4 kuruluş dışındaki banka, finans kuruluşu ve sigorta şirketlerine; “Ya ilk 4’deki kuruluşlarla yada birbirinizle; 3 ay içinde birleşip, tek ve 5’inci kuruluş olursunuz yoksa 3 ay sonunda kapatılacaksınız” uyarı, kararı alındı. Para piyasasını yöneten, yönlendiren kuruluşların, piyasada en güçlüleri kaldı. Yeni bir banka, finans ve sigorta şirketi kurulmasına da izin verilmedi. Türk halkına, 50 milyar euroluk ağır bir yük yükleyen, hileli 25 banka batışı gibi, iflaslara bir daha göz yumulamazdı. Karşılık, eşitlik, güven ve saygı esasına göre, uluslar arası düzeyde hizmet veren, yabancı bankaların, ülkemizde şube açması, bu kuralın dışında ayrı bir konudur. Bilge Hükümeti; iktidara gelişinin ilk haftası içinde; banka mevduatına, kıredilere, borçlara ve müteahhit-yüklenicilere tanınan; devlet garantisini, hemen kaldırdı. İmf ve Dünya bankasıyla yapılmış olan;manda,sömürü,kapitülasyon,tahkim ve borçlanma anlaşmalarına, son verdi.TC Devleti; CMB,Bakanlık ve Kamu kurumları ile Belediyelerin, borçlanmasını yasakladı. Gelire göre harcama yapılması, kuralını getirdi.
12- İşçi ve Memurlara; öğrenim durumları ile Kamu SGK sigorta pirimi yatırılmış, hizmet sürelerine göre; objektif, aylık temel ücret ve yaptıkları işin önemi, zorluğu, tehlikesi, beceri, bilgi,tecrübe, yetenek gerektirmesi ile işverimine, üretim ve hizmet kalitesine, katkı derecesi ve işyerine yararlı hizmetine göre ise adaletli aylık tazminat ödenmesi, sistemi getirildi. Çalışan Sigortalılar ve Emekliler için ortak bir; gösterge puanı cetveli, esas alındı. Aylık ücretler, emeklilik primi ve emekli aylıkları; bu cetveldeki gösterge rakamları ile asgari ücret katsayısı çarpılarak hesaplandı. Tazminat cetveline göre,her personelin,işçinin alacağı puan; özel durum ve işverimi dikkate alınarak, işçi temsilcisi ve işverence; işyerinin durumuna göre,her işçi için ayrı belirlendi.
13- Sigortalı özel sektör işçileri ile memurlara; aylık temel ücretlerinin; çalışmadan, aybaşında(*Ayın birinde!) peşin olarak; 30 tam gün üzerinden verilmesi, sosyal güvenlik primlerinin de (emeklilik ve sağlık), yine 30 tam gün üzerinden, aybaşında peşin kesilerek yatırılması, alınması uygulamasına geçildi. İşçi ve memur tazminatları ise eskiden olduğu gibi,eylemli çalışıldıktan sonraki aybaşı veya ay ortasında ödenmeye devam edildi. Ancak tazminatların,eylemli çalışıldıktan ve tazminata hak kazanılmasından itibaren, ençok bir ay içinde ödenmesi zorunlu hale getirildi. İşverenler, işçinin, sosyal güvenlik primini ( emeklilik ve sağlık); prim kesinti tarihinden itibaren, ençok bir ay içinde, Kamu SGK’nın, banka hesabına yatırmakla zorunlu tutuldu. İşverenden gecikilen her ay için %5 gecikme cezası alındı.Kamu SGK sigorta primleri;Devlet alacağı hükmündedir; İflas ve haciz davalarında, öncelikli alacak olarak, tahsil edilir.
14- a)Hükümet, dış borçları ödedikten sonra, bir daha dış borç almadığı gibi, iç borçları ödeyince; “Devlet;bakanlık,CMB, belediye ve kamu kurumları; tahvil, hazine bonosu çıkararak, TC bankaları ve halk ile yabancı devlet,kuruluş ve bankalardan; TL, döviz, yada kıredi alarak, borçlanamaz” hükmü getirildi. Halkın tasarrufunu, özel sektör; BORSA, yada banka kredileri yoluyla kullanıp; yatırıma, yeni iş sahasına dönüştürdü. b)Ayrıca Türkiyede üretilen bir malın, ithalatı yasaklandı.”YERLİ MALI,YURDUN MALI, HER TC VATANDAŞI;TM KULLANMALI” Sıloganıyla; Yerli malı kullanımı, zorunlu hale getirildi. Yeni,tesis kurulum ve üretim izinleri; yalnızca, ithal edilen mallar ile yurtdışına yarı mamül olarak satılan;maden, ulusal kaynak ve malların; yurtiçinde işlenmesi için verildi.Elma gibi,doğrudan tüketilmeyen;örneğin; demir,bakır,kırom,nikel,uranyum,kurşun,çinko,alüminyum,bor gibi,bir maden ve una dönüşmemiş buğday,pumuk,kereste gibi,bir ürün ve malın, işlenmemiş, hammadde halinde ihracı-dışsatımı yasaklandı.
15- Komşu ülkelerle sınır ticareti geliştirildi. Kısıtlama olmaksızın; her türlü mal, sınır ticareti kapsamına alındı. İkili ticaretin, karşılıklı ülke milli paraları ve Bankacılık sistemi yoluyla, yada mal değişimi- takas-trampa şeklinde yapılması,kuralı kondu. Türk Cumhuriyetleri ve Komşu ülke vatandaşları için vize alma zorunluluğu kaldırıldı. Oturma, çalışma ve eğitim izni süresi; 1 yıl, 5 ve 10 yıl olarak yeniden düzenlendi. Pasaportlara;1, 5 ve 10 yıllık, geçerlilik süresi tanındı. Ekonomik ve kültürel ilişkilerin artması, ülke halkları arasında dostluk ve barışı canlandırdı.
16- MKE Kurumu fabrikaları ile Aselsan, THY, Tusaş,Tüpraş, TPAO, Telekom, Petkim ve Demir Çelik gibi,Ülke için hayati önem taşıyan tesisler; SGK, Çalışanlar Sendikası ile TSK, Polis ve Eğitim Vakfına devredildi. Ancak TSK ve diğer Yönetim kurulu üyelerine; bu işletmeleri satmayı ve yabancılarla ortaklığı yasakladı. Kamu hisselerinin ençok % 30’u; BORSA da Halka arzedilebilir.Bu şirketler,heryıl, vergi sonu, net kazancının % 50’sini, ortaklarına; hisseleri oranında,eşit olarak öder.Ancak, bu şirketlerin, BORSA’da satılan hisse senetlerini, elinde bulunduran;TC Vatandaşı ve Türk Şirketleri ile bankalar ve yabancılar;bu şirketlerin yönetim kurulunda, yer alamaz ve temsil edilemez. Sadece, hisseleri oranında karpayı alırlar.
E-Yerel Yönetimle İlgili Düzenlemeler:
1- Mülki İdare Bölümü Kurulmasına İlişkin, Objektif Şartlar:
Bir yerleşim birimi veya ünitesinin, bağlı mahalle,semt ve köyleri ile birlikte sahip bulunduğu, kendine kayıtlı vatandaş nüfusu;
a- 20 bin -100 bin arası olmadıkça: Belde yapılamaz,
b- 50 bin -500 bin arası olmadıkça: İlçe yapılamaz.
c- 100 bin – 700 bin arası olmadıkça: İl yapılamaz.
2- Bir yerleşim biriminin, mülki idare nüfusu belirlenirken; o yer nüfus idaresinin, nüfus kütüklerinde kayıtlı ve yaşayan TC vatandaşı sayısı esas alınır. Bu objektif,mülki idare nüfus durumunu; o yerleşim birimi nüfusuna kayıtlı kişilerin; çalışma veya eğitim amacıyla, başka şehir yada ülkeye gitmesi, değiştirmez ve bu husus,hesaplamada dikkate alınmaz.
3- Ayrıca, bir yerleşim ünitesinin; bir belediye tüzel kişisi olabilmesi için; en yakın belediye ile arasında en az 50 km uzaklığın bulunması şarttır.
4- Belediye Mülki-Mülkleri-Taşınmazları Sınırı:Bir belediye, mülki sınırı,diğer bir belediyenin, mülki sınırına kadar, devam eder.İki belediye, mülki sınırları arasında, boşluk bulunmaz. Bir Belediye sınırı,diğer bir belediye sınırıyla birleşerek, paralel devam eder.
a- İki belediye arasındaki sınır; kolay değişmeyen, kalıcı, herkesçe bilinip kabul görecek, coğrafi unsurlar esas alınarak, belirlenir. Sınır; mümkünse, dağların alpin sırtlarından, dere yataklarından, vadi ve kanyon başlama çizgilerinden, deniz, göl, baraj, pınar ve akarsuların kıyı çizgilerinden geçirilip, çekilir. Bu tür coğrafi ölçeklere sahip olmayan yerlerde; toprağın rengi, orman örtüsü, demiryolu, karayolu hattı gibi belirleyici unsurlar ölçü alınır. Bu sayılanlara sahip olmayan yerlerde sınır;doksan derecelik,bir düz hat olarak çekilir. Akarsu, kanyon-vadi,göl, gölet, köprü, orman, demiryolu ve karayolları sınır olarak belirlendiğinde; buraları esas ve tam olarak; kullanan, bakımını yapan, hangi yerleşim birimi ise, bu yerler o yerleşim bölgesine bırakılır. Örneğin sınır; akarsuyun başladığı kıyı kenar çizgisinden devam ederse, su tamamen karşı tarafta kalır. Akarsu,Baraj,gölet,göl ve deniz koyu; bunlardan esas olarak yararlanan, kullanan, yerleşim birimi, mülki sınırı içine dahil edilir.Bu yapılamazsa:Akarsuyun, barajın, göletin, gölün veya deniz koyunun, ortasından; dik bir, hayali sınır çizgisi çekilerek, su iki eşit parçaya ayrılıp, iki tarafa adaletli bölüştürülür.
b- Kış gelip, kar yağınca; karla mücadele yapılmaz. Yol; kar, doğal olarak eriyip, açılınca kullanılır. İl ve İlçeden; belde, köy, mahalle, kom,mezra,oba, yayla ve çifliğe olan, ulaşım yolları açılmaz. Sadece iller, bölgeler arası ana yollar, tırafiğe açık tutulur. Halk; kışlık ihtiyacı olan;un, tuz, şeker gibi gıda ve beslediği hayvanların;yem, ot, saman ihtiyacını, yazdan, güzden karşılar. Kış şartlarının, ağır geçtiği bölgelerde yaşayan, Aileler; çocuklarının doğumunu; Mayıs- Ekim dönemine, ayarlar. Gebelik dönemi;binlerce yıldır,hiç değişmeden, dünyanın heryerinde olduğu gibi, Türkiyenin her bölgesinde 9 aydır! Acil ve ağır hastalar, yolun ulaşıma kapalı olduğu kış döneminde; Askeriye ve Polise ait helikopter anbulansla, hastanelere götürülür.
c- Köylerde, belediye mülki sınırı içine alınıp; merkezdeki mahalle ve semtlerle aynı statüye kavuşturuldu. Belediyeler, merkeze bağlı mahalle ve semtlerde olduğu gibi, aynı biçimde ve eşit şekilde, köylerede hizmet götürmeye başladı. Köylerinde belediyelere bağlanmasıyla; bir belediye mülki arazi sınırı; diğer bir belediye mülki arazi sınırına kadar, devam eder oldu. Şehir sınırı ise; belediyenin kurulu bulunduğu,merkezi yerleşim birimindeki ev ve işyerlerinin kapladığı, meskun alan ve son binalar içine alınarak; çizilen dairenin, dış kenar kıyı çizgisi kabul edildi. Belediye sınırı ile ilçe sınırı birleştirilip, ilçe imar pilanı, bir bütün olarak ele alındı ve böylece çarpık,kacak,sağlıksız yapılaşma önlendi.
5- Belediye Meclisi:
a- İl özel ve ilçe özel idare müdürlükleri ile il genel meclisi ve il daimi encümenleri; belediyelere bağlanıp, belediye meclisi ile birleştirilip kaldırıldı. Görevini belediyeler yürüttü. Bina, arsa, araç gereç ve personeli belediyelere devredildi.
b- Belediye meclis üyeleri; tümüyle mahalle ve köy muhtarlarından oluşturuldu. Gereksiz olduğundan Belediye Encümenleri kaldırıldı. Encümenin görevi, belediye şube müdürlerine verildi. Belediye, başkanlık uzmanı ile şube müdürleride; Belediye Meclisinin, danışman üyesi oldu.
c- Büyük Şehir Belediyeleri ve Meclisleri kaldırıldı. Görev ve yetkileri, il, ilçe ve belde belediyelerine verildi.
6- Yeni düzenlemeyle belediye mülki sınırı; bir belde yada ilçenin, köyleriyle birlikte tüm ünitelerini, arazilerini, dağ, mera ve tarlalarını kapsayacağından, belediyeler; yerleşim birimlerinin tümünü göz önüne alarak, imar ve şehir planları yapar. Yerleşim-konut, işyeri, okul, sipor bölgesini, tarım, sanayi, su havzası, milli park gibi kullanım ve koruma bölgelerini, alanlarını belirler. Tarım arazisine; fabrika, ev kurdurmaz. Su havzasına, ormana, akarsu, göl kenarına, sit alanına, yol kenarına, şehir çöplüğüne, dere içine ve sel yatağına, işyeri, konut, gecekondu yaptırmaz.
7- Devleti küçültüp, hantallıktan, sırtındaki kamburdan, bürokratik şekilcilik ve kırtasiyecilikten kurtarıp, güçlendirerek;asli ve temel görevlerini;yerinde, zamanında, gereğince yapmasını sağlamak için; il, ilçe ve beldelerdeki kamu kurumları; askeriye, yargı, polis, üniversite ve temel eğitim okulları hariç, belediyelere bağlandı. Bakanlıkların il, ilçe ve beldelerle yazışma ve onay verme sistemi, kaldırılıp;ulusal haklar,hukukun üstünlüğü, kamuoyu, kamu yararı, yerinden yönetim ilkeleri ile yerindelik ve yetki genişliği sistemine geçildi.
8- Taşınmaz mal hukuku, yeniden düzenlenerek, Tarım Reformu gerçekleştirildi:Parselasyon yoluyla; arsaların 1000 m2 (bir dönüm-1 dekar), sulanabilir tarlanın 500 dönüm, kıraç arazilerin ise 1000 dönümden daha küçük parçalara,bölünmesi;yasaklanıp önlendi.Tarım reformuyla; çiftçilik yapacak kişinin, bu işi meslek edinip,gerekli tarım aletlerinin alımıyla,geçimini sağlayabileceği, arazi büyüklüğü sağlanmış oldu. Ayrıca tarım bölgesinde, fabrika, ev gibi yapılaşmada yasaklandı. Bu yasa değişikliğinden önce, daha küçük parçalara bölünen; arsa, tarla ve araziler; Belediyelerce; doğrudan birleştirilip, bu ölçeklere çıkarıldı.
9- a)Bir arsanın; en çok üçtebirine, konut yada işyeri yapma izni verildi. İkinci üçtebirlik bölüm, yeşil alan, park bahçe olarak düzenlettirildi.Son üçtebirlik kısım ise açık veya kapalı otoparka ayrıldı.İşyeri ve Konut arsalarının,çevresine;taş,demir,beton,tel vb malzemeden, duvar yaptırılması yasaklandı.İsteyen,arsa sınırına; ağaç ve çiçek dikebilir veya bina ile sokak,cadde kaldırımı arasındaki;boş arsasını;otopark olarak kullanabilir. Cadde ve sokaklara, park yasağı getirildi. Beton yığınına dönüşen, şehir merkezlerine; yeni bina, yapım izni verilmedi. Belediye; yeni işyerleri, konut yerleri, fabrika ve sanayi alanlarını belirledi. Buralara yol, raylı toplu ulaşım- metro, su, elektrik, kanalizasyon gibi; altyapı hizmetlerini götürdü. Şehir merkezindeki eskiyen,konut ve işyeri binalarına;onarım izni verilmedi, yıktırılıp, arsaları; otopark ve yeşil alana dönüştürüldü.
b) Bitişik nizam bina yapılamaz. Konutlar; ençok 3 katlı, her katta; 3 cepheli, 2 daire ve bahçeli, otoparklı olarak pilanlanıp yapılır. İki bina arasında; enaz 5+5=10 m ile 20 metre, karşılıklı, yanyana veya sırt sırta; ara, boşluk, mesafe bırakılır. Sokak;10-20 m, Cadde; 20-50m, Bulvar ise 50-100 metreden az, genişlikte pilanlanıp düzenlenemez.
10- Türkiye’nin, kadastrosuz, Tapusuz (Taşınmaz Kullanım Ve İşletim İzin, Kira Belgesiz); il, ilçe ve beldelerinin, kadastro ve tapulama işlemleri; özel sektöre verilerek tamamlattırıldı. Havadan uçak ve helikopterle,uyduyla film çekimi yapılarak; Kadastro geçmeyen, haritaya, imara bağlanmayan, yerleşim ünitesi, bina, arsa, tarla ve arazi kalmadı.
11- Eski Türklerde, Selçuklularda ve 1856 yılına kadar, Osmanlı Devletinde; “MÜLK ALLAHINDI” ve Taşınmazlarda; özel mülkiyet yoktu! Osmanlı Devleti, İngiliz ve Fıransızların oyununa gelerek;1850-1853 arası,Rusyaya karşı Kırım savaşını açtı. Ancak,satın alınan silahlar;menzili kısa,çapsız,yetersiz,etkisiz olduğundan, savaşta başarı sağlayamadı ve ekonomik kırize girdi. İngilizler, Kıprısta askeri ÜS verilmesi karşılığı, 1854’ te Osmanlıya borç verdiler. Osmanlı 2 yıl sonra, vadesi gelen borcunu, ödeyemedi. Avrupalılar, baskıyla taşınmazda özel mülkiyeti çıkarttı ve taşınmazları satarak, gelir elde edebileceği, kakma aklını verdi. Aslında durum farklıydı: Abd, Kanada, Avusturalya ve Fıransaya göçeden; Ermeni, Rum ve Yahudiler; geleceği düşünerek, Osmanlıda bir mülk bağı, bırakmak! Bankalarda; kıredi verdiklerinde,paralarını kurtarmak için kefil yerine, kalıcı,garanti teminat olarak, taşınmaz istiyordu? Devleti yönetenler, geçmişten ders almadı ve 1954 yılında; TC Devletine, yine borç para aldırmaya başladı! Yıl 2002;Borç;220 mr $. (*yıl 2020:TC Devleti Borcu;500mr $ geçti). Devlet garantili,özel sektör dış kıredi ve borçlarıyla; TC’nin toplam borcu ise ödenemez miktarlara ulaştı. Borçlar; devletin,ekonomik istikrar,egemenlik, itibar ve bağımsızlığını yitirmesine! Özel Mülkiyet fitnesi;gelir dağılımı adeleti,barış,huzur,yeşil ve düzenli şehirciliğin ölmesine! İl özel idare,Büyük şehir belediyesi ve bunun sonucu; belediye ve köy ayrımı ise çarpık şehirleşme,gecekondulaşma,betonlaşmaya ve suçlarda artışa neden oldu. Bilge Kağan; cesaretle bu kördüğüm olmuş sorunun, üzerine gidip, kesin çözüm getirdi.
12-Mal Edinim, Kullanım, İşletme ve Miras Hakkı:
a)TC Devleti sınırları içindeki; bina(konut ve işyeri), arsa, tarla, arazi, dağ, yayla, maden, akarsu, göl, deniz gibi taşınmazlar; ek bir karar alınıp, işlem yapılıp veya para ödenmeksizin, doğrudan Devlet malı olup, Devlet adına Belediyelerin hüküm ve tasarrufu altındadır.
b)Gerçek ve tüzel kişiler ile yabancılara ait, TC Devletince düzenlenen Tapu belgeleri; Belediye ile yapılan, Kira Sözleşmesi hükmündedir. Kişi ve yabancılara; ek bir işleme gerek kalmadan, kullanmakta olduğu bu yere; 40 yıl süreyle ücretsiz tasarruf; kullanım hak ve işletim yetkisi sağlar. Bu süre bitiminde Belediye, bu yeri, gerektiği şekilde kullanır. Kiraya verecekse, önceki kiracıya ihalesiz teklif etmek zorundadır.Taşınmazlarla ilgili anlaşmazlıklar için Yargıya başvurulamaz,itiraz edilemez.İlgililer, Belediye ve Meclise gider.
c)Belediye; Konut veya işyeri yapmak isteyen, gerçek ve tüzel kişilere, müteahhitlere; 40 yıllığına, zemin etüdü yaptırılmış,yol,metro,su,atıksu,arıtma,yeşil alan, elektrik gibi,tüm altyapısı hazır; 2, 5, 10, 20 dönümlük, arsa parsellerini kiralar. Bina yaptıran, yada yükleniciden, belediye tapu idaresi aracılığıyla,kullanım,işletim hakkını satın alıp,kiralayan; 40 yıl süreyle, belediyeye hiçbir kira ödemeksizin, oturur,kullanır, işletir.İsterse,daha sonra,yeni bir sözleşmeyle kiralayıp,kira ödeyerek kullanır.
d)Kiracılar, Belediyeden ücret karşılığı kiraladığı taşınmazın; bina yapım, elektrik, su, kanalizasyon gibi kullanım, işletim, bakım ve onarım giderlerini, kendileri karşılar.
e-1)MİRAS:Türk Hukukunda mirasçılar; yalnızca eş ve çocuklardır.Bir TC Vatandaşı öldüğünde, eşi veya çocuğu yoksa, mirası Belediyeye kalır.
2)Bina(*Miras bırakanın;40 yıl süreli,kullanım,işletim hakkı;mirasçının isteği ve Belediyenin onayıyla, devreder!) , arsa, tarla ve arazi gibi taşınmazlar, eş ve çocuklara miras kalmaz. Türkiyede, Türk Hukukunda, taşınmaz üzerinde, özel mülkiyet hakkı yoktur. Taşınmazlar; Kamu-Devlet malı olup, Tüm Halka aittir. Toplum yararına uygun kullanılır. TC Devleti kurulmadan, 1923 öncesi, Selçuklu ve Osmanlı yönetimince düzenlenen, tapu ve fermanlar; geçersizdir, asla kabul edilmez.
3)Miras Malları: Bankadaki para, hisse senedi, altın, mücevher, antika tablo ile taşıt araçları, ev eşyası, ticaret, sanayi ve iş makineleri, mal, malzeme ile inek, koyun, keçi gibi canlı hayvanlardır. Mirasçılar, miras mallarını, uzlaşarak bölüşemezse, birinin başvurusu üzerine, Yargı organınca paylaştırılır.
F-Yargı Sistemine İlişkin Düzenlemeler:
1- Yargı Reformu gerçekleştirilerek,Yargının; hızlı ve etkin çalışması, doğru ve adaletli karar vermesi, caydırıcı olması sağlandı. Eskiden Taşınmaz davaları;30-40 yıl, Danıştay cinayeti davası;14 yıl, İş kazası tazminat davası 18 yıl,Boşanma davası ise yargıtay onayıyla 11 yıl sürmekteydi! Gecikmiş Adalet,Adaletin Çöküşüdür!
2- Eski,Anayasa,Yargıtay, Danıştay, Vergi ve İdare Mahkemelerinin, yargılama biçimi; Adli Yargıda uygulamaya konuldu.
3- Davacı, davalı, şikayetçi, sanık,şüpheli, tanık ve bilirkişi gibi, davada taraf olanların ifadelerinin; yalnız olarak, varsa Avukatları, yoksa Savcılarca ve yeminli olarak alınması, yöntemi getirildi. Yine davacı,şikayetçi,davalı ve sanığa;Soruşturma, kovuşturma ve yargılamada; en çok iki Avukatla temsil edilme sınırı ve yine ençok 2 tanık gösterme, hakkı tanındı. Dava tarafları böylece; tanık sayısına sınırlama getirildiğinden, gösterecekleri tanıkları; dava konusunu en iyi bilen ve olayı en iyi anlatacak olanlardan, seçmek zorunda kaldı. Buda, davanın hızlı görülmesine olumlu katkı yaptı. Yeni Sistemde, Polisin Asli ve Öncelikli Görevi; Can, Namus, Mal Güvenliğini sağlamak, Suç işlenmesini önlemek. Suç işlenince ise suç delillerini toplama, suçluyu yakalama, parmakizi ve ifade almada, Savcıya yardımcı olmaktadır.
4- Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare ve Büyük Şehir Belediye Teşkilatları ile Karayolları, DSİ, Köy Hizmetleri, Orman, Tarım vb il ve ilçedeki Bakanlıklara bağlı, taşra müdürlükleri kaldırıldı. Görev,yetki,personel,bina ve mal varlıkları; İl, İlçe ve Belde Belediyeleri, yürütümüne verildi.
5- Kuruluşundan beri, Devlete yük, ancak halka hiçbir yararı olmayan, askeri darbelerden, kaçakçılık, mafya, dhkpc,asala,pkk,kck,ışıd,daeş gibi örgütlerden hiçbir haberi olmayan,terör olayı ve kaçakçılık haberlerini: Gazete haberlerinden öğrenen; Mit; Emniyet Genel Müdürlüğüne, bağlanıp kaldırıldı. Şehir,kırsal alan,köy ayrımı yapılmaksızın,Tüm Türkiyede;İstihbarat ile Güvenlik Görev ve yetkisi, Polise verildi.İl,ilçe ve beldelerdeki Jandarma teşkilatı kaldırıldı. Subay ve Askerler; TSK’ya döndü! Jandarma adı;Kara Sınır Güvenlik Komutanlığı, Görevi ise TC Devletinin, Kara sınır güvenliğini korumak oldu. İl, ilçe ve beldelerdeki polisler ve polis teşkilatı; yönetim ve görev açısından; Cumhuriyet Savcılığına bağlandı.
6- Savcı; adli başvuruyu kabul edip, inceleme, soruşturma ve kovuşturmayı; ençok 30 gün içinde tamamlayıp ya mahkemede dava açar, yada takipsizlik kararı verip, başvuruyu reddeder.
7- Hakim, davaya; dosya üzerinden bakar ve dosyadaki bilgi, delil-kanıt ve belgelere göre, kararını verir. Hakim, gerek görürse, savcıdan; ek ifade, bilirkişi raporu, olayyeri keşif raporu veya belge ister.Ancak kendisi; doğrudan ifade alamaz, olay yeri keşfi yapamaz ve dava taraflarını görüp, dinleyemez. Bu sistemde yargıç, objektif olarak karar vermektedir. Hakim, dava dosyasını; savcılığın kendisine göndermesinden itibaren, ençok 3 ay içinde; inceleyip, karara bağlamak ve kararını;bilgisayar ortamında yazıp, tebliğ için;ya Adliyenin internet sayfasına göndermek,yada Adliye yazı işlerine elden teslim etmek zorundadır. Hakim, dava dosyasını görüşmeyi, en çok iki defa erteler ve erteleme süresi de bir ayı geçemez.
8- Suç olayını gerçekleştiren belli ise, suçlular yakalanamamış olsa bile, suç durumuna göre, yokluklarında yargılamaları yapılıp, karar verilir.Karar;internet veya basın yoluyla tebliğ edilir. Kaçak sanık,avukat tutup, kendini yargıda temsil ettirebilir. Tutuklu yargılama durumu hariç,avukat tutanlar;polise ve savcılığa çağrılıp, götürülemez,dava,sorgu,soruşturma,kovuşturma ve yargılama için gitmeleri gerekmez.
9- Suçu, olay yerini belirlemeye, delilleri toplama ve ispata yarayan; resim, film, telefon dinleme, gizli kamera, cd-bellek, kıl, parmak izi, kan, gen, disket gibi, tüm yazılı, sesli ve görüntülü materyaller; yargılamada tanık gibi, birinci derecede delil olarak kabul edilir. Kadın istemedikçe, bekaret kontrolü yaptırılamaz. Belge, bilgi ve deliller, gerçek ve dava için önemliyse, davada kullanılır, nasıl elde edildiği önemli değildir.
10- CMUK’ta yapılan bir değişiklikle; sadece hırsızlık, cinayet, terör, kapkaç, kaçakçılık, dolandırıcılık, kumar, fuhuş, namusa tecavüz gibi, bir suç işleyen; TC Devleti ile TC Kanunlarını tanımayan, TC Vatandaşlarına saygısızlık yapan; şüpheli,sanık ve suçlulara tanınan; kendilerini savunması için devletçe ücretsiz avukat görevlendirme uygulaması ile zanlıların doktor kontrolünden geçirilme formalitesi; yargılamayı uzattığı, mağduru devletten soğuttuğu ve eşitliğe aykırı olduğu için kaldırıldı. Herkes olayı, olduğu gibi anlatıp, yaptığının sonucuna katlatmalıdır.
11- Temyiz-inceleme için kendilerine gönderilen veya açılan dava dosyalarını; 3, 5, 10, 15,hatta taşınmaz davalarında 40 yıl gibi çok uzun sürelerde;sözde görüşüp, karara bağlayarak; adaleti geciktiren, dava taraflarını mağdur edip, devletten soğutan, görevini gereğince ve zamanında yapmayan; Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ile Bölge İdare ve Vergi Mahkemeleri, kaldırılır. Bunların görevini, il ve ilçe Hukuk ve Ceza mahkemeleri ile Temyiz yargıçları yürütür. TC Devleti Ülkesinde; Hukuk ve Ceza Mahkemesi dışında, başka bir mahkeme kurulamaz. Bütün davalara, bu iki mahkeme bakar.
12- C.Savcısı veya Dava tarafları;Mahkeme kararına;tepliğ tarihinden itibaren, ençok 10 gün içinde, gerekçeli olarak itiraz eder. O yer mahkemesinde görevli Temyiz yargıcı; itiraz dilekçesi ve mahkeme kararını, dava dosyasına göre inceler: ya mahkeme kararını onaylar ve davaya ilişkin verilen karar kesinleşir, yada gerekçe gösterip, yeniden görüşülmek üzere ve ençok 10 gün içinde, ilgili mahkeme hakimine geri gönderir. Hakim, temyiz gerekçesini dikkate alarak, dava dosyasını, ikinci kez görüşüp, en çok 10 gün içinde kararını verip,bilgisayarda yazar.CD-Belleğe aldığı Kesin Kararını;Adliyeye elden teslim eder,veya Mahkemenin internet hesabına e-maille gönderir. Yargı kararları, Yazı işlerince; en çok 10 gün içinde, dava taraflarına veya avukatlarına tebliğ edilir.Adresi bilinmeyen sanıklar ve dava taraflarına; mahkeme kararları; Yargının internetteki Adalet sayfasından duyurularak, tebliğ edilmiş sayılır.
13- Savcıların, takipsizlik kararına karşı, dava tarafları; ilgili mahkeme hakimliğine, gerekçeli şekilde itiraz edebilir.
14- Yargıya açılacak dava dilekçeleri ile savcı, hakim ve temyiz yargıçlarının; vereceği kararları yazmak için; basılı, standart form dilekçe ve karar evrakları kullanılır. Bu basılı form evraklarını ve bunla ilgili bilgisayar yazılım puroğramını.Bakanlık hazırlatır.
15- Siyasi partilere yapılmakta olan devlet yardımı kaldırıldı. Milletin, hizmet üretin diye verdiği verginin; sahte fatura, naylon belgelerle hırsızlanıp, Ayvalıkta yalı, çiftlik, Ankarada kat, mersedes, gemi, abd de ev alımı yoluyla, yokedilmesi önlendi!
16- Görev, yetki ve sorumluluk; TBMM ve Hükümete verilmiştir. Araştırır, akledip düşünür, doğru kararı verir ve halkta bunu değerlendirir. Halk oylaması- Referandum yapılıp; Halka eziyet edilemez,zamanı çalınıp, boşyere milli servet sokağa atılamaz. Özel kuruluş,Üniversite ve Basın; Anket, Kamuoyu yoklama,araştırması yaptırabilir.
17- Yargı reformuyla, mahkemelerin görev ve yetkileri, yeniden belirlendi. Yargı; Kanunlara aykırı davranıp, suç işleyenlerin cezalandırılması ile kişiler arası hukuksal,ekonomik anlaşmazlıkları çözüp, Adaleti sağlamakla görevlendirildi. Devletin, Hükümetin, İdarenin, Belediyenin, Kamu kurumlarının; Karar, atama, iş, işlem, eylem, hizmet ve harcamaları; Kuvvetler Ayrılığı ilkesi gereği;Yargı yetki ve görevi dışında bırakıldı. Taşınmaz ve Sınır anlaşmazlıklarının çözümünde, kamu kurumları ile meclisler yetkilendirilip görevlendirildi. Devlet memurlarının, görev yürütürken verdiği, zararlara karşı, Tazminat; İdareden istenir, Yargıya başvurulamaz. Asker, Polis ve Yargıçlara tanınan; vesayet, sınırsız,denetimsiz yetki; keyfiliğe, adaletsizliğe yolaçar.Hukukun üstünlüğü,yasallık,yargı bağımsızlığı ile kişiler arası yargıç tarafsızlığı, konusu farklıdır.
18- Bir hukuki olay veya suç, nerede meydana gelmiş, işlenmişse, yargılamada;Yer esası ilkesince; o yerin adliyesince yapılır.
ALTINCI BÖLÜM
A- Bilge Kağan Göktürk’ün, Devlet Başkanı olarak, TBMM’de yemin töreni sonrası yaptığı ilk konuşma:
1- TC Devletinin kuruluşundan bu yana, başa geçen 60 hükümet(*1.1.2016 tarihi itibariyle; 64.cü Hükümet iktidar ve 26 MV Seçimi yapılmış?) olanı olduğu gibi koruma, günlük işleri yürütme dışında, farklı hiçbir hizmet üretmeyip, yeni bir sorun çıkarmayıp,görev süresince sadece, Türkiye’nin bir sorununu çözseydi; şu an Türkiye’nin 60 sorunu çözülmüş olurdu! Bir vatandaş olarak, Türk Halkını uyarıyorum; ülkeyi yönetecek siyasileri seçerken; oy vereceğiniz adayların; Köroğlu, yada Keloğlan’a benzerliğine bakıp, bu ölçüye göre, tercih yapma yanlışlığına düşülmesin? Böyle kişiler, iktidara gelince;eleştirdiği hükümetler gibi davranıp, kendine oy veren halkı, unutmuştur! Dönüp geriye bakılırsa; Halk;yalanla aldatılıp,boş vaatlerle oyalanıp, yasaklarla ezilip, yolsuzluklarla yoksullaştırırken, halka hizmet makamlarına seçilenlerin çoğunun,zenginleştiği görülür.Ülkeyi yönetenlerin israfına,saçıp savurmasına; toplanan vergiler yetmediğinden;1954 yılından beri;220+330(*2002-2021)=550 mr $ borç yapmıştır. Bu nedenle seçmenin;ulusal irade,iktidar gücü, namus,şeref bileceği, oyunu; verirken, çok iyi düşünmesi; adayın, ailesine, geçmişine,yaptıklarına,neyi başardığına, bakması gerekir. Kutlu bir emanet, ülkenin,ailesinin geleceği,sağlam bir bankanın, ciro edilmiş para çeki gibi olan, oyunu kullanırken; ilkeli, bilinçli, tutarlı, kararlı,çok boyutlu ve ileri görüşlü, davranması gerekir.
2- TC Devletinin kurucusu Atatürk’ün; “Sovyetler birliği bir gün dağılacak; hazırlık yapın, bağımsızlığını kazanacak Türk Cumhuriyetleriyle; kültürel ve ekonomik ilişki kurup,ayakları üzerinde durmalarına yardımcı olun.Onlar büyüyüp güçlenirse,ilerde karşılaşacağınız zor günlerinizde,size destek olur…”
Uyarısını; malesef, şekilci, vizyonsuz ve istismarcı bürokratlar, hiç dikkate almadılar. 1991 yılında bağımsız olan, 5 yeni Türk Cumhuriyetiyle; içten, güvenli, saygılı, cesur, dürüst, eşit, samimi ve dostluğa dayalı ilişkiler kurulmadı. Verilen sözlerin çoğu tutulmadı. Türkiye’ye ilişkin olumlu beklentileri, Turkuvaz renkli umutları; soldurulup, karartıldı gitti! Ayrıca Rusya ile İran devleti ve halkıylada, abd yönlendirmesi sonucu; dostane ilişkiler kurulmadı. Bavul ticaretinde ufuksuz esnaf; kalitesiz malları, pahalı sattılar. Halklar birbiriyle görüştürülüp kaynaştırılmadı. Dolar ve yuroya tanınan haklar; yeni Türk Cumhuriyetleri ile Rusya, İran ve Müslüman Arap devletlerinin, Paralarına tanınmadı! Buğdayı, pirinci, eti,samanı; Abd ve Ab’den aldık. Komşularla barışçı, silah yarışsız, askeri tatbikatsız, ikili,eşitlik,güven ve saygıya dayalı, karşılıklı ülke ulusal paralarıyla; serbest ticaret ve vizesiz turizm hareketine fırsat tanısaydık; ne bölgenin en kalabalık ordusuna, sahip olmamız gerekir. Ne yatırımlara harcayacağımız bütçenin, önemli bölümünü, iç ve dış güvenliğe ayırmamız, ne pkk ile mücadele eder görünüp(*1978-2016 döneminde)500 milyar abd dolarını,dağlara, kaçakçılara saçıp borçlanmamız, nede ab kapısında; biz ahmakları, içeri kabul edin diye, ağıt yakmamız, nede ab’ye -GeBe olduk diye,gündüz Ankarada Havai Fişek fırlatarak sevinmemiz, gerekirdi!.
3- “Değerli milletvekilleri, basın mensupları ve 1944-1954 yılından buyana, oyalanıp aldatılan, Türk Milleti;Sizlerin,birliktelik,güven ve desteğiyle;engeç 3 yıl içinde yıllık enflasyonu %5’in altına düşüremezsem! Ticarette Milli paraya,Dövizde Sabit kur sistemine geçip,TL’yi;Euro ve Abd doları ile eşit hale getiremezsem!Tarımsal üretim ve Sanayinin;ilerleyip, gelişmesi önündeki engelleri kaldırıp,Siyasi ve Ekonomik İstikrarı sağlayarak;Türkiyeyi;Borçsuz, Dış Ticaret dengesini sağlamış,Denk Bütçeli, Dünyanın, kendi kendine yeterli;10 Ekomomisinden biri yapamazsam! Türk Cumhuriyetleri ile Rusya, Çin, İran, Pakistan,Hindistan,İslam Ülkeleri, Arap devletleri ve komşu ülkelerle olan,dış ticareti;%70’ler seviyesine çıkaramazsam! Ayrıca,pkk,ışıd, daeş gibi terör örgütlerini yokedip,Ülkede; Can,Namus ve Alınteri mal güvenliğini sağlayamazsam;görevimden istifa edip, siyasi hayattan çekileceğim”; Sözünü,ilk gün vermiştim! Ulusumuza sözverdiğimiz ve Dava Arkadaşlarımızla birlikte çizdiğimiz, Türke Hizmet Purojesini;Allahın lütfu; Sizlerin desteği, bilim ve teknik insanlarının, aydınların; yol göstericiliği ile şükür, gerçekleştirdik!İnanıp,isteyince;Biz, neden başarılı olup, kalkınmayalım? Türk Halkının; Almanya, Fıransa, İsviçre, İngiltere,Belçika, İsveç halklarından; bir geriliği, eksiğimi var? Avrupa ülkelerinin yıllık enflasyonu, %1 ile %3 arası.Bu ülkelerde banka,tahvil,yıllık faiz oranıda; % 0.25 ile % 3 arası! Devlet, gelir durumuna göre, harcayıp, borçlanmaz ve halk, akıllı, tutumlu,dürüst davranıp, pilanlı çalışır,işini, görevini; yerinde, zamanında, gereğince yaparsa; Türkiye’nin, gelişmiş; 10 ülkeden biri olmaması için bir neden var mı? 1923’te kurulan, TC Devleti; 1954, hatta 1968’lere kadar; Terörsüz,Borçsuz,Tırafik Canavarsız, Eflasyonsuz, Tarım, Hayvancılık ve günlük kullanılan, sanayi malı üretiminde,Ekonomik olarak, kendi kendine yeterli on devletten biriydi!
B- Devletin Borç Batağından Kurtarılması:
1- a)Bilge, iktidara geldikten sonra; işçi, memur, işveren ve diğer halk kesimleriyle; dürüstlük, içtenlik,cesaret, şeffaflık ve açıklığa dayalı, çok iyi bir iletişim kurmuş. Her şeyi, kimseye göbek bağı olmadan, cesaretle, açık olarak anlatmış. Fedakarlığa en üstten, devlet başkanının, millet vekillerinin, bakanların; aylık kıyak ücret ve emekli maaşlarını azaltarak, devlet başkanı, bakanlar dahil, tüm kamu görevlilerinin kullandığı; uçak ve helikopter ile mersedes, bmw gibi yabancı marka,makam arabalarını; satıp, gereken kurumlara; Türkiye’de üretilen; yerli hizmet aracı alarak, veya kiralayarak; sayıları 10 bini geçen makam aracı tanımını, hizmet aracı şekline ve sayısını da yalnızca 10’a, düşürerek değişime, temizliğe, yeniliğe, pınarın gözünden başladı. Asgari ücretlinin 20 katı olan milletvekili aylık maaşını, asgari ücretin 4 katını geçmeyecek şekilde yeniden düzenledi.
b)Devlet Başkanı ve bakan gibi üst düzey kamu görevlilerine verilmekte olan,
koruma polisi uygulaması kaldırıldı. Korkak, ötlek,çekingen,evhamlı,takıntılı, kibirli kişiler, bu görevlere gelmesin!
c) Kamu görevini; zengin olma, beceriksiz ve tembelleri rehabilite etme, insanlara hükmetme makamından çıkarıp; insana hizmet aracı, TAE gibi kutlu, onursal bir,Vatana ve Millete hizmet görevi haline getirdi. Kamu görevlerini; tıpkı padişahlık, saltanat, diktatörlük gibi, hep aynı kişilerin, ölünceye dek yürütmesini, eşitliğe ve akla aykırı görüp, yenilikte, değişimde ferahlık olduğunu. Birinin göremediği yanlışı, bir başkasının görüp,soruna;kalıcı,gerçekçi çözüm bulabileceği. Yanlışı yapanın, genelde hatasını kabul etmeyip, yanlışta ısrar ettiğini, sorunu çözmeyip, kronikleştirdiğini, zarar görenin sonuçta hep Türk Halkı olduğunu, acıda olsa anladı ve Halka anlattı. Bu nedenle seçilmiş ve istisnai kamu görev süresinin, 5 yılla sınırlandırılması gerektiğini ısrarla vurguladı. Kişiler, marifeti varsa! Hiçte kısa olmayan, bu 5 yıl içinde gösterip, Türk halkına hizmet etsinler.
2- a)Bilge, hükümeti kurduktan sonra hiç borç almadı. Ortalık Asya, Atayurt Türkistan dışında, bir batı ülkesini gezmeye gitmedi. Sorumsuz,bilinçsiz, ilkesiz, emperyalizmin işbirlikçisi, ufuksuz yöneticilerin; yabancılardan sözde aldığı, ancak Türkiyeye getirilip hiç kullanılmayan, yüksek faizli borçları; halkın güvenini kazanarak, Tıpkı Osmanlı gibi, TC Devletinide yıkmanın, bir aracı olarak tezgahlandığını, görüp açıklayıp, kabul etmedi ve bu dayatılan sahte, naylon, düzmece, çakma borçları, ödemeyi reddetti. Yabancılar; nezaman, neşekilde ve kime borç verdiyse, ondan alsın! Türk Ulusu, hiç kimseden borç almadı, borcu yok! Türkiyeye; uçak, gemi veya tirenle; 500 milyarlık, dolar veya Euro, hiç gönderilmedi. Yurduna getirilip harcanmış; 500 milyar dolarlık bir parayıda, hiç görmedi! İşbirlikçilerin, emperyalistlerle yaptığı; imtiyaz,kapitülasyon,tahkim,ikiz yasalar,ab-gb sözleşmeleri, nato, emperyalistlerin Türkiyeda askeri üs kurması gibi,teslimiyet, kölelik,mandalık anlaşmalarını tanımadı! “İnsanlar; amaç,umut, emek ve onuru, Devletler ise özgürlük, tam bağımsızlık,egemenlik,ulusal tasarımlı,yerli malı silah,araç ve üretim ekonomisiyle ayakta durur”, İlkesi gereği;Türk Halkının desteğine,birlik,beraberliğine güvendiğinden; bu konuda savaşı bile göze aldı! TC Devletinin; Osmanlı devleti gibi, borç tuzağına düşürülüp, Duyunu Umumiye uçurumuna yuvarlanmasını; halkın bilinçli, onurlu davranışı ve fedakarlık derecesindeki cesur desteğiyle önledi. TC Devletini, Gazi Atatürk ve İnönü döneminde olduğu gibi;terörsüz,tırafik kazasız, borçsuz, bütçesi denk, dış ticareti dengede, kendi kendine yeterli; akledip düşünen, emek verip üreten, ulusal tasarımlı, yerli,Türk malı kullanan, başı onurla dik, alnı açık, özgür, erdemli,hikmetli; yeni genel seçimle iktidara gelen;TC Hükümetine teslim etti.Tekrar yanlış yapılmaması için; CMB, Bakanlık ve Belediyelerin, içerden ve dışardan;TL yada döviz olarak,borçpara,kredi ile hibe,bağış, hediye,askeri malzeme ve yardım almasını, yasakladı.
b)Osmanlı Devletinin; 1.Dünya Savaşında yenilmesinin ve dolayısıyla yıkılmasının sebepleri: Okullarda ezberci eğitim sistemine geçilmesi, eğitim, öğretim dilinin Arapçaya dönüştürülmesi. Okul ders puroğramından,1600 yılında; Türkçe, felsefe, matematik,astronomi,tıp-sağlık derslerinin; Dine aykırı gerekçesiyle kaldırılması. El emeği,göznuru, yerli,milli sanayi üretiminin, çökmesine, işyerlerinin kapatılmasına neden olan; batılı emperyalist devletlere tanınan; kapitülasyon, imtiyaz, tahkim, vergi muafiyeti ile TC devletinin 1954’lere kadar ödemek zorunda kaldığı, hanım sultanlara saray (ör:Dolmabahçe) yapımında, Hicazda, Bizans surları onarımı,Saat kulesi ve Hükümet konağı yapımı gibi, abuk sabuk işlerde kullanılan, Osmanlının; batılı devletlerden aldığı, yüksek faizli borçlardır. Osmanlı devleti; aldığı ve alacağı dış borç ve çakma, uyduruk, menzili düşük,etkisi az silah, top ve yavaş gemiler nedeniyle; Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi devletlerin, bağımsızlık mücadelelerine, oradaki Türklerin jenositine-katliamına karşı (*ör;Balkanlarda;sadece, 1821-1912 döneminde 5 mn aşkın! Yine 1860-1877-1920 döneminde;Ahiska, Revan, Şirvan, Karabağ ile (*Yalnızca 1914-1920 döneminde, Erzurum ve Van yöresinde;ismi bilinen; 500 bin),Türkiyenin doğu bölgesinde, Toplam 2 mn aşkın!); çekingen, tutarsız davranmış ve göz yummak zorunda kalmıştır. Tarih; öğüt, ibret alınmadığı için 2003 ve 2011’de yine tekerrür etmiş, Irak ve Suriyedeki Türkler; zulme uğramış ve TC’yi sözde yönetenler;Öksüz Türklere yapılan bu zulmü,1944-Ahiska-Kırım,1949-Uygur ve 1992-Karabağ-Hocalı katliamında olduğu gibi,yine görmezden gelmiştir.
c)1821-1829’da-Yunanistan, 1908’de-Makedonya ve 1912-Bulgaristanda sahnelenen, isyan,içsavaş,bağımsızlık ve Türkleri; devletinden soğutup,devleti; sahipsiz, savunmasız, korumasız bırakma oyunları; batılı devletlerce, önce ermeni asala,dhkpc ve bölücü pkk(*partiya karkaren kürdistan) kurdurulup, desteklenerek;1978,1984’ten sonra, tekrar oynanmaya başladı. Ülkeyi, aslında abd adına;manda, görünüşte ise sanki bir TC hükümeti, iktidarıymış gibi yönetenler; “pkk’yı muhatap almayız, pkk başka, Kürtler başka, etle tırnağız, pkk’lılar ermeni, olaylara hakimiz, terörün başını ezdik, belini kırdık, sileceğiz, 3-5 eşkıya,çapulcu…” diyerek,Türk Halkını;bugüne kadar, aldatıp oyaladılar? Devlet, 500 milyar dolardan fazla, terörle mücadele ediyor bahanesiyle borca girdi,milli servet yokedildi ve Türk Halkı;hem moralman çökertildi,hemde ekonomik zarar gördü!Ama pkk terör örgütü, 1978,1984’ten bugüne; peşmerge, pejak, kadek, Hizbullah,kck,ypg, pyd’leşip, hatta ışıd,daeş gibi eş örgütler üretip, daha çok güçlendi; siyasi, parasal, askeri taktik, silah ve teknik destek sağlanıp, TC devletinin varlığını, ülkenin bütünlüğünü ve halkın güvenliğini, tehdit eder hale getirildi. Asker ve Polisten, yiğit güvenlik güçlerinin; yurtseverlik ve fedakarlıkla yakalayıp, cesur, dürüst Savcı ve Hakimlerimizin hapse attığı teröristler; altı defa affedilip, tekrar terör yapmaya gönderildi, veya Kamu kurumlarına,belediyelere memur,işçi olarak alındı! Bu teröristler,gündüz külahlı,gece silahlı oldu;olaylarda tanınmamak için bu nedenle, yüzlerini kapatıyorlar! Türklerin, Türkiyedeki varlığını kabullenmeyen batılı emperyalist güçler; halen aralıksız yıkıcı faaliyetlerini sürdürüyorlar.
3- Avrupalı bir yetkili,elçi ve hatta sözde TC BB ile Bakanı; “Kürtlere jenosit uyguladığınız, okullarda sabahları Türküm doğruyum diye,ant söylettiğiniz,onları asimileye çalıştığınız, reddedip, yok saydığınız? Kürtçe konuşmaya, Kürtçe tv’ye, okullarda Kürtçe eğitime izin vermediğiniz, Kürtleri okutmayıp cahil bıraktığınız! Doğuya, güneydoğuya yatırım yapıp; Kürtlere iş, yönetim özerkliği vermediğiniz, onlara başka seçenek bırakmadığınız için; mecburen haklarını, başkaldırı, şiddet yoluyla arıyorlar” diyebilmiş ve TC vatandaşı bizlerde;üzerimize ölü toprağı serpilip,akıl tutulmasına uğratıldığımızdan,bu suçlamayı yuttuk!Yine Alman bir yazar, Türkiye’de yaptığı araştırma sonucu; Türkiye’de 27 ayrı etnik gruptan insan yaşadığını, ileri sürmektedir.Pekiyi,Kürt,Ermeni,Süryani,Rum ve Yahudiler dışındaki diğer 22 etnik grup; yani Arap, Gürcü, Laz, Boşnak,Pomak, Çingen-Roman ve Slavlar; neden Kürtler gibi; pkk, peşmerge, hizbullah, kck,pyd,ypg, kyp, kdp, pejak ile hoybun, dhkpc, asala, hınçak, taşnak ve eoka, etniki eterya örgütleri kurup!TC Devletiyle savaşmıyor, Türk Halkını öldürmüyor? Gazi mahallesi ve Kadıköy’ü savaş alanına çevirmiyor? Cami,İbadethane,okul, karakol, banka, konsolosluk, işyeri ve araç bombalamıyor,orman,belediye otabüsü,tiren,tır yakmıyor? Öncelikle, bu devletin adının;Türkiye Cumhuriyeti olması nedeniyle; bizim, yani kendini Türk soyundan gören, Türk ulusundan kabul edenlerin; çok düşünmesi, aklını başına alması, kafasını gömdüğü; tv, gazete, kahvedeki okey oyunundan, içtiği sigara dumanından ve günlük geçim, nafaka mücadelesinden,ailevi sorunlardan; biraz çıkarıp, tozlu raflardaki Türk Tarihini, hiç olmazsa;Atanın,Nutuk adlı eserini,enazından Gençliğe Hitabesini;bir kere, yada bir daha okuyup; Selçuklunun, Osmanlının, neden yıkıldığını, tekrar düşünmesi gerekir. Yabancılar, bizim gibi iyi niyetli değil. Türkler; azınlık, etnik grup olarak yaşadığı ülkelerde; ikinci, üçüncü sınıf vatandaş; çoğu yoksul ve özgürlükten yoksun. İşte AB üyesi Yunanistan’ın batı Trakya’sındaki 250 bin Türk! Avrupa, AB ve Yunanistan onlara ne veriyor bir sorun! Hatta Yunanistan’a batı Trakyaya gidip; ab asil üyesi, Türk soylu, yunan vatandaşı insanların, nasıl refah içinde yaşadığını! Bir Türkle mal alış verişi yapamadığını, Camilerin çoğunun ibadete kapalı tutulduğu, Vakıf arazilerine el konulduğu, Türkiyeden alınan üniversite diplomalarının kabul edilmediğini, Türkçe yani ana dilde değil üniversite, lise bile bulamadığını, Türkler için %1’lik kontenjan ayrıldığını; eğitimsiz, mesleksiz, sanatsız, işsiz bırakılıp, memurda yapılmadıklarını görün…! Birde, pkk, kck, hizbullah kuran Kürtlerin; Türkiye’de sahip olduğu haklarla kıyaslayın. Kürt kökenli; TBMM de kaç milletvekili, Hükümette kaç Bakan, 500 büyük iş adamının kaçı (*150 imiş), toprak ağalarının, tarikat şıhlarının nekadarı, bir hafta düğün yapan, bin kişiye yemek veren, havaya silah sıkan, gelinine kilo ile altın takan, damadın üzerine dolar saçanlar kim? Irakta,Suriyede,Libyada, Afganistan’da abd’nin işi ne? Vietnam’da; Amerikan vatandaşı hiç kimse yokken, abd; bu ülkeyi bombaladı: Toplam 2,5 milyon insanı öldürdü. Elektrik ve su sistemleri, köprü ve fabrikalar yıkıldı, devlet çöktü. Niçin abd o ülkelere; öldürdüğü insanlar, yıktığı evler, fabrikalar için tazminat vermiyor? Türkiye, 1974’te Kıbrıs’a; abd’nin yönlendirmesiyle, eoka ve Makaryos hükümetinin, zulmettiği Türk kökenli insanların, jenosite uğratılmasını engellemek için gitti! Türk ordusu, Yunan subayı, silahı ve Kıbrıslı Rum gönüllü gerillalarla savaştı. Avrupa insan hakları mahkemesi, ölen Türkleri, Türklere ait yıkılan binaları, el konulan mülkleri, vakıf arazilerini görmezden gelip, Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkum ediyor! Dünyanın çivisi çıkmış; bir ve beraber olmazsak; şakayla karışık söylenen; “sizi, yumuk gözle geldiğiniz, Ortalık Asyaya, çakır gözle geri göndereceğiz, at ile gelmiştiniz, artık yürüyerek mi, koşarak mı gidersiniz, tercih size kalmış?” tehdit ve iması, gerçek olacak! Bunları düşünüp, duyup, gördükçe içim kararıyor. Biz nasıl bu hallere düştük! Birileri birde; ”21.ci yy Türk asrı olacak”,Avrasya Birliği gerçekleşecek,Türk-İslam Birliği kurulacak diye, Türklerle alay ediyor! Bağımsız olduğumuzu, dik durduğumuzu söylüyor ama; ilköğretim 4. sınıfa kadar; Osmanlı devletini yıkan, 2 milyon Türkü şehit eden, emperyalist devletlerin dilini, Türk çocuklarına zorla okutuyoruz. Yoksa, nato üyeliği görüntüsü altında, Türkiye; işgale uğradıda; biz manda, sömürgemi yapıldık? Abd-nato-bod purojesine kul, Ab’ye GeBe,haçlı batının kölesi,cariyesimi olduk? Devletcilik tiyatrosumu oynanıyor! Türk Cumhuriyetleri ve komşularımızla; eşit, güvene, saygıya dayalı, karşılıklı ülke ulusal paralarıyla, serbest ticaret bile yapamıyoruz? pkk adına kaçakçılık yapanlar için; TAE görürken Şehid edilen Mehmetciğin, 4 katı tazminat ödüyoruz! Töremiz, birlik, dirlik ve düzenimiz bozulmuş. İnsan hiç bu kadar saf, ahmak olabilir mi? Ulu Tanrı; hainlere fırsat vermesin, bizi kapıldığımız gaflet uykusundan uyandırsın, akledip düşünmeyi,sorgulamayı, birlik olmayı nasip etsin!Birlik beraberliğimizi bozar,fırka ve cemaatlara bölünürsek;zayıflarız,yüreğimize korku düşer,Ailede huzur,Toplumda barış kaybolur!
4- a)Bilge Kağan; yaptığı reform hizmetleri,bilinçli,ilkeli,idealist,öngörülü, dürüst, cesur davranışlarıyla: Türk halkına güven, ileri görüşlü, gerçekçi sözleriyle; umut verdi, hedef çizdi,örnek,öncü ve önder oldu.
b) *Bilge Kağanın,Öğüdü ve Uyarısı:”Türk ulusu, bütün bu olumsuzluklara, çözülmeden bırakılan sorunlara rağmen, asla yılma.Mücadeleyi elden bırakma! İdealist Türk Gençlerinin; tıpkı tarihte olduğu gibi, bir gün mutlaka, ilerlemiş, güçlü, lider Türkiye’yi; Türkiye toprakları üzerinde, yeniden kuracaklarına olan, inancını yitirme. Amacını, Umudunu kaybeden insan; alkol, uyuşturucu ve kumara esir düşen, veya kurumakta olan bir ağaç gibidir. Bu nedenle, Ulu Tanrıya olan İnancınızı ve Gençliğe duyduğunuz güven ve umudunuzu, kaybetmeyin. Ulu Tanrı, tarihte hep Türk’ün; çaresiz zamanında ona yardımcı olmuş, gönderdiği; inançlı, dürüst, cesur, ilkeli, idealist, akledip düşünen, ileri görüşlü, fedakar bir önderle, onu tekrar ayağa kaldırmıştır. Türkler, 16’sı büyük, 163 devlet kuran; atak, teşkilatçı bir millettir. Yeter ki Türk halkı, ulusunun en iyisini seçip, başına devlet başkanı yapsın. Unutmayalım, daha çok olmadı; yakıp yıkılan, Osmanlı devletinin külleri arasından, Atatürk’ün önderliğinde, Türk Halkının; İstiklal savaşını verip, yokluklar, umutsuzluklar içinde TC devletini kuralı: Ulu Tanrıya şükür;maddi açıdan, 1821 ve 1918’lerle kıyaslanmayacak derecede iyi durumdayız. Batı; azınlıkları; açtığı okullar, verdiği burslar ve silahlarla kışkırtıp, içsavaşa, bağımsız devlet kurmaya yönlendirdi. Osmanlı halkını bölüp, devletini yıktırdı. Batının kini, hıncı bitmediğinden; Cumhuriyet dönemindede Türk vatandaşlarını; Alevi-Sunni, dinidar-mundar, milliyetçi-devrimci, ülkücü-solcu, tarikatçı-laik, aklanmış-haklı diye bölüp, birbirine düşürdü: 1968-1971 ve 1976-1980 yıllarında gençleri; milli görüşçü- devrimci- ülkücü diye bölüp, birbiriyle çatıştırdı! 1978-2011 arası ise TC Devletinin; parçalanıp yıkılmasına yönelik; Türk düşmanları ve hainlerin desteklediği;asala,dhkpc ve kürtçü pkk-kck- peşmerge-pyd-ypg’nin yürüttüğü, acımasız içsavaş*(*16 Ocak 2016 halen), aralıksız sürdürülüyor..!”
5- “Aslında bizi, yani Türkü; başkaları, eski düşmanları çok iyi biliyor. Bir olursak, neler yapabileceğimizi de! Ama biz,Allahın Türke hediyesi;yetenek, beceri,ufuk,etnik kimlik ile gücümüzün, potansiyelimizin farkında değiliz. Onlar; birlik, beraberlik, dirlik ve düzen, barış ve huzur içinde, özgür ve egemen olmamamız için;eski cia, fbi, nato ve mossat başkanlarını, elçi diye Türkiye’ye gönderiyor. Ürettiği; öldürücü KENE, DOMUZ ve KUŞ GRİBİ* (* yetmemişki 2019-2021 DÖNEMİNDE, BİRDE KORONA-COVİT-19 VİRÜSÜ ÇIKARIP; MİLLETİ EVE KAPATIP, İŞYERLERİNİN ÇALIŞMASINI DURDURUP; EKONOMİYİ BATIRMAYI, TC VATANDAŞLARINI, ÖZELLİKLEDE TEO VE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİ, BUNALIMA SOKMAYI PİLANLADILAR! Bence, Korona abartılıp,pireyken deve yapıldı.Amaç;yolsuzluk, yoksulluk, adaletsizlik, ekonomik kırizin ve pkk terörünün üstünü; YASAKLA Örtüp, TC Vatandaşlarını; TC Devletinden soğutup, tc’yi;sahiplenip,savunup,korumasını önlemek!)** Mikrobunu, direnç sistemini çökerten hormonu, zirai ilacı, fenni gübreyi, insanları hasta eden; sözde sertifikalı,GDO’lu sepze tohumlarını, akledip,düşünmeyi, sorgulamayı engelleyen, akgıribi; yurdumuzun il ve ilçelerine saçıyor. Dini İnancı; ruhban DİB’in,Sünnet-Hadis görünümündeki; bidat,hurafe söylemine, Milliyetçiliği, Eğitimi; şekilciliğe dönüştürüp, içini boşaltıyor. Bölücü, yıkıcı asala-dhkpc’yi, peşmerge-pkk-kck-pyd-ypg, elkaide-ışıd-daeşi,fetöyü kurdurup destekliyor. Azgın,acımasız, hain, satılmış, kindar ve kızgınları bulup, terörist olarak yetiştiriyor. Amaç, Türk Halkının; bağışıklık sistemini, direncini, birlik ve dirliğini çökertmek, milli bilinç ve düşüncesini zehirlemek. Yugoslavya, Afganistan, Pakistan, Sudan, Lübnan, Yemen, Libya, Suriye ve Irakta olduğu gibi, guruplara bölmek, içsavaş çıkarmak. Devleti, borçlu, güçsüz, halkı; yoksul,turistik otel,AVM, inşaatlarda,fabrikalarda,sera ve tarlalarda; asgari ücretli köle, cariye yapmak. Bu oyuna gelmeyelim. Batı; “Halkı; inanç ve etnik guruplara böl, birlik ve dirliğini boz, yoksullaştır.Ulusal ve kutsal değerlerin, içini boşalt.Halkı; amaçsız ve umutsuz, kuru kalabalıklara dönüştürüp, birbiriyle çatıştır.”Politikasını; Cumhuriyet dönemindede aynı kin ve hınçla sürdürüyor. Beyni ve kanında,genetik hainlik olanlarda, sömürgeci batıya yardımcı oluyor.” Osmanlı Devletinin;parçalanıp,yıkılıp; milyonlarca Müslüman Türkün, perişan olmasından; ipret,öğüt almayan, Gaflet ve dalalet içindeki cahil ve ahmaklarda,bu yeni kainat devleti oluşumuna, medeniyetler buluşmasına, aklaşmış gözlerini yumarak, bakıyor?!”
C-DİĞER REFORMLAR:
6- Demokrasilerde devlet radyo ve tv’si olmaz. TRT binaları, belediyelere devredilir. Yayın araç, cihaz, arşiv ve materyalleri; yöre üniversitelerine verilir. Tv, radyo, uydu verici ve yansıtıcıları; Telekom’a devredilir. TRT personeli ise Milli Eğitim, Üniversite ve Belediyelerde görevlendirilir.
7- Devlete ait lojman, misafirhane, eğitim ve dinleme tesisleri; öğrenci derslik, pansiyon ve yurt olarak kullanılmak üzere, üniversitelere devredilir. Ayrıca Kredi ve Yurtlar kurumu kaldırılıp, görev, bina ve personeliyle birlikte üniversitelere bağlanır.
8- TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık,Bakanlık ve bunların il ve ilçe müdürlükleri ile Yargı organları, TSK,MİT,Polis, Belediye ve diğer kamu kurumlarının kullandığı; ithal binek taşıt araçları, bir ay içinde defterdarlık, malmüdürlüğü ve belediyelerce; bulundukları yerde halka satılır. Kamu kurumları ve kamu personeli, ulaşım ihtiyacını;Türkiyede üretilen, yerli imalat taşıt araçlarını, özel sektörden kiralayarak, karşılar. Araçlar, makama değil, kamu iş ve hizmetlerinin, yürütümüne tahsis edilir. Siyasi parti, vakıf, dernek, meslek odası, sendika, kooperatif gibi, kamu hizmeti veren DKÖ’ler; bina yaptıramaz ve taşıt aracı satın alamaz. Bina, ulaşım ve taşıma hizmeti ihtiyacını, belediye ve özel sektörden, kiralama suretiyle karşılar.
*SON SÖZ:
“1)Basın,düşünce ve ifade özgürlüğü ile inanç ve ibadet hürriyeti kavramlarının, gerekli hukuksal düzenleme ile hayata geçirilerek; birey ve grupların, topluma kazandırılıp, yönetime gönüllü katılmalarının sağlanması. Özgürlük ve Güvenliğin olmadığı toplumda, kişiler; yalancılığa, ikiyüzlülüğe, yalakalığa yönelir veya banalıma girer;akledip düşünemez,sorgulayamaz, öngörülü davranamaz,buluşçu, icatçı, üretici olamaz ve ülke kaybeder.
2)TC Devleti kurucusu Atatürk’ün: 2011 yılında dahi, aleyhinde olanlardan farkı; 1919’un zor şartlarında, Halkı inandırıp, birleştirip;Osmanlı Devleti yöneticilerinin, yanlışları nedeniyle;yangın yerine dönen ülkenin, külleri arasından; bir Türk Devletini kurmaya yönlendirmesidir. 1938 yılında Tanrının Rahmetine kavuşan, Atayı; utanmadan eleştireceklerine: bu geçen 73 yılda: Atatürk ve Arkadaşlarının;düşman işgali,savaş,Osmanlı borçları ve yokluk şartlarında, yapamadıklarını;düşünüp,yaparak,eksik,yarım kalanı tamamlayıp, hatalı, yanlış olanları düzelterek;Türk Devletinin daha güçlü, Türk Halkının daha özgür, güvenli, huzurlu, mutlu ve umutlu olması için çalışmak yerine, geçmişle hesaplaşmaya yönelmiş? TC Devletini; abd-nato mandası, ab’ye-GeBe, borçlu,vasıfsız göçmen işçi, hammadde kaynağı ve açık, serbest pazar yapmış? Türk Halkınıda; asgari ücrete, yeşil karta,makarna, kömür yardımına, muhtaç kul ve çaresiz insanları; BOD’un piyonu;pkk-peşmerge-kck-pyd-ypg-ışıd-daeşin, mafyanın,çetelerin, insafına terketmiştir.
3)TC Devletinin kurucusu Atatürk’ün, 1938’de Ahrete göçedip, Ulu Tanrıya
kavuşmasından sonra, iktidara gelen TC Hükümetleri; emperyalist batının etki ve güdümünde politika izleyerek, Dış Türkleri yok saydı, ilgilenmedi. Eğer bu devletin adı, Türkiye Cumhuriyeti ve halkın çoğunluğuda Türk soylu ise, ki öyledir. Yoksa bugüne kadar,çoktan; ya yıkılır, yada adı değiştirilirdi! Ata emaneti, Türk Devletini; sahiplenip,savunup,koruyup, yaşatmak isteyenlere, düşen görev: Bu 210 Devletli, 7 milyar nüfuslu Dünyada; 300-500 milyon, Turan kökenli, Türk soylu insan; 7 Bağımsız Türk Devletinde; güvenli,eşit,saygın, özgür ve 20 ayrı ülkede ise bir etnik azınlık gurubu olarak, yaşamaktadır. İşin acı tarafı ise bu ülkelerin çoğu, eski Türk Yurdudur!Örneğin;Rusyanın üçte ikisi,Çinin beşte biri,İranın üçte biri, Bu günkü ermenistan devleti toprakları ise;eski Akkoyunlu,İskit-Saka-Ahiska,Revan,Şirvan,Karabağ Hanlığı, yani kadim Türk yurdu! Türkler, bulundukları ülkede; 3.cü sınıf vatandaş durumundadır. Anadil, Dini İnanç ve İbadet ile kültürel, ekonomik ve siyasi haklarını, gereğince kullanması engellenmektedir. Bu nedenle; Yunanistan, Makedonya, Kosova, Bulgaristan, Romanya, Moldova,Ukrayna, Kırım, Rusya Federasyonu, Kafkasya, Gürcistan, Suriye, Irak, İran, Afganistan ve Çin gibi ülkelerde yaşayan, Türk soy ve soplu insanlara; Çifte Vatandaşlık hakkı tanınır: İsteyenler, hemen TC Vatandaşlığına kabul edilir. Dilerse eski ülkesinde yaşamını sürdürür, dilerse Türkiyeye göçedip, yerleşir. Böylece Türkler; hem bağımsız ve özgür olarak, onurlu bir yaşama fırsatını yakalamış, hemde Türkiyedeki Türk kökenli vatandaş sayısını, artırmış olurlar. Türk Cumhuriyetide; ermeni-asala, bölücü pkk-kck ve ışıd-daeş terörü belasından, parçalanıp yıkılmaktan kurtulur. Bunun başka bir yolu yok! Türkiye; enaz İÖ 13bin-6 bin- 4 bin- iö 2225 yılından beri, Bütün Türklerin, Ortak Vatanıdır. 1071 yılından sonra ise Bağımsız Türk Devletlerinin,kesintisiz yönetimindedir. Selçuklu ve Osmanlı Türk Devletleri; hükümeti, ordusu,sarayı,uçağı olmadığı için değil, Türk Halkı; birlik beraberlik, dirlik ve düzeni bozulduğu, dışlanıp ezildiği, yolsuzlukla soyulduğu,zekat,öşür-aşar,vergi diye kazancı ve savaş,cihat-şehit diye canı alındığı,kadılarca Adalet öldürülüp,zaptiyenin baskı ve zulmüyle,inim inim inletilip, yokluktan sürüm sürüm süründürülerek;Etrakı Bi İtrak yapılıp; devletten soğutulup, devlete sahip çıkıp, savunup, koruması engellendiği için yıkıldı...!” Şuna dikkat edelim;Yunanistan,Bulgaristan,Ukrayna,Polonya,İspanya ve Fıransada, Devlet; kaç kez yıkıldı! Ancak,etnik kimlik,anadil,ulusal kültür;asimileyle öldürülemediği ve halkın çoğunluğu aynı ırktan olduğu için;o topraklarda yine, çoğunluk etnik gurubun egemen olduğu;milli devletler kuruldu!Daha açıkçası, devlet, millet değil, Hükümet değişti!Türkiyenin durumu,bu sayılan devletlerden farklı!Türkiyede, Türlerden başka; 27 etnik gurup var! Biz Osmanlı gibi,tökezleyip,diz çöktürüldüğümüzde; tekrar,yeni bir Türk Devleti kurma şansımız,YOK!? Bunu iyi bilen,sözde TC Hükümetleri; TC Vatandaşlığına; vatanından, içsavaştan kaçan Arabı,Zenci atlet ve futbolcuyu kabul ettiği halde! Ahiska-Mesket,Irak,Suriye Türkmeni, Afganlı; Özbek ve Türkmeni, İranlı;Azeri,Avşar,Kaçar-Koçer-Kaşkayı, Yunanistanlı;Batı Tırakya Türkünü, Doğu Türkistanlı; Uyguru; TC Vatandaşlığına kabul etmiyor,hatta oturma ve çalışma izni bile vermiyor. Kaçak çalışan Ermenileri görmezden geldiği halde, kaçak gelen,vize süresi geçen, Ahiska ve Afganistan Türklerini;Sınır dışı ediyor! Amaç, Türkiyede;Türk etnik kökenli, insan sayısının artışına, engel olmak! Türklerin çoğunluğa geçerek;İçsavaşı önleyip,TC Devletine sahip çıkıp,savunup, korumasını önlemek!? Akledip düşün, sorgula ve 1944-1954 yılından beri;kime oy verdiğini,seni;Osmanlı devletini, parçalayıp yıkanların, torunlarının yönettiğini, gör ve Türksen;TC Devletini,Türk Vatanını,Bayrağını,Namus ve Şerefini, Ana Dilini, Sınırlarını,Milletini;savunup,koruyabilmek için; Kan Kardeşin, Hatta Din- Müslüman Kardeşin; Türklerle Birlik; Bir, Diri-Canlı,İri-Büyük-Güçlü Ol! Birlikten kuvvet doğarmış, Allahın Rahmeti; birlik olanların üzerindeymiş! Allah, insanların inancına ve ibadetine, Ahrette bakacak!İşte örnek;50 Eyaletli Amerika Birleşik Devleti, 28 üyeli Avrupa Birliği, 15 özerk cumhuriyetli Rusya Federasyonu, İkinci sırada yer alan; Dünya ekonomi devi; ÇİN; Honkong, Güney Tay,Kuzey Hen halkı ile Batı Koreli, Kuzey doğu Mançu-Tunghu- Tunguz-Cücen- Cırkin -Kara hıtay, Güney- Ordos-İç Moğolları, Doğu Tacikleri, Tibetliler ile Doğu Türkistan Türklerinden! Bu Halkların; kadim, vatan toplarından oluşturulup, kurulmuştur! Devlette, İnsan Vücudu gibi, bir bütündür. Organları, hep birlikte ve uyum içinde, hareket ederse; sağlıklı ve başarılı olur! Batı, Osmanlıya; 1800 yılından sonra, nasıl Hasta Adam,lakabını takmışsa! TC Devletinide; 1954’ten sonra; abd mandası, nato-bod kulu, ab’ye; GeBe olarak, görmektedir!
E- DEVLET TEŞKİLATI VE KAMU PERSONELİ
DEVLET MEMURLARI KADRO CETVELİ (EK-1)
MEMUR SINIFLARI
YEDİNCİ BÖLÜM
OĞUZ KAĞAN ÜNİVERSİTESİ AÇILIŞI:
Bilge Kağan’ın; küçük yaşlardan beri düşünü kurduğu,göreve gelişinin üçüncü ayında, açma onuruna eriştiği; Oğuz Kağan Üniversitesi’nin, açılış töreninde, Büyük Türk Ulusuna yaptığı konuşma:
“Bir ferdi olma ve hizmet etme şerefine eriştiğim, Büyük Türk Ulusu! Ulusal bilinci, inancı, anadili, töresi, kültürü; gönlünden silinerek, eğitimsiz, bilgisiz,hedefsiz bırakılmak istenen, Türk insanını; bilgili, töreli, bilinçli. Sahip olduğu malı, alınteri birikimi; %50’ye varan oranlarda; vergi, enflasyon, borç,yolsuzluk ve suni krizlerle; elinden alınarak, yoksulluğa itilen insanları, tok. Ufku kara bulutlarla dolu, yarın endişesi içindeki, işsiz, aşsız, sosyal güvencesiz halkı; bir iş,sanat,meslek sahibi yapmak! Bu Yurdun İnsanlarını, geleceğe; özgüvenle, umutla, gülümseyerek, kendiyle barışık olarak, bakabilmesini sağlamak. Türk Dünyasına sevdalı;bilgili,cesur, dürüst, becerikli, inançlı,sabırlı,fedakar,tutumlu, ilkeli, ilerigörüşlü, idealist insanların; asli ve kutlu bir görevi olmalıdır.Ulusal başarıyı,Bireysel başarılar sağlar. Ne mutlu bize ki bugün bu kutlu düşü; gerçeğe dönüştürecek, inançlı, idealist; Türkan, Tomris Hatunları,Yeni Oğuzları, Alperen Gençleri yetiştirecek olan; Oğuz Kağan Üniversitesi’ni açıyoruz. Ulu Tanrıdan dileğim; Alper Tunga, Mete Han, Korkut Ata, Alp Er Manas, Sultan Alpaslan,Karamanoğlu Mehmet Bey, Ertuğrul Gazi, Mahmut Kaşgarlı, Ali Şir Nevai, Yusuf Has Hacip,İsmail Gaspıralı,Tomris Hatun,Yunus Emre,Karacaoğlan, Nasrettin Hoca gibi, Türk ulusuna hizmet eden, Türk Dünyasını birleştiren, Turan Coğrafyasının yetiştirdiği, Türk Büyüklerinin adlarını taşıyan, yeni Üniversiteler kurmayı, bize nasip etmesi! Bu Okullarda; İlbilge Hatun, Tomris Hatun, Korkut Ata, Baga Tarkan, Kürşat Alp, İmamı Azam Ebu Hanife, Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana Celaleddin, Nasrettin Hoca, Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran, Aşık Paşa, Akşemsettin, Uluğ Bey, Ali Kuşcu, Mimar Sinan, Evliya Çelebi, Pir Sultan Abdal, Sevgi Ozanı Karacaoğlan, Koçyiğit Köroğlu, Avşar Dadaloğlu, Barbaros Hayrettin, Piri Reis, İsmail Gaspıralı gibi, eli öpülesi, Gönül Sultanı Öğretmenlerde okuyacak, Türk Gençlerinin; töresini, ilini, dilini, dinini, inancını, kültürünü, amacını, kim bozabilir? Üstte mavi gök çökmedikçe! Altta yağız yer yarılmadıkça; Türkün,Namus ve Şeref Bildiği; Devletini, kim yıkıp, Güğün süsü Bayrağını indirip, Kutlu Vatanını çiğneyip, İslamın Ezan seslerini kesip, Asker ve Polisini, esir edebilir? Turkuaz çağ açarak, tarihe yeni bir GÖKTÜRK Abidesi dikecek; Allah’ın; Var, Bir, Tek Yaratıcı Olduğuna ve Ahrete İnanan; Gönlünde Turan sevdası taşıyan, TÜRK GENÇLERİ; Eline, Beline, Diline Sahip Çıkacak; Akıl ve Fiziki donanımı ile yaratılış anlam ve amacına, yetenek ve becerisine, uygun edindiği; yasal, meşru,topluma yararlı; iş, sanat, meslek ve görevini; yerinde,zamanında, gereğince yapacak; Akledip,düşünüp, ipret, öğüt alıp, sorgulayarak; sigara, uyuşturucu. alkol, kumar ve fuhuş gibi, bir kötü alışkanlık ve zararlı bağımlılık edinmeyecek; Dürüst,Cesur,Öngörülü, Hikmetli, Erdemli, Salih-Saliha, Takva Ehli, Allahın Rızasını Arayan, Yaşamı; Allaha kulluk ve Halka Hizmet Bilen; Türkanları, Oğuzları, Alperen Türkleri; yolundan, kim döndürebilir?
“BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN, ÜSTÜNDEKİ KANDIR,
TOPRAK; EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA, VATANDIR”
*EY TÜRK GENCİ! TİTRE,SİLKİN VE KENDİ ÖZÜNE DÖN!
SEKİZİNCİ BÖLÜM:
GÜLTEKİN YAZITI AÇILIŞI
Türk olarak yaratılmış olmanın; bilinç, sorumluluk,güzel ahlak,dürüstlük,şükür,iyi davranış ve cesaretini taşıyan, Gültekin’in; Ulu Tanrıya uçması üzerine, Bilge Kağan; Kardeşinin anısına, Atakent- Atatürkelindeki Orhun parkına;Gültekin için Yazılı Abide- Bengütaş-Anıt Yazıt diktirdi ve üzerine şu sözleri yazdırdı: “Türk Budunu, kendine dön! Türk kültürünü, öz kardeşini küçük görüp, eski düşmanlarınla dost olursan; ulusal bilincini yitirirsin. Türk’ün o eşsiz ruh ve vicdan sesini dinlemez, Atalarımızın öğüdüne kulak vermez, okuduklarını, öğrendiklerini uygulamazsan; aldanır, yanılır, batıp, yok olursun. Adın, namın kalmaz. Gerçeği görmeyen gafil,yanlışta israr eden cahil, düşmanla işbirliği yapan; ahmak ve hainler; asla onmaz. Kendilerini adam edemeyenler, başkalarının kölesi, cariyesi olur. Hiç uşakların baş tacı edildiğini gördünüz mü? Anasına, babasına, öz milletine ihanet eden; bizede çoktan eder diye düşünüp, verdikleri çıkar sağlama sözünü unutup, seni aşağılamazlar mı?
Turan Yurdunda; birlik, beraberlik olursa; Türk devleti güçlü olur, Türk insanıda dirlik, düzen içinde yaşar. Halkın çoğunluğu; kültürlü, bilinçli olur, ilkeli, dürüst, adaletli davranırsa; azınlıkta kalacak ikiyüzlüler, haksızlık, kötülük, dedikodu yapamaz, ülkede fitne, fesat, karışıklık, isyan çıkartamaz. İşte bu nedenle Türk’ün düşmanları; Türk’ün başına; cesur, dürüst, alp, ileri görüşlü ve bilge kişilerin seçilmesini; Türk devletinin; ilerleyip,kalkınıp, güçlü! Türk Halkının; güvenli, mutlu, umutlu olmasını asla istemez. Yalancıların, ikiyüzlülerin; tatlı, yumuşak, hoş söz, vaat ve söylemlerine, pohpohlamasına aldanıp,başarılı insanları kıskanarak; sakın, senden olanlardan uzaklaşıp, kardeşlerini yalnız bırakma! (A) devletine manda olmayı kabullenme, (B) birliğine, (C) topluluğuna alsınlar, varsın beni; uşak, cariye yapsınlar diye, Türkün düşmanlarına yalvarıp; Türk töresini, Türk kültürünü, Türklük onurunu, ayağa düşürme! Türk İnsanına, geçmişte hizmet eden, mezardaki Rahmetli Atalarının, Vatanı saldırgan düşmana karşı savunurken, canını veren, Aziz Şehitlerin, kutlu ruhlarını incitme. Kendi kendinin, efendisi ol! Osmanlıyı yıkan, eski düşmanlarına; oğlunu; emireri-uşak-köle, kızını;hizmetçi-cariye-odalık-metres yapma!Okuyup,araştırmadan, geçmişin; yanlış ve acılarından,öğüt,ipret almadan, ilkesiz, bilinçsiz, öngörüsüz davranırsan, akledip düşünmeden,sorgulamadan, acele karar verirsen;aldatılır, aşağılanır, horlanır, ezilir ve sonuçta çok üzülürsün. Ama, son pişmanlık fayda vermez. Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz. Evin damını, yağmur mevsimi başlamadan önce aktarmak gerek. Yurdundan ayrılırsan yurtsuz kalır, köksüz ağaç gibi solup kurursun. Türkiye’nin ve sahip olduğun, ulusal değerlerin, kıymetini bil! Ya Güneş ol aydınlat, ya Su ol yeşert, yada haddini- sınırlarını bil, olduğun gibi görün.Ailene,komşuna, hayvana, doğaya, zarar verme! ULU TANRI,Bizi, bu Dünyaya; imtihan için,geçici süreyle gönderdi; bir gün Ahrete geri göçettirip,bu Dünyada;aklımız erip,elimiz,kolumuz tutarken,yaptıklarımızın ve kazandıklarımızın, hesabını soracak! ALLAH; İnanıp, güvenip, Kuranın Rehberliğinde; rızasını kazanmak için gönülden; aklı,malı ve canıyla;iyilik,doğruluk,güzellik ve topluma hizmeti seçen;kalıcı,ıslah edici iyilik yapan,bilinçli,İyi insanları;Cennetle Ödüllendirecek!Fitneci, münafık,terörist, hırsız, hain, nankör gibi; huzur, toplum düşmanı; Kötüleri ise Cehennem azabıyla cezalandıracak!
Ulu Tanrının; Varlığına, Birliğine, Tek Yaratıcı Olduğuna ve Ahrete inanıyor, Ulu Tanrı’yı seviyorum. Bir bütünün, parçası olduğumuz; özü, sözü bir, dürüst, cesur, yiğit Türk kardeşlerime güveniyorum.Türkün düşmanları;birlik olup,bidat ve hurafelerle gönlünü bulandırıp, Türkü bölüp parçalayıp,ülkenin başına geçmiş;Manevi ve Ulusal değerlerin, özünü çürütüp, Türk gibi davranmasını önlemiş! Birlik ve dirliği bozulan, Türkler; İş, Aş için dünyanın her yerine dağılmış, gördüğü her inancı alıp benimsemiş, zulümden yılmış, yoksullaştırılıp, boynu bükülmüş! Hile,fitne ve yalanlarla, mezhep ayrımcılığıyla, Türk Töresinden koparılıp, birbirine düşürülüp, küstürülmüş, TÜRK ULUSU’nu; Turkuaz renkli göğün altında, Turan sevdasında,Ay Yıldızlı Türk Bayrağının gölgesinde, toplayıp birleştirmeyi, kutlu bir hedef, ideal bildim. Yolsuzluklarla yoksullaştırılmış, borca, krize sokulmuş, parası pul edilmiş, Askerin başına çuval geçirilip,Polisi esir edilmiş, natoya manda, BOD’a emireri yapılmış? Gölleri kurutulmuş, Yeşil Ormanları kesilip; çorağa, çöle döndürülmüş ÜLKEYİ; varlıklı, güçlü kılmak için; hikmetli düşünen, erdemli, salih, saliha, takva ehli, güvenilir,cesur,dürüst,öngörülü,idealist,fedakar,bilinçli,haddini bilen insanlarla; gece uyumadan, gündüz dinlenmeden, birlikte mücadele ettik. Birliğini korursan; yücelir, yanılırsan; dağılır, çaresiz kalır; özgürlük,şeref ve devletini yitirirsin. Okuyup öğrenmeden, öğüt dinleyip ibret almadan, akledip düşünmeden, çalışıp yorulmadan, bir değer üretmeden; birde Borçlanıp,gezip tozup,eğlenip,yiyip içip,gülüp geçip,saçıp savurarak,rahat yaşamak isteyenler; önce huzur ve onurlarını, sonrada özgürlük, umut ve geleceklerini yitirirler.
Ey Bizim, Güzel Türk Yurdumuzun, geleceği olan; TÜRK GENÇLERİ! Bireysel ve Ailevi Görev ile İş ve Ulusal Amacınızı başarmak, bu kutlu mücadelede zafere uluşmak için; inanç, umut, fedakarlık, vicdani sorumluluk ve sabırla, planlı, programlı şekilde, dürüstçe çalışarak, akıl ve gönlünüzde çizdiğiniz, hedefe ulaştığınızda; Atalarımızın kutlu ruhu, huzur bulacaktır. Eşitlik, katılım,dayanışma, paylaşma;güven, saygı, anlayış ve uzlaşı ortamında; halk ve yöneticiler, bir araya gelip; birer Bilge, birer Alp olur, birlikte düşünüp, birlikte karar verip, birlikte hareket ederse; Türk Yurdu huzur bulur, Türk Töresi ve Türk Ulusu yücelir.Ulu Tanrının; Rehberliği, Yardımı, Huzur,Umut nimeti, Zafer ödülü ve Rahmeti;Birlik olanların, üzerindeymiş! Türk düşmanı bozguncular; bizi aldatıp, aramızı açmaya, bölüp parçalamaya, fırsat bulamaz. Uyan artık! Yalana aldanıp, gaflete dalıp, Turan Yurdunda özgür, garazsız, egemen yaşayan, Türk Ulusuna; ihanet edip, Türk’ün; kötü duruma düşmesine, sebep olma! Yanılgın, seni kötü duruma düşürür, devletini ise yok eder. Tarih bu gibi ihanet ve acılarla doludur. Türkün düşmanları, Türkü; savaş cephesinde yenerek değil? 163 Türk Devletini; Akledip, düşünmeyen, sorgulamayan; gaflet, dalalet içindeki, ahmakların; münafık hainlere, aldanmasıyla; içerden,sinsice,hileyle yıkmıştır!? Türkler;unutkan olup,tarihten öğüt,ipret almadığı için;Tarih Tekrarlanmış ve bu taktiği; 1821-1829 arası Yunanistan, 1838-1918 arası Ermenistan, 1978,1984 yılından sonrada; pkk (*P artiya K arkaren K ürdistan) uygulayarak, büyük kürdistanı kurmak için, sinsi terörle:Türkleri; devletine küstürüp,birliğini bozup, birbirine düşman edip,borç, faiz, döviz, enflasyonla;geçim derdine düşürerek; TC Devletini; içten çürütüp, sahipsiz, savunmasız, bırakmaya çalışmıştır? Rus; beylik ve devleti; 965-1224 ile 1437 yılında kuruldu ve 1552’de Kazan Türk devletini yıkarak, imparatorluk oldu? İngiltere 1250 yılında kuruldu. İspanya, 1492 yılında, Abd ise 1776’da kuruldu! Bu devletlerin halkı; bilinçli, ilkeli davranıp, birlik olup; devletine, özgürlüğüne, bayrağına, şerefine, sahip çıktığından, halen kurdukları devletleri, varlığını; bağımsız olarak sürdürüyor? Geçmişi karanlık, kötü, fesat, kinci, ikiyüzlü kişilerin; değiştim sözüne inanarak, onları affedip, devlet yönetimine getirmeyin! Asıl azmaz, Kalbi; kötülükle dolu olan, bir kişiden ise; hiçbir zaman, iyi bir iş doğmaz.
Gültekin, Ulu Tanrı’ya uçtu! Kişi seveni kalmayınca, fikirleri unutulunca ölürmüş! Sonsuzu, yalnız Ulu Tanrı yaşar. İnsanoğlu bir gün ölmek için yaratılmış. Siz çocuklarınızı; sevgiyle, bir çiçek, fidan özeniyle, yaşına göre yapabileceği; küçük ev, bahçe işlerini gördürerek, onları dinleyip, sorumluluk, amaç, değer vererek, yeteneğini açığa çıkarıp, bilgi, beceri, tecrübe,bilinç kazandırın. Hafta sonları ve tatilde;pikniğe,ormana,yaylaya kampa götürün,zaman ayırıp; çamur, tahta, tel veya bezden, birlikte bir oyuncak yaparak, başarıyı tattırıp,becerisini, özgüvenini, yaşam sevincini geliştirin. Sabır,şükür,para yönetimi ve tutumluluk hikmet ve erdemi verin!Anlayış,sabır, sevgi, saygı ve merhametle yetiştirin. Çocuklarınıza; hatalı, yanlış davrandıklarında; haftasonu sokağa çıkmama, bilgisayarı bir hafta kullanamama, istediği bisikleti almayı, seneye erteleme gibi, yöntemlerle terbiye etmeye, eğitmeye ve olgunlaştırmaya yönelik, zararsız cezalar verebilirsiniz. Ama sakın dövmeyin! Belirli davranışları yapmaya zorlamayın! Öğütle ikna ederek, ödülle teşvik ederek, güzelliklere yönlendirin. Yararlı, iyi ve doğru alışkanlıklar edinmesine, gayret gösterin. Spor yaparak, dengeli, düzenli beslenerek, çiçek ve hayvanları severek, sağlığını korumasını, aklını ve bilgisini kullanarak;sağlığını korumayı, zamanını ve parasını iyi değerlendirmeyi öğretin. Yeteneğini açığa çıkarıp, Becerisini geliştirerek;ailevi,ulusal sorumluluk, ideal ve umut verin. Yasal, meşru, topluma yararlı bir iş, sanat, meslek; öğrenip, edinmesine yardımcı olun. Ancak, karar verip,seçimi,tercihi,uygulamayı;güvenip, ona bırakın!Asla,baskı,şantaj,zorlama, dayatma,onun adına,tercih,seçim yapmayın! Allah her insanı; bir şeyi, başkalarından daha iyi yapacak;akıl,vücut özelliği, donanımı, yetenek ve becerisiyle yaratmış!Tanrının,sizi; Yaratış anlam ve amacını, araştırıp bulun! İşini, görevini; yerinde, zamanında ve gereğince yapma; vicdani sorumluluk bilincini kazandırın. Allahın Kitabı Kuranın, ilk Ayeti; OKU emri ile başlıyor!Kuranın bir anlamıda; Okunan demek? Bilenle bilmeyen,bir değildir.Okuyan bilir.Ancak bilenler;Akledip,düşünerek, sorgular, geleceği gerçekçi öngörerek,doğru,hikmetli, karar verir,adaleti gözetip,başarıya ulaşıp,huzurlu,mutlu ve umutlu olur. Çocuğunuzu Okutun ki sanatın, mesleğin; altın bilezik, paranın; kötü bir patron, ancak çok iyi bir hizmetçi, kitabın, sporun, en sadık dost, zaman ve sağlığın, kaybedince bir daha kazanılamayan, en değerli hazine, servet olduğunu; iş işten geçtikten, hayatın çilesini çektikten, yaşlandıktan sonra anlayıp, bilmesin! Hayatta; gülmeye, dağlara, denizlere, yeşil ormanlara, kuşlara, çiçeklere, ışıldayan gözlerle bakmaya, fırsat, güç bulsun, istek duysun. Mutlu, huzurlu, özgüvenli, umutlu, birlik ve beraberlik içinde olsun ki siz uçmaya vardığınızda; en değerli eseriniz, biricik çocuklarınız, sizi övücü, büyük işler yapsın; hoşnut kalan, ULU TANRI; TÜRK YURDUNU; BU,BİLGE,ALP,HİKMETLİ,ERDEMLİ, OĞUZ TÜRKLERİYLE,ATATÜRK GENÇLERİYLE diriltip, GÜVENLİK ve huzura ulaştırsın…!
**EY TÜRK BUDUN! YETER! TİTRE VE KENDİ ÖZÜNE DÖN!
* TURAN HALKLARI ADINA, BİLGE KAĞAN GÖKTÜRK
DOKUZUNCU BÖLÜM
SON YOLCULUK:
Bilge Kağan GÖKTÜRK; Türk Ulusunu öksüz bırakarak, 50 yaşında, sevdiği Tanrı’sına kavuştu. Türk Ulusu;CUMHURİYETE,özgürlüğüne sahip çıkıp,laik,demokratik, bağımsız ve egemen olduğu, güvenlik, huzur ve refah içinde yaşayıp, Tek Tanrı İnancı ve Türklük Bilincini yitirmediği, Ayyıldızlı Türk Bayrağını; Turkuvaz renkli göklerde dalgalandırdığı sürece; Oğuzlar, Bilge Kağan’lar, Gültekinler, Atatürkler ve Turan halkına hizmet etmiş, adsız kahramanlar; İlbilgeler, Hürü, Tomris ve Türkanlar, Kokut Atalar, Alperenler, Meteler ve Mehmetcikler; edebi istirahat yerleri, Cennet Bahçelerinde, huzurla yatacaktır. İnsanlar, kalbi durunca değil,seveni kalmayınca, unutulunca ölürmüş! Bir kişiye duyduğumuz sevgiyi, saygıyı; aklımızda, gönlümüzde taşıdığımız, onun fikirlerini, eserlerini, hatırasını yaşattığımız sürece, o bizimledir…!
Okursak, Biz bilgili! Türk Devleti, bağımsız, güçlü! Türk Milleti ise güvenli ve mutlu olur. İyi, doğru, güzel ve yararlıyı; okuyarak, akledip düşünerek, sorgulayarak öğrenmezsek; hata, yanlış yapıp, felaketin acılarını, yaşayarak öğreniriz! Bu durumda da başarısız olur; inancımız sarsılır, pişmanlık duyar, özgüven ve özsaygıyı yitirir, umutsuzluğa kapılıp, mutsuz oluruz.
**Türk Ulusu Olarak, İsteğimiz, Duamız, Sözümüz;
“Bilge, mezarında rahat uyu, Tanrı’nın rahmeti, bağışlaması üzerine olsun. İNŞALLAH, BİLGE KAĞAN, BİLİM VE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ’nin, açılış töreninde buluşuruz…”
*ULU TANRIM; TÜRK ULUSUNU KORU VE YÜCELT!
Ulu Tanrı’ya kavuşan,Bilge Kağan’dan, çocuğuna; 24 adet TSK Vakfı, hisse senedi ve Türklükle ilgili 163 kitap, Türk Gençliğine ise Türklük Sevgisi, Altın değerindeki Atasözleri ve Öğütleri ile Türklüğü Yüceltme, Türk Ulusuna; güvenli, huzurlu ve mutlu olabileceği, bir Yurt sağlama, Türk Devletini, kendi kendine yeterli, dünyanın en gelişmiş, on ülkesinden biri yapma ideali, Türklüğe hizmet etme davası, görevi, sorumluluğu kaldı!Türke Hizmet Bayrağı, Ulusal Görev Nöbeti;Turan Davasını sahiplenip,savunacak;bilge,bilinçli,inançlı,ilkeli, idealist, dürüst,alp,cesur,fedakar,ileri görüşlü: Cumhuriyetçi, Türk Gençlerini, bekliyor.
*NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
*TÜRK ULUSU ADINA: BİLGE TONYUKUK TURAN
Best AI Website Creator